USD
4,4937
EURO
5,2915
ALTIN
186,8043

Din Eğitiminin Günümüz Eğitim Anlayışındaki Konumu

Ancak günümüzde, pek çok konuda olduğu gibi maalesef eğitimde de büyük dengesizlikler mevcuttur.

Din Eğitiminin Günümüz Eğitim Anlayışındaki Konumu
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Yüce Allah’ın yarattığı insan, O’nun koymuş olduğu temel prensiplerle uyum içinde olduğunda, evrendeki düzen ve denge sağlanır. Ancak günümüzde, pek çok konuda olduğu gibi maalesef eğitimde de büyük dengesizlikler mevcuttur.

Bugünün eğitim anlayışı daha çok zihin gelişimini desteklemektedir. Din, ahlak ve değerler eğitimi aynı derecede önemsenmemektedir. Sosyal-sanatsal yaklaşım ve kavramlar yeni yeni literatüre girse de çok cılız kalmaktadır. Eğitimin hiçbir kademesinde hak ettiği yeri alamamaktadır. Daha çok, hayattan soyutlanmış, kültürel bir bilgi formatında kalmaktadır. Oysa bencillikten arındırılmış, ihtirasların dizginlendiği, hak, adalet, vicdan, faydalı olma, vb. yüksek duygu ve kişilik özellikleriyle donatılmış insan yetiştirmek, her şeyden daha önemlidir.

Dünyayı yaşanmaz hale getirenler sadece cahiller değildir. Bunda herkesin payı vardır. Belki daha yüksek oranda bu pay, ilim tahsil etmiş insanlara aittir. Yeterli vicdan ve irade eğitimi almamış her seviye ve kademedeki insanların işgüzarlıkları, tüm dünyaya çok büyük acılar ve dengesizlikler yaşatmaktadır. İlim, irfan süzgecinden geçmezse insanı canavarlaştırabilir.

İnsan, zihni olmakla beraber, hissi ve ruhi bir varlıktır. Din zihni, hissi, ruhi bilgi ve tecrübeleri içine alır. Okul, aile, sosyal çevre dini hassasiyete yer vermezken sadece ritüel, dini bilgilerin aktarılmasını yeterli görmek mümkün değildir. Motomot dini bilgilerin verilip, emirlerin ezberlettirildiği bir anlayışa eğitim demek de çok zordur. Din eğitiminde içselleştirmenin önemi çok büyüktür. İnsanın kendini keşfetmesi hayatı dünyayı ukbayı keşfetmesidir. Dünyaya, hayata, insana, eşya ve tabiata bakış, onlara karşı tutunulacak tavır, hadiseleri algılama ve yorumlama kabiliyeti insanı insan yapar.

Günümüzde, kişilik gelişiminde özgüven, bağımsızlık, bireysellik, girişimcilik vb. özelliklere fazlasıyla önem verilirken, başkasını gözetme, fedakarlık, dayanışma, yardımlaşma, tevekkül, kanaat, sabır, tevazu, edep, haya vb. erdemler gittikçe önemini ve değerini kaybetmekte.

Özgüven aldatmacasının insana vadettiği, “herkes her şey olabilir, yeter ki istesin…” Bir insanın sadece isteyerek ressam, şair, besteci vb. olması mümkün mü? İfrat ve tefrit yarışıyor asrımızda. Bir yanda agnostik yaşamlar, bir tarafta özgüven patlaması hayatlar… “Yeryüzü gittikçe açıkhava tımarhanesine dönüyor” diyor, bugünün sorgulayıcı bilim adamları.

Böylesi bir dünyada şuurlu aklı başında olan insanlar endişeli şüphesiz. Bu durumda ilk ve en önemli görev ailelere düşecektir. Çocuk ilk ve temel dini eğitimini şüphesiz aileden alır. Ailenin eşya ve hadisler karşısındaki tutum ve davranışları, ilahi emir ve tavsiyelere uygunsa çocuk, dininin inanç ve değerlerini yavaş yavaş alır. Telkin ve taklid temel eğitim argümanlarıdır. Anne-baba ve ileride öğretmen-arkadaş çocuk için modeldir. İnsan doğası modelleyerek öğrenmeye yatkındır. Bundan dolayı yaratıcı, dinini sadece tabletlere yazılmış emir ve nehiyler olarak göndermemiş, bir model, peygamber önderliği ve temsiliyle birlikte insanlara göndermiştir.

Çocuklarımızın, sayısal, sözel, sosyal zekalarını tespit edip geliştirme çabamız, din, ahlak, vicdan eğilimlerini tespit ve yönlendirme gayretimize paralel olmalı. Tek kanatla uçamayan kuşlar misali dengesiz, istikametsiz nesiller yetiştirmekten kaçınmalıyız.

Mevlana mesnevisinde şöyle der: “Bilgisi ve hüneri olup da olgunluğu olmayan, ve sevgisi bulunmayan varlığın örneği şeytandır.”

 

Ayşe Altan

YORUMLAR






    0 YORUM