USD
3,7890
EURO
4,6608
ALTIN
161,9311

Suud ve Kuzey Irak’ı birlikte okumak gerek!

Her ne kadar dünya kamuoyunda çok fazla tartışılmasa da Kuzey Irak ve Suudi Arabistan’da yaşanan gelişmelerin birbiriyle ilgili olduğunu düşünüyorum.

Suud ve Kuzey Irak’ı birlikte okumak gerek!
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

 Her ne kadar dünya kamuoyunda çok fazla tartışılmasa da Kuzey Irak ve Suudi Arabistan’da yaşanan gelişmelerin birbiriyle ilgili olduğunu düşünüyorum.

Tüm dünya, Kürtlerin bağımsızlık referandumunun pürüzsüz yürürlüğe gireceğini düşünürken, bir anda Kürtler yalnız başlarına kaldı ve Kerkük gibi stratejik bir kenti Şii Bağdat yönetimine kaptırdı.

Aynı şekilde prensler arası bir koalisyon şeklinde yönetilen Suudi Arabistan’da da Veliaht Prens Muhammed bin Salman’ın rakiplerini silme operasyonu başladı.

Peki her iki olayın birbiriyle ilişkisi ne? Cevabı çok basit: İran.

Kimilerine komplo olarak değerlendirilebilecek bu tezi açıklamaya çalışayım.

Bilindiği gibi Bush yönetimi, 11 Eylül 2001’deki ikiz kulelere yönelik terör saldırısını, Saddam Hüseyin yönetimi ile ilgisi olmamasına rağmen Bağdat’ı cezalandırmak ve Saddam’ı devirmek için kullandı.

Tabi Saddam’dan önce de yine 11 Eylül ile alakası bulunmayan Taliban’ı ortadan kaldırmak için Afganistan’a savaş ilan etti. Her iki rejim de İran’ın azılı düşmanlarıydı. İki yıl içinde Taliban büyük bir darbe yerken, Saddam rejimi de devrildi.

Sonuçta ne çıktı ortaya? Etki alanı muazzam genişleyen bir İran. Hem Bağdat’ta kontrolü ele geçirdi, hem de Afganistan’ın içlerine kadar nüfuz etme imkanı buldu. Aynı zamanda iki azılı düşmanı da bertaraf oldu.

On yıllardır Batılı strateji dergilerinde Irak, Suriye, Türkiye, Suudi Arabistan, Yemen, Ürdün gibi ülkelerin parçalanacağını gösteren haritalar yayınlanır. Şu ana kadar Irak ve Suriye fiili olarak parçalandı. Sırada da Suudi Arabistan’ın olduğu tahmin ediliyor.

Bu haritalara göre Suudi Arabistan’ın 4 ya da 5’e bölüneceği iddia edilirdi.

Şimdi ister komplo deyin, ister korkunç bir proje olarak değerlendirin, Suudi Arabistan’ın parçalanması en fazla kimin işine gelir? Tabi ki İran’ın. İran’ın Körfez’de yayılmasının önündeki en büyük güç olan Suudi Arabistan’ın parçalanması durumunda, İran hem Suudi Arabistan’ın doğusundaki petrol zengini Şii bölgeler üzerinde, hem de Yemen, Umman, Bahreyn ve diğer Körfez ülkeleri üzerinde mutlak bir hakimiyet kuracak.

Muhammed bin Salman bu oyunların farkında mı bilmiyorum ama eğer Veliaht Prens, kısa sürede gücünü pekiştiremezse, yaşanacak muhtemel taht kavgalarında Suudi Arabistan’ın dile getirdiğim senaryodan kaçması mümkün olmayacak.

Peki Kürtler ya da Kuzey Irak, bu senaryonun neresinde? Kürt Lider Mesut Barzani’nin ifadesiyle, Şiilerden daha güçlü ve organize bir güç olan Peşmergelerin kısa sürede Kerkük ve bazı kentlerden çekilmesinin en büyük sebebi, İran’la her zaman dirsek temasında bulunan Celal Talabani’ye yakın güçlerin ihanet etmesi.

Daha önce Musul’da İŞİD teröristlerine karşı silahlarını dahi bırakarak kaçan Irak ordusunun düzenli Peşmerge güçlerine karşı birkaç saat içinde gösterdiği zaferin ihanetten başka da bir açıklaması olamazdı zaten.

Peki Kürdistan ya da diğer adıyla Kuzey Irak’ta yaşanan bu gelişmenin İran’la ne ilgisi var?

Arap Yarımadası’nı güneyden kuşatacak olan İran’ın Akdeniz’e ulaşmasının tek yolu Kürtler. Çünkü Irak’ın orta kesimlerinden Baas rejiminin kontrolündeki Akdeniz’e kadar geniş bir coğrafyada Sünni Araplar etkin. İran’ın bu bölgeler üzerinde kalıcı bir etki oluşturması mümkün değil.

Bunun için de tek yol Kürtler kalıyor. Kuzey Irak’ın yanı sıra Kuzey Suriye’de de fiili bir devlet kurmaya çalışan Kürtler, neredeyse Akdeniz’e kadar geniş bir coğrafyada söz sahibi durumdalar.

Denize çıkış bulamayan Kürtlerin büyük bir devletin, özellikle de Türkiye ya da İran’ın desteğini sağlamadan ayakta kalması mümkün görülmüyor.

Türkiye de bağımsız bir Kürt devletini varlığı için büyük bir tehlike olarak gördüğünden, İran’ın bu fırsatı kaçırması düşünülemez.

Dolayısıyla önümüzdeki yakın dönemde Kürtleri kontrol etmeye çalışacak olan İran’ın, Rusya ve ABD’nin de yardımıyla yüz yıldan fazla bir süredir masada olan bağımsız bir Kürt devletinin kuruluşunu hızlandırmaktan geri kalması düşünülemez.

Baas rejimiyle her zaman yakın bir temasta bulunan Suriye Kürtlerinin İran’ın desteğini reddetmesi zaten düşünülemez.

Sonuç olarak yukarıda dile getirdiğimiz iddialar birer komplo. Ancak bu komplonun gerçekleşmesi için tüm şartlar mevcut.

Bu komploya engel olabilecek Sünni Arap ülkeleri ve Türkiye zaten çoktan denklemin dışında kalmış durumda. Özellikle Erdoğan rejiminin yaşanan gelişmelere müdahale edecek ne gücü var, ne de niyeti.

Her ne kadar perde önünde bağımsız bir Kürt devletine karşı olduğunu haykırsa da Erdoğan’ın gerçek niyetinin bu yönde olmadığını herkes biliyor.

Yani bağımsız bir Kürdistan’ı ilk alkışlayacak kişilerden birinin de Erdoğan olacağını bilmek gerek. Tabi kamuoyunun önünde farklı bir tavır takınacak.

 

YORUMLAR






    0 YORUM