USD
4,0998
EURO
5,0159
ALTIN
175,0268

O Kelepçeyi de Görmez misin

İslam’ı kendi pisliğine örtü yapacak kadar alçalmış bir iktidarın yaptığı milyonlarca zulümden biridir bu. %99’u Müslüman ülkede yapılmıştır. Bilmem kaç yüz bin caminin, bilmem kaç bin İmam Hatip Lisesi’nin olduğu yerde yaşanmıştır.

O Kelepçeyi de Görmez misin
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Zulüm bir ailenin soyadında gizlenmiş sanki, insanlık gereken yerde Görmez olmaktır zulüm.

İslam’ı kendi pisliğine örtü yapacak kadar alçalmış bir iktidarın yaptığı milyonlarca zulümden biridir bu. %99’u Müslüman ülkede yapılmıştır. Bilmem kaç yüz bin caminin, bilmem kaç bin İmam Hatip Lisesi’nin olduğu yerde yaşanmıştır.

Kimsenin umurunda değildir.

Vicdanlar, Erdoğan bilmem kaç odalı saraylarda oturup, bilmem kilosu kaç bin lira olan beyaz çayını rahat rahat içsin diye kiralanmıştır. At sahibine göre kişner, hepsi sadece tehdit eder, küfreder, zulmeder.

Hizmet Hareketi’ne yapılan soykırımın bu acı sayfası, hiç unutulmaması ve gelecek nesillere ibret olarak kalmasına minik bir katkı olsun diye karalandı bu satırlar.

Bir babaya hasta evladının en çok ihtiyacı olduğu anda yanında olmasına müsaade etmemektir zulüm. Hasta eşin dibinde ona destek olamamaktır.

Hasta evladı son bir defa dünya gözüyle görememektir.

Demir parmaklıklar, kalın duvarlar, sıkışık koğuşlar, tehditler, işkenceler yetmezmiş gibi bir de sürekli acı haber bekletmektir zulüm. Veya en acı haberi dört duvar arasında vermektir.

Evladın cenazesine gittiğinde bile dört jandarma arasında dahi kelepçe çıkartılmayarak hem dünyadakilerin hem ukbadakilerin muktedirlerin en çirkin yüzüne şahit olmasıdır zulüm.

En ağır acıyı kaldırmak zorunda kalırken bile bir baba, ellerini bağlamaktır.

Ölümün yüzü hep soğuk, ama işin içinde çocuklar olunca, akıl sahibine dar gelir bu dünya.

İmanın ipi tutar, kendinizi aniden cehenneme atmanıza mani.

İnancın gücü tutar, attıkları iftiraları gerçekten yapmanıza mani.

Allah’ın vaadi tutar, isyan edip ruhunuzu kaptırmanıza mani.

Ey yumuşak koltuklarına yapışıp da dünyalıklarını kaybetme endişesiyle titreyen zavallılar… Ey dini sadece kendi menfaatine kullanan arsız münafıklar… Ey zulmü alkışlayan iktidarından muhalefetine sağcısından solcusuna cahil yığınlar…

Bir ailenin, binlerce ailenin, yüzbinlerce ailenin hayatlarını çalacak kadar hırsızlar sarmış bu ülkeyi.

Yakılan umutlar, yıkılan hayatlar, yitirilen canlar… Paramparça olan aileler, ortada kalan çocuklar…

Zindan zeminlerinde emekleyen çocuklar… Baba hasretiyle yanan çocuklar… Annesine açık görüşten açık görüşe sarılabilen çocuklar…

Vatanından kopan çocuklar… Hayallerinden kopan çocuklar…

Ve kara toprağa giren çocuklar…

Zalimin zulmü çocuklara değdi ey halkım! Sen hâlâ Görmez misin?

Yok yok anladım halkım anladım, sen ne duyarsızsın ne de buz kesilmişsin.

Allah’tan çok Erdoğan’dan korktuğunu söylemeyeceğim merak etme, kendine dokunmayan yılan bin yaşasın dersin bilirim.

İşi Müslümanlık’a, dine, diyanete de getirmeyeceğim tasalanma.

Ruhunu çaldırmışsın sen halkım. Hırsızlığı dünyaca meşhur reis (!) senin paranı, geleceğini, huzurunu yürütürken ruhunu da çalmış. Ruhsuzluğun ondan. Ne dediğimi anlamadın mı?

Görmez’sin şimdi, gözlerini açınca anlarsın. Kusura bakma  anladığın zaman her şey için çok geç olacak. Zararın neresinden dönersek, geyikleri ile o güzel kafanı hiç yorma, “zarara kendi rızasıyla girene merhamet edilmez.” derler.

Salih GÜLEN

YORUMLAR






    0 YORUM