USD
4,5711
EURO
5,3816
ALTIN
189,2256

Adavetle Kalkınma Partisi

AK Parti şimdilerin AKP’si,  parti isminin açılımı her ne kadar Adalet ve Kalkınma Partisi de olsa son 4-5 yıldır izlediği zalimce politikalar nedeniyle adındaki adaleti hukuk tanımazlıkla adavete dönüştürmeyi tercih etti.

Adavetle Kalkınma Partisi
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

AK Parti şimdilerin AKP’si,  parti isminin açılımı her ne kadar Adalet ve Kalkınma Partisi de olsa son 4-5 yıldır izlediği zalimce politikalar nedeniyle adındaki adaleti hukuk tanımazlıkla adavete dönüştürmeyi tercih etti. Bu dönüşüm şimdilerde habis ruhların hapsettiği nice masum ve masumelerin bulunduğu bir zulme imza atıyor. Hâlbuki kuruluş aşamasında fikirlerini aldıkları kanaat önderlerine, STK’lara ve ön miting düzenleyerek millete verilen çokça sözü ballandıra ballandıra dillendirmişlerdi.

Malumunuz, kanaat önderleri arasında Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi de bulunuyordu. Herkul sitesinin editörü Osman Şimşek, o dönemde Tayyip Erdoğan’ın partinin kurulum aşamasında ABD ziyaretinden izlenimlerinin bilgisini aktarmıştı. O izlenimlerde akıllarda kalan söylemlerde Hocaefendi, Erdoğan’a insanı merkezde tutan eşitlikle halkın genelini kucaklaması, ülkenin ikbali ve istikbali için demokrasinin ne denli önemli olduğunu vurgulaması ve sırtını Batı’ya dönen bir siyasetin Müslümanların sesinin duyuramayacağını söylemesi bu görüşmenin temelini oluşturmuştu. Erdoğan’ın o görüşmede vaatlerinin bu düzlemde olduğu da aşikârdır.

AKP’nin ilk yıllarında elindeki siyasetin her alanda istikrara yönelik çabaları gerek ülke insanı gerekse dünya ülkeleri tarafından memnuniyetle karşılanıyor, bunların devam edeceği yönündeki hüsnü zanlar gitgide artıyordu. Güven veren konuşmalar, istikrar ortaya koyan çalışmalar zamanla halkın nazarında ön plana çıkan Erdoğan’ın, Abdullah Gül’ün, Bülent Arınç’ın vb. siyasetçilerin daha da sevilmesine vesile olmuştu.

Siyasetin ters yüzü sonunda gerçek yüzünü gösterdiğinde birliktelikler ayrılıklara, liyakatların ayrıcalıklara dönüşmesi ve son dönemlerde izlenen politikalar her alanda rahatsızlık uyandırmıştı. Ülke adına yapılması gereken yatırım ve ihalelerin sadece kendileri gibi düşünenlere verilmesi, yolsuzluk ve rüşvetin parti içerisinde yayılması rahatsızlık duyulan konuların başında gelir oldu. Adil olmayan, adaleti kendine göre tartan AKP siyasetinden muzdarip olan her kesimden insan ve Hizmet camiası bu huzursuzluk durumunu muhataplara bildirmiş hatta bizzat Hocaefendi bir mektup aracılığıyla Erdoğan’a izah etme gereği duymuştu.

Hocaefendi o mektubunda yapılan haksızlıklara atıfta bulunurken yine ülkenin istikbali ve dünya devletleri arasındaki muvazenesinin zarar görmemesine dem vurmuştur. Hocaefendi, bir mümin vazifesince üzerine düşen ikazları yapmıştı. Hocaefendi’nin bu ikazları, Üstad Bediüzzaman’ın 16.Mektup’un 3.Nokta’sında neşrettiği ifadelerde :” Benim boynumda veya koynumda bir akrep bulunduğunu biri söylese veya gösterse ondan darılmak değil, belki memnun olmak lazım gelir.” düsturunca yapılmış nazik ifadelerden ibaretti.

Gelgelelim bu uyarıların hiçbiri Erdoğan tarafından dikkate alınmamıştı. Üslup olarak tatlı dille söylenenler tabir-i caizse yılanı deliğinden çıkarmış içinde barındırdığı zehri akıtmaya başlamıştı. Dershaneler sürecinin mantığa uygun olmayan düzenlemelerle kaldırılmak istenilmesi Erdoğan’ın içinde gizlediği Hizmet hazımsızlığının fitilini ateşlemişti. Haklı olarak bu düzenlemeye tepki verilmesinin ardından düşman ilan edilen Hizmet Hareketi’nin halk nezdinde değerinin düşürülmeye çalışılması son hızla sürerken 17/25 Aralık operasyonlarıyla bu ateş daha da körüklenmiş oldu. Zamana yayılan zulüm hesapları 15 Temmuz kurgu ve bahanesiyle yapılan darbe teşebbüsü ele geçen bir imkândı. Erdoğan, kendi tabiriyle Allah’ın bir lütfu olarak gördüğü bu kurgu darbeyle elinden geleni ardına koymadan, onca insana zulme doymadan zalimce diktasına devam ediyordu.

Erdoğan başkanlığındaki AKP,  ismindeki “adaleti” bir kenara koymayı bırakın aman kalkar diye üzerine taş koyarcasına nice kurumları nice yiğitleri karşı bayırlara gömmüştü. Adaletin terazisini eline alan Erdoğan’ın artık adavetin simgesi hâline getirdiği partisini ateşe sürüklediği yadsınamaz bir gerçektir.

Ne’yleyelim! Rabb’in, Adil ismiyle çıkılan İslamî yolda atalet gösterip adavete meyledenlere nedamet nasip eyle Ya Rabb’im…

Serkan KARAKOÇ

YORUMLAR






    0 YORUM