USD
4,7251
EURO
5,4932
ALTIN
192,5069

“Rabbim… Âmin”

Sabırla tahammülün bir derin farkı var.

Elinde güç vardır, karşıdakinin bütün tahriklerine rağmen kullanmazsın sabredersin. Sabırdır bu, hani meyvesi acı, sonu tatlı.

“Rabbim… Âmin”
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Sabırla tahammülün bir derin farkı var.

Elinde güç vardır, karşıdakinin bütün tahriklerine rağmen kullanmazsın sabredersin. Sabırdır bu, hani meyvesi acı, sonu tatlı.

Bir de elinden bir şey gelmez, katlanırsın her şeye, tahammül edersin. Çaresizliğin kardeşi tahammül, naçar kalmanın neticesi belki de.

Hani bir usta, çırağı küçük bir kusur yaptı diye onu dövmezse sabretmiş olur. Çırak iki kuruş için dayak yiyip de evde de gerisi gelmesin diye dişini sıkıyorsa tahammül ediyordur.

Sabret diyenlere anlatıyorum bu minik farkı.

Sabretmek için yapabileceğin bir şeyler olması gerek. Elden maddi hiçbir şey gelmiyorsa ne yapacaksın. Sadece bürüneceksin tahammül örtüsüne ve tutunacaksın duanın gücüne…

Manen tutunmak bir nebze daha kolay sanki. Ya madden…

Ah o tutunamayanlar ki her biri can ağrısı…

Kabaran Meriç’in buz gibi suyunda bir dal parçasına tutunamayanlar…

Köpüren Ege’nin hırçın sularında bir can simidine tutunamayanlar…

Mahpus damında türlü gaddarlık karşısında hayata tutunamayanlar…

Dört duvar ardında ilk adımlarını atan mazlumu tutamayanlar…

Yahut sırf zulüm olsun diye nice masumu hücrelerde tutanlar.

Zindan hayatında iki elini iki duvara dayasa da tutunamayanlar…

Hayatın zindanında duyduğu her sesten irkilip de dış kapının kolunu bile tutamayanlar…

“Çık dışarı” denir de iki kolu iki taraftan tutulur diye ürperenler,

Çok dışarı olup da gurbet diyarında aylardır tutunamayan erenler…

Keşkeyi bir duaya katık etmekten gayri, elden bir şeyin gelmediği anlardır yaşadığımız dostlar.

Keşke uzansam da sulara bata çıka çırpınanları tutuversem, denilen zamanlardır.

Bebek ilk adımını hapiste atmasa, uzansam da yere düşmeden tutuversem keşke….

Hapiste kelepçeli insanlara yumruk atacak kadar zavallı şeref yoksunlarının uzansam da tutuversem zalim ellerinden.

Sonra yumruk öyle değil böyle atılır, desem keşke… Mümkün mü… Mümkün değil belki, ama niyetim budur diye bilinsin isterim.

Biri çıkmış “Osmanlı tokadı” diyor yine, kendini Osmanlı sanarak. Batıya laf sallıyor kendi tabanını tatmin için, sonra da tükürdüğünü tek tek yalatıyor elin oğlu.

Ah bir tokat atılacaksa…  Ah keşke…

Rabbim… Âmin.

Salih GÜLEN

YORUMLAR






    0 YORUM