USD
3,9528
EURO
4,7185
ALTIN
164,0309

SÜRECİN GETİRDİKLERİ – 4

(YURTDIŞINDA ÇALIŞAN) BİR ÖĞRETMENİN GÖZÜNDEN: SÜRECİN GETİRDİKLERİ-4 Maslahatgüzarı gibi konsolos bey de gemi azıya alıp bu kampanyalara tüm gücüyle destek verdi. Yunus Emre Enstitüsü’nün talebelerine verdiği konferansta, “Filanların kurslarına gitmeyin, onlar terörist!” demekle kalmadı, “Eğer Türkiye’ye gitmek istiyorsanız onların kapısından içeri girmeyin. Biz onları izliyoruz. Onlarla görüşenleri tespit ediyoruz. Bu durumda Türkiye’ye gitmek sizin için […]

SÜRECİN GETİRDİKLERİ – 4
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

(YURTDIŞINDA ÇALIŞAN) BİR ÖĞRETMENİN GÖZÜNDEN:

SÜRECİN GETİRDİKLERİ-4

Maslahatgüzarı gibi konsolos bey de gemi azıya alıp bu kampanyalara tüm gücüyle destek verdi. Yunus Emre Enstitüsü’nün talebelerine verdiği konferansta, “Filanların kurslarına gitmeyin, onlar terörist!” demekle kalmadı, “Eğer Türkiye’ye gitmek istiyorsanız onların kapısından içeri girmeyin. Biz onları izliyoruz. Onlarla görüşenleri tespit ediyoruz. Bu durumda Türkiye’ye gitmek sizin için hayal olur.” dedi.

Süreci daha iyi anlama konusunda Arapça konuşanlara destek olma amacıyla hazırlanan yayınları tercüme ettirip sağda solda bunları yalanladılar. İddialarına akademik ve seviyeli bir zaviyeden cevap verilmesi onları çok üzmüş olmalı.

Bu süre zarfında okulda neredeyse Türk veli kalmadı. Tarafsız kalıp çocuklarını aldırmayanlar da fişlenme ve referans mektubu alamama tehdidinden dolayı ayrıldılar. Ayrılanlar kendilerine ettiler. Ne tür memnuniyetsizlikler yaşadıkları kulağımıza geliyor. Bu işin okula bakan yönüyle ise en ufak bir maddi zararı olmadı. Bilakis okul bu işten çok kar etti. Yıllardır “Biz de sizdeniz, zamanında biz de burs verdik, biz eski veliniziz…” diyerek indirim diye diretenlerin yerine pazarlık etmeden ful ödeme yapan yerli vatandaşlar geldi. Üstelik kayıt sayısında patlama yaşandı.

Geçenlerde ilk kopmaların yaşandığı günlerde safını belli eden bir velimizle karşılaştık. Önce beni görmezlikten geldi. Neyse deyip yanına vardım ve selam verdim. Suçluluk edasının okunduğu sahte bir sevecenlikle yüzüme bakışını kolay kolay unutmayacağım…Bu haliyle bana eski bir velimi hatırlattı. İstanbul’da çalıştığım yıllarda sıkça görüştüğüm, baldudak bir velimiz vardı. Haftalık olarak düzenlenen veli kahvaltılarımıza gelir, biz de kendisini ziyaret ederdik. Çok saygılı, nazik, candan biri olarak bilirdim kendisini. Gazeteciydi. Bir gün çalıştığı gazeteye gitmiştim, orada çalışan bir arkadaşımı ziyaret edecektim. Koridorda o velimizle karşılaştım. Selamlaşıp sarıldık. Sebeb-i ziyaretimi sordu. Görüşeceğim kişinin ismini söyledim. Ben gittikten sonra arkadaşımı bulmuş, demiş ki: “Yahu sen bu adamı nereden buldun? Ben bunları gördüğümde bir kaşık suda boğasım geliyor!” Tabi ben bunu duyunca hem şaşırdım hem yıkıldım. Tabi arkadaşım da bana aynı soruyu sordu: “Abi sen bu adamı nereden buldun!”

Anlattığım olay 6-7 sene öncesine ait. Bugünlerin ayak seslerinden biri.. Bugün ise ak kara belli oldu. Gerçekten de bu süreç turnusol kağıdı gibi milletin rengini belli etti.

Bu arada elçilik çalışanları “Bizimle alakası yok.” diyerek işlemlerimizi sebep göstermeden askıya aldı. Dilekçe ve telefonlarımıza dönmediler. El konan pasaportlar ise uzun hikaye…

Yakın zamanda beş arkadaşımızın anne babaları vefat etti ve cenazelerine gidemediler. Toplanıp gıyabi cenaze namazlarını burada kıldık. Taziyeler verip Fatihalar okurken birilerine de rahmet okuduk(!)

Mecburen yurttan ayrılan, mal ve mülklerine el konan kimi yaşlı başlı tanıdıklarımız bunlar yetmemiş gibi bir de vatandaşlıktan çıkarılma durumuyla karşı karşıya kaldılar.

“Eskiler gün-be-gün yevmü’l-beter” derler ya. İşte böyle bir durum yaşandı ve yaşanıyor. Velhâsıl-ı kelâm, “Bindik bir alâmete, gidiyoruz kıyamete!”

M. Lütfi Şengül

YORUMLAR

    Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.






    0 YORUM