USD
4,0997
EURO
5,0149
ALTIN
175,0032

Ahlakım Güzel mi? Aileme Sorun! (1)

Efendimizin mübarek beyanları içerisinde “Aile Meselesi” her şeyden önce “Kâmil İman” ve “Güzel Ahlak” meselesidir.

Ahlakım Güzel mi? Aileme Sorun! (1)
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Efendimizin mübarek beyanları içerisinde “Aile Meselesi” her şeyden önce “Kâmil İman” ve “Güzel Ahlak” meselesidir.

(أَكْمَلُ المؤْمنين إِيمَاناً أَحْسنُهُمْ خُلُقاً، وَخِياركُمْ خيارُكم لِنِسَائِهِم (ت

“Müminlerin imanı en kâmil olanı, ahlakı en güzel olanıdır, sizin hayırlınız da eşine hayırlı olanlardır.”

Demek ki, kâmil imanın en önemli göstergesi güzel ahlak, onun da en önemli bir tezahürü en yakın dairede olanlara hayırlı davranabilmektir.

Evet bizler sadece eş değiliz ki aramızda sadece eşler arasında söz konusu olan hukuk geçerli olsun. Bizler aynı zamanda insanız, Müminiz, Müslümanız. O halde ister aile içerisinde isterse de dışarıda, insanlığın, imanın ve İslam’ın hükümleri ile bağlıyız. O halde meseleye sadece aile hukuku açısından değil insani, imani ve islami esaslar açısında da bakmak vazifemizdir.

Basit bir örnek ile meseleyi açmaya çalışalım. Mesela yolda giderken karşımıza alevler içinde yanan bir çocuk çıksa ne yaparız? Tabi ki hemen insanlığımızın gereği olarak onu kurtarmak için alevlerin içine gireriz. Onu kurtarmaya koşarken bizi harekete geçiren nedir? Kendi çocuğumuz olması mı? Akrabamız olması mı? Tanıdığımız olması mı? Hayır. Bizi harekete geçiren insanlığın genel geçer kanunlarıdır. İçimizdeki insaniyet sebebiyle o çocuk bizim çocuğumuz olmasa da veya akrabamızdan birisinin çocuğu olmasa da, hatta ve hatta o çocuk mümin bir insanın çocuğu olmasa bile onu kurtarırız.

Dikkat edersek, burada evlat olma, akraba olma veyahut dindaş olma kanunlarına göre hareket etmedik. Halbuki bu kanunlara göre hareket etseydik, “bana ne benim akrabam mı” diyebilirdik. Veyahut “beni ilgilendirmez dindaşım bile değil” diyebilirdik.

Aynen bu misalde olduğu gibi ailemize de yardım söz konusu olunca meseleye sadece aile hukuku açısından bakarsak, “ben eşime yardım etmeye mecbur muyum? O benden bunu isteyebilir mi? Eşler arası hukukta böyle bir hak var mı? diyebiliriz.

Ancak başta da ifade edildiği gibi bu gibi yerlerde insaniyet, İslamiyet, iman, takva, ihlas gibi pek çok esaslar kanunlarıyla beraber devreye girer ve hükmünü icra eder.

Mesela şu ayetlerin ve hadislerin ışığında ailede birbirimize tavır takındığımızı düşünelim. Eşimizin de bir insan, bir Mümin ve bir Müslim olduğunu düşünerek bu ayet ve hadisleri tatbik edelim. Bakalım o zaman Allah’ın inayeti ile hiçbir problem kalıyor mu?

Eşlerin birbirlerine yardımcı olmaları ve zorluk çıkarmamaları:

(من نَفَّس عن مؤمن كُرْبة منْ كُرب الدُّنْيا، نفَّس اللَّه عنْه كُرْبة منْ كُرَب يومِ الْقِيامَةِ (م

“Kim bir müminin dünya sıkıntılarından bir sıkıntısını giderirse, Allah da onun kıyamet sıkıntılarından bir sıkıntısını giderecek”

Eşimiz de bir mümin değil mi? Onun da sıkıntılarını gidermek, Allah tarafından bizim de bir sıkıntımızın giderilmesini netice vermez mi? Yoksa bu hadis eşimizin dışındaki herkes için geçerli de sadece onun için geçerli değil mi?

(منْ يسَّرَ على مُعْسرٍ يسَّرَ اللَّه عليْه في الدُّنْيَا والآخِرةِ (م

“Kim zorda kalmış birisinin işini kolaylaştırırsa, Allah da ona dünya ve ahirette işlerini kolaylaştırır.”

Ev işlerinde eşlerine yardımcı olup onların işlerini kolaylaştıranlara “kılıbık” diyenlerin kulakları çınlasın!

(واللَّه فِي عوْنِ العبْد ما كانَ العبْدُ في عوْن أَخيهِ (م

“Kişi kardeşine yardım ettiği müddetçe Allah ta ona yardım eder.”

Eşimiz de iman cihetiyle din kardeşimiz sayılmaz mı? Ve ona yardım, Allah’ın yardımının gelmesine vesile olmaz mı?

(من كان في حاجة أخيه كان الله في حاجته (متفق عليه

“Kim kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allah ta onun bir ihtiyacını giderir.”

Bir önceki hadiste zikredilen mülahazalar bu hadis için de geçerli değil midir?

(ومن يشاقق يَشقُق الله عليه يوم القيامة (ب

“Kim zorluk çıkarırsa, Allah da kıyamet gününde ona zorluk çıkarır.”

Şayet eşlerimize “ben böyleyim, benim huyum budur, beni böyle kabul et, ben değişemem kusura bakma” dersek ve ona sürekli zorluk çıkarırsak, Allah da bize kıyamet gününde zorluk çıkarmaz mı? “Allahım kolaylaştır” diye yalvardığımız zaman bize dünyadaki zorluk çıkardığımız kareleri göstermez mi?

Eşlerin birbirinin kusurunu örtmesi ve açmaması:

(من رد عن عرض أخيه ردَّ الله عن وجهه النار يوم القيامة (حم، ت؛ عن أبي الدرداء

“Her kim kardeşinin ırzından, namusundan, onun namusuna zarar verecek herhangi bir şeyi uzaklaştırırsa, Allah da kıyamet gününde onu ateşten uzaklaştırır.”

(من رد عن عرض أخيه كان له حجابا من النار (هق؛ عن أبي الدرداء

“Her kim kardeşinin ırzından, namusundan herhangi bir şeyi uzaklaştırırsa, bu yaptığı kıyamet gününde Cehennem ile onun arasına bir perde olur.”

(من ستر أخاه المسلم في الدنيا فلم يفضحه ستره الله يوم القيامة (ح

“Kim dünyada Müslüman kardeşinin (ayıplarını, kusurlarını, günahlarını) örter ve onu rezil etmezse Allah da kıyamet günü onun (ayıplarını ve günahlarını) örter.”

Demek ki öbür alemde ateşten uzak kalabilmenin veya ateş ile aramıza perde çekebilmenin en önemli esaslarından birisi bu alemde İslamiyet cihetiyle kardeşlerimizden kötülükleri uzaklaştırmak ve onların avukatı olmaktan geçiyor. Peki bunu ailemiz için de düşünemez miyiz?

(ومنْ سَتَر مُسْلِماً سَترهُ اللَّه فِي الدنْيا والآخرة (م

“Kim bir Müslümanın (ayıplarını, kusurlarını, günahlarını) örterse Allah da hem dünyada hem de ahirette onun (ayıplarını kusurlarını ve günahlarını) örter.”

Bu hadis-i şerife göre hareket eden eşlerin, birbirlerinin ayıplarını ve kusurlarını başkalarının yanında açmalarına ve anlatmalarına imkân var mı?

Ayrıca bu hadis-i şerife göre hareket eden müminlerin öbür alemde günahları karşısında rezil olup utanmaktan nasıl kurtulacaklarına dair şöyle bir hadisi de zikretmeden geçmeyelim.

إن الله يدني المؤمن فيضع عليه كنفه ويستره من الناس ويُقرِّره بذنوبه فيقول: أتعرف ذنب كذا؟ أتعرف ذنب كذا؟ فيقول نعم أي ربِّ حتى إذا قرَّره بذنوبه ورأى في نفسه أنه قد هلك قال: فإني قد سترتُها عليك في الدنيا وأنا أغفرها لك اليوم. ثم يعطى كتابَ حسناته بيمينه (حم، ق، ن، ـه؛ عن ابن عمر)

“(Hesap gününde) Allah Teala bir mümini kendisine yaklaştırıp üzerine bir örtü koyacak ve onu insanlardan gizleyecek. Sonra bütün günahlarını şöyle diyerek ona itiraf ettirecek: “Şu günahını biliyorsun değil mi, şu günahını da biliyorsun değil mi?” Kul bütün bu sorulara: “Evet ya Rabbi” diye cevap verecek. Allah bu şekilde bütün günahlarını ona ikrar ettirince, kul kendi kendine: “İşim bitti, helak oldum” diyecek.  Fakat Cenâb-ı Hak ona şöyle diyerek müjde verecek: “Bütün bunları dünyada senin için gizlemiş örtmüştüm, haydi bugün de seni affediyorum.”  Daha sonra da iyilik kitabı ona sağ tarafından verilecek.”  Yani tabiri caiz ise ona: “Sen setrettin ben de setrettim, haydi git bugün seni affettim” diyecek.

Tabii bir de madalyonun öbür yüzü var:

(من سمّع، سمّع الله به يوم القيامة (ب

“Kim (birilerinin kusurlarını başkalarına) işittirirse Allah da onun (kusurlarını ve günahlarını kıyamet gününde (başkalarına) işittirecek.”

Bu da yukarıdaki hadis-i şerifte zikri geçen hususun başka bir şekilde ifadesidir. Yani biz insanların veya eşimizin kusurlarını örtmez başkalarına anlatır ve işittirirsek, kıyamet günü de Allah bizim kusurlarımızı herkese işittirecek. “Ört kusurlarımı ne olur Allahım, beni mahcup etme!” dememiz bir işe yaramayacak.

Eşlerin birbirine merhamet ve şefkat etmeleri:

(الراحمون يرحمهم الرحمن، ارحموا من في الأرض يرحمكم من في السماء (رواه أبو داود والترمذي

“Rahman merhametli olanlara merhamet eder, siz yeryüzündekilere merhamet edin ki, semadakiler de size merhamet etsin.”

Eşimiz de yeryüzünde bir insan olması hasebiyle ona da merhamet etmemiz rahmeti kendimize celp etmemize inşallah vesile olacak.

Bu meyanda başka hadisler de var tabi ki:

(من لا يرحم الناس لا يرحمه الله (رواه مسلم

“İnsanlara merhamet etmeyene Allah da ona merhamet etmez.”

من لم يرحم لا يرحم

“Merhamet etmeyene merhamet olunmaz.”

(Haftaya devam edecektir…)

Ragıb HİKMET

YORUMLAR






    0 YORUM