USD
3,8228
EURO
4,6674
ALTIN
164,1617

Eğitimde Muhatab Alma, Konuşma, Bilgilendirme

Cenab-ı Hak, yarattığı insanı muhatap almış, vahiy yoluyla peygamberleri aracılığıyla konuşmuş, kutsal kitaplarıyla kelamını iletmiştir. Kainat kitabı ve kutsal kitaplarla, insanlığı aydınlığa çıkaracak pek çok hakikati bildirmiş bilgilendirmiştir.

Eğitimde Muhatab Alma, Konuşma, Bilgilendirme
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Cenab-ı Hak, yarattığı insanı muhatap almış, vahiy yoluyla peygamberleri aracılığıyla konuşmuş, kutsal kitaplarıyla kelamını iletmiştir. Kainat kitabı ve kutsal kitaplarla, insanlığı aydınlığa çıkaracak pek çok hakikati bildirmiş bilgilendirmiştir. İnsana vermiş olduğu akıl-kalp-ruh vb. pek çok cevher ve latifeyi de alıcı yapmıştır. İnsanın en küçük hali çocuklar da aynı donanıma sahiptir kuşkusuz. Ancak onların yaşça boyca küçük olması bazen yetişkinleri yanıltır, değer verme noktasında da küçük görürler.

Bizlerin, örneğimiz Efendimiz (sav)’in yolunu, yöntemini takip etmesi gerekir. O’nun gibi, çocuklara bir insan, bir birey olarak saygı duymalı değer vermeliyiz. En önemlisi davranışlarımızla bunu yansıtmalıyız. Mesela Allah Rasulü (sav), gördüğü her çocuğa selam verir, anlayış ve seviyelerine göre sohbet ederdi. Yumuşak ve iltifatlı sözlerle gönüllerini alır, onlarla konuşmaya vakit ayırır, soru-cevap yöntemiyle problemlerini çözerdi. Öğrenmeleri gereken şeyleri, hayatın içinde uygulamalı olarak öğretir. Nasihatlarını gerektiği yerde ve almaya açık oldukları anda verirdi. Asla sert ve emredici tonda konuşmazdı. Hiçbir durum ve şartta suçlayıcı yargılayıcı bir üsluba başvurmamıştı. Anlayış ve hoşgörü konusunda eşsiz bir eğitimciydi. İnsanlık tarihi yetişkinler veya çocuklar üzerinde, O’nun kadar etkili bir muallim görmemiştir.

Sahabe Efendilerimizin naklettiğine göre, “Sevgili Peygamberimiz (sav) yılın ilk turfanda meyvesini eline alır öper. Üç defa sağ, üç defa sol gözüne sürer sonra da cemaatte hazır bulunanların en küçüğüne verirdi.” Bu durum, cemaat içinde en çok ikram ve sevgi gösterilmesi gerekenlerin çocuklar olduğunu gösterirken, çocuklara da değerlilik hissi verirdi.

İslam tarihinin en zorlu mücadelesi Uhud Savaşı öncesi yaşanan şu hadise ibretliktir. “Ebu Said el-Hudri henüz çok küçükken, Uhud Savaşı’na katılmak ister. Küçük olduğu için orduya alınmaz. Peşlerinden Uhud’a kadar gider. Orda fark edilir ve boyunu aşkın kılıcıyla Peygamberimiz (sav)’in huzuruna çıkarılır. Efendimiz (sav) niçin orada olduğunu sorar. Savaşmak için geldiğini söyler. Allah Rasulü (sav) ‘Hepimiz savaşmak için buraya geldik, Medine boşaldı. Kadınlar, çocuklar ve yaşlıları koruyacak savaşçılara ihtiyacımız var. Şimdi sana geriye dönüp şehri koruma vazifesi veriyorum’ der. Çocuk bu şerefli vazifeyle dimdik bir yürüyüşle geriye döner. Ravi sahabe der ki; “O kadar küçüktü ki o yürürken kuşandığı kılıç yere değiyor, ardında çöl kumlarında ince bir iz bırakıyordu.” Vazife aşkı boyunu aşmış bu koca yürekli çocuğu muhatap alma yöntemi bize o kadar çok şey anlatır ki… Birkaçını paylaşalım:

1-En yoğun ve meşgul anda dahi, çocuklarla ilgili meselelere vakit ayrılabilir.

2-Çocuğun yaptığı eylem, suçlayıcı ve yargılayıcı bir üslupla sorgulanmamalı.

3-Çocuğa konuşma imkânı ve rahatlığı verilmeli.

4-Çocuğun neyi niçin hangi saikle yaptığı anlaşılmaya çalışılmalı.

5-Problem çözme metodu olarak alternatif oluşturulmalı.

6-Oluşturulan alternatif, çocuğun hedef ve hayallerini destekleyici olmalı. Kabiliyetlerini güdükleştirip pasifize etmemeli.

AYIPLAMA VE AZARLAMADAN KAÇINMA

13 yaşına kadar Efendimiz (sav)’le kalan Abdullah bin Abbas anlatıyor: “Bir gün Peygamber (sav) devesinde ben de arkasında giderken bana şöyle buyurdu: ‘Abdullah! Öncelikle sana şunları söylemek isterim. Genişlik zamanında kendini Allah’a sevdir ki, O da seni sıkıntılı zamanında sevsin. Allah’ın hakkını gözet ki, O’nu yanı başında bulasın. Bir şey istediğin zaman Allah’tan iste. Yardım dilediğinde Allah’tan dile, O dilemedikçe kimse sana zarar veremez. Bilmiş ol ki, Allah’ın yardımı ancak sabredenler içindir. Her zorlukla beraber bir kolaylık vardır.” Burada da çok açık şekilde gördüğümüz gibi, çocukların keyifli olduğu, hoş paylaşımların yapıldığı anlara serpiştirilen öğütler, sağlıklı ve etkili olur. Bir hatanın hemen ardından yapılan nasihat genelde utandırıcı mahcup edici olduğu için, etkili olmaz. Hatta antipati oluşturur.

Ayıplama ve azarlamanın eğitim değeri yoktur

Hz. Enes (ra) şöyle der: “Resülullah (sav)’a on yıl hizmet ettim bana bir şey buyurup da gevşek davrandığım veya ihmal ettiğimde bir iş hususunda beni bir kere olsun ayıplamadı. Hz. Peygamber (sav)’in evinde biri beni ayıplayacak olsa, onlara: ‘Bırakın O’nu. O şekilde takdir edilseydi, o iş öyle olurdu’ derdi.” Yine bir gün bir vazife verip gönderdiğinde arkadaşlarıyla oyuna takılıp kaldı. Neden sonra yanına gelen Efendimiz (sav)’i görünce çok mahcup oldu, ancak Efendimiz (sav)  O’nu azarlamadı hoş karşıladı.

“Ebu Mehzure, henüz çocukken bir gün alay eder tarzda ezanı taklit eder. Allah Raslü (sav) onu duyar. Yanına gidip başını okşar, ‘ne güzel sesin var’ diye iltifat eder. Ebu Mehzure çok şaşırır. Sonrasında Allah Rasulü’nün müezzini olur. Ömrü boyunca saçlarını hiç kestirmez. Yaşlandığında uzun saçlarının bakımı zorlaşınca evlatları kestirmesini isterler. Ama O gözyaşları içinde ‘Nasıl olur da benden, Allah Rasulü’nün  mübarek ellerinin dokunduğu saçlarımı kesmemi istersiniz’ diyerek karşı çıkar.”

Eğer gelecek neslin, sorun üreten değil, sorun çözen insanlar olmalarını istiyorsak. Problemlerin nasıl çözüleceği hususunda doğru bir rehberlik yapmamız gerekir. Bu konuda, bizim de rehberimiz şüphesiz Efendimiz (sav)…

“Rafi’ bin Amr, hurmaları taşlayan haşarı bir çocuktur. Bir gün, bahçe sahibi onu yakalayarak Hz. Peygamber (sav)’in huzuruna getirir. Efendimiz (sav) “Hurma ağaçlarını neden taşlıyorsun yavrucuğum?” diye sorar. Rafi’ de mahcup bir edayla “Açtım Ya Rasullallah! Yemek için taşladım” cevabını verir. Bunun üzerine Peygamber (sav) “Bir daha ağaçları taşlama yavrum, ama istersen altına düşenlerden alıp yiyebilirsin” der ve sonra onun başını okşayarak “Allah’ım! Bu yavrunun karnını sen doyur” diye dua eder.” Bu hadiseden eğitimle ilgili pek çok prensip çıkarılabilir.

1-Hitap: ‘Yavrucuğum’ sevgi ve şefkati yansıtma. Ayetlerde, Hz. Nuh, Hz. Yakup, Hz. Lokman, Hz. İbrahim’de aynı tarz hitapları kullanmışlardır.

2-Soru sorma: Nedeni irdeleme.

3-Dinleme: Sorunu tespit.

4-Kaideyi öğretme: Sınırı ve kuralı koyma.

5-Alternatif sunma: Çare bulma, yol gösterme.

6-Başını okşama: Değer verme, sevgi ve ilgiyi pekiştirme.

7-Dua etme: İyi güzel dilek ve temennide bulunma. En büyük kudrete emanet etme, Allah Teala’yı, hakiki nimet vereni nazara verme.

Bu yazımızı da şairin veciz sözleriyle bitirelim…

“Kim demiş ki çocuk küçük bir şeydir.

Bir çocuk belki de en büyük şeydir.”

A. H. Tarhan

Ayşe ALTAN

YORUMLAR






    0 YORUM