USD
3,8229
EURO
4,6678
ALTIN
164,1582

Maksat safımız belli olsun

Hele bir de hitap ettiğiniz kitle, okuma sorunlu, analiz özürlü, sentez ve külli düşünce kabiliyetinden mahrum ise anlatmak ve anlaşılır kılmak adeta deveyi iğne deliğinden geçirmeye teşebbüs etmek gibi bir şey haline geliyor.

Maksat safımız belli olsun
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Son 5-6 yıldır Türkiye’de ne olup bittiğini kendi insanımıza anlatmanın bile hiç kolay olmadığı ortadayken olayların gerçek yüzünü bizim dışımızdakilere ve yabancılara anlatmanın ne kadar zor olacağı tahmin edilebilir. Hele bir de hitap ettiğiniz kitle, okuma sorunlu, analiz özürlü, sentez ve külli düşünce kabiliyetinden mahrum ise anlatmak ve anlaşılır kılmak adeta deveyi iğne deliğinden geçirmeye teşebbüs etmek gibi bir şey haline geliyor.

İlahiyat kökenli olmama rağmen darbe öncesinde kapatılan bir medya kuruluşunun Arapça bölüm başkanlığı görevine getirildiğim 2011 yılından beri medya dünyasının içindeyim. Bu tarihten itibaren gerçek anlamada bir sürü tarihi olaya tanıklık ettim, belki de bizzat öznelerinden biri oldum. En önemlisi de demokrasi ve insan hakları söylemi ile yola çıkan bir partinin, yolun sonunda nasıl bir diktatörlüğe evrildiğini, “özne” olmaya aday bir ülkenin nasıl etkisiz bir “nesne” haline dönüştüğünü bire bir gözlemledim. Gözlemekle kalmadım gerek günlük haberler gerekse analiz haber ve yazmaya çalıştığım mütevaziyane makaleler ile bir toplumun AB’ne varmak üzere AKP trenine bindirilip sonra da yarı yolda dümenin nasıl 3. dünya ülkelerine doğru kırıldığını zaman zaman kendi dünyamıza zaman zaman da Arap Dünyasına da anlatmaya çalıştım.

Son 6 yılda tanıklık ettiği hadiseler bir belki bir kaç asra sığacak kadar büyük ve önemli olması nedeniyle Türkiye, “sünnetullah” dediğimiz, bir liderin, partinin, devletin, milletin yükseliş ve düşüşüne neden olan objektif etkenleri ve bunu düzenleyen kanunları bir kez daha ehl-i nazar ve ibrete sunması açısından çok zengin bir laboratuvar oluşturmaktadır. Bu açıdan eli kalem tutan herkesin, özellikle tarihçi ve düşünürlerin R. T. Erdoğan liderliğindeki Türkiye’nin son 15 yılını bütün yönleri ile ele alıp incelemesi büyük bir önem arz etmektedir. Ayrıca bu karanlık süreç bittikten sonra yaşanan birçok hadisenin beyaz perdeye de aksedeceğinden şüphemiz yoktur.

İleride bugünlerin tarihini yazacaklara malzeme sunma adına biraz vakanüvislik nev’inden, biraz da analiz içerikli yazılarla zaman zaman okuyucuların karşısına çıkmaya çalışacağım. Konunun ehli olmadığımızın farkındayız, ancak doğruyu söyleyenin dokuz köyden kovulduğu, hapisle başlayıp ölümle sonuçlanabilen süreçlere tabi tutulduğu bir dönemde söylenecek her sözün hem halk hem de Halık katında eşsiz bir değere sahip olacağının da bilincindeyiz.

Ayrıca bugünlerin tarihini yazacak ve okuyacak yarının aydınlık nesillerine “safımızı belli etme” gibi bir amacı da taşıdığımızı belirtmekte bir beis görmüyorum.

YORUMLAR






    0 YORUM