USD
3,7892
EURO
4,6610
ALTIN
161,9222

Gasp Edilmiş Üniversiteye Açılış veya Hırsızlıkta Nirvana

“‘Yunus Dilinden’ adıyla bir konser davetiyesi alıyorum… İçeriğini öğrendikten sonra yolum Ankara’ya, olağanüstü bir özenle hazırlanmış, dünyada örneği az görülebilir bir müzik ve güzel sanatlar üniversitesine varıyor…

Gasp Edilmiş Üniversiteye Açılış veya Hırsızlıkta Nirvana
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

“‘Yunus Dilinden’ adıyla bir konser davetiyesi alıyorum… İçeriğini öğrendikten sonra yolum Ankara’ya, olağanüstü bir özenle hazırlanmış, dünyada örneği az görülebilir bir müzik ve güzel sanatlar üniversitesine varıyor… Burası, Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi… Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı ile açılacak. 
İlk öğrencilerini ise eylül ayında almaya hazırlanıyor.

Yaşam felsefesini Allah ve insan sevgisi üzerine kurmuş bir ozan Yunus Emre… Ve bugün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Yunus Emre’nin o eşsiz dizeleri Prof. Dr. Erol Parlak’ın besteleriyle bir kez daha hayat bulacak. Erol Parlak ile hem “Yunus Dilinden” projesini hem de Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin detaylarını konuştuk…” diye başlamış Gülben Ergen, Hürriyet’teki röportajına…

Gülben Ergen yazar olmuş bugün haberim oldu iyi mi… Oldum olası ekran süslerinin, magazin oyuncaklarının, çiçekli böcekli, hayvan haklı, çevre aklı, tiyatrolu sinemalı, yarı edebi yarı yamalı yazılarına ayar olurum. Suya sabuna dokunmayan, lay lay lom şeyler…

Koskoca Yunus Emre’yi “Yaşam felsefesini Allah ve insan sevgisi üzerine kurmuş bir ozan Yunus Emre…” diye anlatması ablamızın entelektüel birikimini (!) gösteriyor. Yunus, “ozan” ha… “Felsefeci” bir de… Neyse…

Bu sefer durum biraz farklı Gülben’in “Burası, Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi… Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı ile açılacak.” cümlesi tansiyonumu iki birim yükseltmeye yetti.

Gerçi “…olağanüstü bir özenle hazırlanmış, dünyada örneği az görülebilir bir müzik ve güzel sanatlar üniversitesi” tasvirinden “terör örgütü propagandası” çıkartabilecek çapta savcıları vardır bu ülkenin. Ama Gülben’e hiçbir şey olmaz, o Atatürkçü görünüp Erdoğan yalakalığı yaparak bilmem kaçıncı aşkıyla kaçıncı evliliğini yapan sıradan bir magazin figürüdür o kadar. Müstakbel rektörün açılmamış üniversite için “üniversitemizin sinema altyapısı çok güçlü” deyişi de propagandadır ya neyse…

Bunları bir muhalif gazeteci yazsa vay haline, neyse konumuz bu değil.

Konumuz birinin talimatıyla hırsızlıkla alınmış bir üniversitenin açılışı. Bir sanatçının bu gasp edilmiş üniversiteye rektör olmaya tenezzül etmesi de dramın ayrı boyutu… Ne demek açılış.

Burası İpek Üniversitesi idi… 03.03.2011 tarihinde İpek ailesi ve grubu tarafından, Türkiye’nin ilk güzel sanatlar Üniversitesi olarak kurulan, dışarıdan hiçbir yardım ve destek almadan tamamlanan ve 15 Temmuz Filmi ardından, harami soysuzlar tarafından gasp edilen binlerce eğitim kurumundan sadece biri.

Hani “terör örgütü” suçlamasıyla üniversitelerin, kolejlerin, dershanelerin, etüt merkezlerinin, çocuk yuvalarının vb. kapatılmasından bahsediyoruz.

Tarihe ibret olsun. Terör ile eğitimi yan yana kullanmayı normal gören anormaller ülkesindeyiz.

Yüzbinlerce insana zulmedilmesini “Ama onlarda bi’şey yapmıştır” “Devlet boş yere böyle yapmaz.” “Reise biat etmeyen cezasını çeker.” diyen beyinsizlerin ülkesi burası.

Gasp edilmiş bir mekâna açılış yaptırmak Erdoğan ve yandaşları gibilere doğrusu ne de çok yakışıyor, değil mi.

Ayakkabı kutuları, çikolata kutuları, bilmem ne kutuları ile aldıkları “komisyonlar” ile cami yaptırıp haya etmeden açılışına giden yüzsüzler bunlar.

Camileri, günahlarına gölge ettirmeye çalışan din bezirganları, utanmaz küstahlar, ahlaksız haramiler.

Evet evet bu ülke dünya tarihinin hırsızlıkta Nirvana günlerini yaşıyor.

Bir hırsız çaldığını ya kullanır ya da satar parasını yer. Çaldığı şeyin açılışını yapanı da görür olduk.

Pişkinlik Oscarları verilse, bu ülkede alacak çok haysiyetsiz çıkar. Hayasızlık Nobel’i olsa kazanacak çok favorisi var.

İnsan google’a yazsa bile bilir, bu üniversitenin kimlerden, hangi hukuksuzluklarla, nasıl gasp edildiğini. Gülben Ergen’in “salak sarışın”ı oynaması, Erdoğan yalakalığından, aynen yazarı (!) olduğu Türk basının duayen gazetesi Hürriyet’in hali gibi. Küçük bir zibidi nasıl da “yola getirdi” koca çınarı.

Bu güzelim üniversite ilk mezunlarını veremeden kıyıma uğradı. Üniversite sınavında başarı kazanarak bu üniversiteye gelen yerli ve yabancı gençlerin de hayallerini yıktılar, eğitimlerini bitirdiler. Rektörünü tanırdım, pek çok hocasını da. Onlar da zulümden kendi hesaplarına düşeni çekiyor.

Dünya standartlarında bir üniversite çok görüldü bu ülkeye. Şimdi buldukları apartmana üniversite levhası asan bilim yuvalarının (!) hayrını gör Türkiye. Dünya sıralamasında ilk 500 içinde bir tek üniversitesi bile olmayan, bir diplomasız tarafından “her şehre üniversite” gibi saçmalıklarla yönetilen Türkiye.

Kin o kadar gözlerini boyamış ki, üniversitelerin devam etmesine bile müsaade etmediler. Kimse de çıkıp “Yahu ayıptır, üniversite kapatılır mı, yönetimini değiştirirsiniz olur biter.” dahi diyemedi. Bu kindarlık tarihe not olarak düşsün.

Erdoğan’a biat etmemenin cezasını madenlerine, basın kuruluşlarına, mal varlığına çökerek kestiler Akın İpek’in. Biat etse servetini şimdiye çoktan ona katlamıştı. O zoru seçti, şerefini korumanın bedelini de ödüyor. Her namus sahibi vatansever gibi…

Milletin anasına söven, Erdoğan yalayıcıları ise baş tacı. Erdoğan da “ananı da al git” dememiş miydi? Ne kadar da yakışıyorlar birbirlerine. Ne kadar da benziyorlar birbirlerine. İtle yatan bitle kalkar, diye uyaralım sadece.

“Bir hayaliniz vardı ise çalışsaydınız. Eliniz cebinize gitseydi. Vakit ayırsaydınız. Bütün imkanlar elinizde. Daha iyisini yapsaydınız. Mezun bile vermemiş bir üniversite, gerekçe gösterilmeden kapatılır mı kardeşim…” diyor Akın Bey.

Cevabını veremiyor kravatlı yüzsüzler. Partizan haydutlar… Ahlaksız bakanlar…. Hayasız milletvekilleri…

Akın İpek, “ismimin altına Türkiye aleyhine faaliyet yürütüyor” diye yazıldığını bunun ne olduğuna ise cevap veren olmadığını söylüyor. Harama bulaşan, günaha alışan, çalmak için çalışan; mülk zengini şeref fakiri mal delisi malaklardan cevap mı bekliyorsunuz Akın Bey.

Bir gün gerçekler gün gibi ortaya çıkınca, herkes yalan ampullerin aslında hangi hakikatleri kararttığını da görecek.

Yağmalanan malların, yıkılan hayatların elbet bir bedeli olacak ve bugün bütün bu zulümleri tren seyreder gibi seyredenler ödeyecek. Ey halkım, bu bedeli vergilerinle öderken sakın isyan etme, hele bunun hesabını ötede sana da sorarlarsa hiç şaşırma. “Zulme rızası ile girene merhamet edilmez.” çünkü. Benden söylemesi.

Madem Yunus ile başladık. Yine onunla bitirelim:

“Beğler azdı yolundan, bilmez yoksul halinden
Çıktı rahmet gölünden, nefs gölüne dalmışdur

Yunus sözi alimden, zinhar olma zalimden
Korkadurın ölümden, cümle doğan ölmüşdür.

Salih TARİH

YORUMLAR






    0 YORUM