USD
3,8459
EURO
4,5152
ALTIN
153,6828

FURKAN! Sen gitsen de yeşil kalsın bu bahçe…

Sen gitsen de yeşil kalsın bu bahçe… Haberin tez duyuldu. Küçük ellerin yana düştüğünde eli böğründe kalan anneden aldık haberini. Günahla tanışmadan öteye kanatlandığın demde Azrail’i (as) müjdeci, Şeyheyn’i (r.anhum) teşrifatçı ola- rak sana gönderen yüce divanda fermanın yazılmıştı demek ki… Gidişin Filistinli Muhammed, Burmalı Hasan, Suriyeli Bilal gibi olmadı. Ancak aynı kuşakta, ayrı bir […]

FURKAN! Sen gitsen de yeşil kalsın bu bahçe…
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Sen gitsen de yeşil kalsın bu bahçe…

Haberin tez duyuldu. Küçük ellerin yana düştüğünde eli böğründe kalan anneden aldık haberini. Günahla tanışmadan öteye kanatlandığın demde Azrail’i (as) müjdeci, Şeyheyn’i (r.anhum) teşrifatçı ola- rak sana gönderen yüce divanda fermanın yazılmıştı demek ki…

Gidişin Filistinli Muhammed, Burmalı Hasan, Suriyeli Bilal gibi olmadı. Ancak aynı kuşakta, ayrı bir ufku temsil ettin. Küçücük bedenine yüklenen ağır yük seni şikayete sevk etmedi. Gözünü açtığın günden beri secdelere, dualara şahit olduğun bir ocakta yudumladığın sâfî imanın neşvesi ve içine sinen “Allah” sesi, ızdırap halinde de bırakmadı seni.

Günden güne erirken kendinin mi yoksa annenin mi çaresizliği sirâyet etti evinin duvarlarına bilmem. Sahi, ölüm ne ifade ediyordu ki senin için. İnsanlığın öldüğü bir demde “Ha olmuşsun ha ölmüşsün!” dedin mi acaba. Sâfi kalbin ve temiz sinenle ötelere kanat çırpıp giden sen mi yoksa dört bir yanda kol gezen canlı cenazeler mi ölü şimdi?

Küçük dost, ellerinden gelse aile efradına “Kırk katır mı kırk satır mı?” diyerek hüküm biçmeye teşne sırtlanlar, imanlarının gereği olarak(!) teselli şerbetleri sunuyorlar onlara, “Ne olmuş, ötede size şefaat eder. Dünyanın kirine pasına bulaşmadı.” diyorlar. Demek kiri pası biliyorlar, bulaşmanın ne anlama geldiğinden haberdarlar. Keşke senin gibi bir masumun çamura bulaşmamasını teselli mevzuu ederken birazcık da kendileri batmamaya gayret etseler…

Umarım kederli vâlidenin rüyalarına sık misafir olur da öteler sofrasının ikramlarından haberler getirirsin ona. Daralmış sinesine ferahlık salarsın. Değil mi ki temiz ruhlar hapsolmaz itikadımızca.

Sana bu mektubu yazarken aklıma geldi de hemen davranıp aşağıdaki sözleri dilendiren nağmeleri dinledim “Yeni Çağ”dan. Sen yeni çağı, güzel günleri göremedin dünya gözüyle. Lakin öyle bir yaşta ve öyle bir hal ile göçtün ki… dünya gözüyle dünyaya bakanların çoğunun nazarı orada da olsan senin ufkuna yetişemeyecektir Allahu a’lem.

Ben seni anıp ufka bakarken sen de bir başka ufuktan ibretli dünyanın halini seyret. Gel şimdi ümit bestesini ben buradan, sen de oradan beraber dinleyelim:

Ağla sen güzel çocuk, gözlerin şahit olsun

Gözyaşınla ıslanan ellerin şâhit olsun

Çok yakın güzel günler, bir kez daha ufka bak

Hep semaya açtığın yüreğin şahit olsun

Yürü sen güzel çocuk, sokaklar şahit olsun

Seni mahsun bırakan bu târih şâhit olsun

Çok yakın güzel günler, bir kez daha ufka bak

Hep semaya açtığın yüreğin şahit olsun

Şahit olsun kainat, alemler şahit olsun

Titreyen sesin ile yüreğin şahit olsun

Çok yakın güzel günler, bir kez daha ufka bak

Hep semaya açtığın yüreğin şahit olsun

YORUMLAR






    0 YORUM