USD
4,4937
EURO
5,2915
ALTIN
186,8043

Zamane Fıkraları 22

Ben diyeyim “Bozacının şahidi şıracı.”, siz deyin “Tencere yuvarlanmış, kapağını bulmuş.” Yirmi birinci yüzyılı sosyal bilimler açısından altın çağını yaşayacağını duymuştum da altın varaklı bardakların, altın yaldızlı klozetlerin zuhur ettiği mekânlarda bu sahanın uzmanlarından istifade edileceğini hiç mi hiç düşünmemiştim.

Zamane Fıkraları 22
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Ben diyeyim “Bozacının şahidi şıracı.”, siz deyin “Tencere yuvarlanmış, kapağını bulmuş.” Yirmi birinci yüzyılı sosyal bilimler açısından altın çağını yaşayacağını duymuştum da altın varaklı bardakların, altın yaldızlı klozetlerin zuhur ettiği mekânlarda bu sahanın uzmanlarından istifade edileceğini hiç mi hiç düşünmemiştim.

Senelerce askerle Güneydoğu’yu hizaya getirmeye kalkan ham zihniyet, tedavi etmekten aciz olduğu çıbanı bir güzel patlatmıştı. Kışla duvarlarının ardında farklı bir alemde yaşayan fil dişi kule saygınlarının marazlı ruh haliyle Güneydoğu sokaklarında çözüm bulabileceklerine inanan ya da at gözlüğü taktıkları için mecburi istikamette giden basiretsizler; sorunları çözelim derken imamlardan, eğitimcilerden, psikologlardan, sosyologlardan yeterince istifade etmemişlerdi / edememişlerdi.

Gel gör ki bugün milletin yarısını kavalıyla peşine düşüren çoban, bin küsur odalı kulübesinde içtimâiyatçılara da yer vermiş. Toplumu onların tavsiyeleriyle böyle yönlendiriyormuş.

Aklıma filmlerde kötü adamların, kötü projeleri gerçekleştirmek için değerlendirdiği kötü ruhlu bilim adamları geldi. Demek aynı şerli uygulamalar sosyal bilimler sahasında da gerçekleştirilebiliyormuş. Fen bilimlerinde ortaya bir şey koyamasak da bunu sosyal bilimler alanında yapabilmiş olmanın haklı gururuyla nice şerli günlere…

Bu işten de alnımızın akıyla çıktık…

***

Bir vakit, “Madem bunlar böyleydi, neden bunca yıl dost kaldınız?” diyen ukala dostum, cevabını alıp susmuştu; bunların iç yüzünü biraz daha iyi görmeye başlayınca “Yahu bunlar böyleydi de diğerleri farklı mıydı?” sorgulamasına terfi etti.

“Hepsi aynı şeyin soyu.” desek, kolaya kaçmış oluruz. Ezkaza aralarına karışan faziletli insanları da diğerleriyle beraber karalamış oluruz, dedim önce.

“Tamam da hepsi aynı haltları yemiş, hepsi taraftarlarını kayırmış, rüşvet yemiş.” dedi. Vakit yoktu, yazıyı bitirememiştim. Neyse ki son yaşadığım taptaze olay, yardımıma yetişti. Daha bu Perşembe sabahı yaşadığım hadise, ister istemez bana yazımla bağlantı kurdurdu.

Saat sekiz buçuk gibi sekreter arkadaşın ofisinden sesler yükseldi. Bir hatun kişi, şirketi basmıştı. Önce ne olduğunu anlamadım. Kalkıp baktık ki kadıncağız şikayete gelmiş: “Neden dilencilere para verip onları sokağımıza dadandırıyorsunuz?” diyormuş. Teselli ettiğimizi sanıp yolladık. Meğer öfkesi dinmemiş. Herhalde arkası da sağlam. Zira kısa süre sonra şirkete gelen iki polis de rütbeliydi.

Önce dilenci kadını yakaladılar, kimlik tespiti yaptılar. Uzun uzun konuştular; lakin gitmek bilmediler. Ben bu arada işime koyuldum, sonra ne yaptıklarımı görmedim.

Öğleden sonra müdür beyin ofisinde oturuyorduk. Müdür yardımcısı geldi, müdür beyden para istedi. Ne parası, deyip tebessüm eden müdür bey parayı çıkarıp verdi. Elemanlar çay parası almışlar. Yani almadan gitmemişler. Ortada bir kabahat olsa rapor tutacaklar da öyle bir şey yok. Resmen tebelleş olmuşlar, “Almadan gitmeyiz!” demeye getirmişler meseleyi.

Olayın beni ilgilendiren yanı ne diye soracak olursanız arkadaşıma vereceğim cevabın girizgahı olabilecek cinsten ibretlik bir sahne. Dilenci yakamızdan tutsa avucuna bir şeyler tutuşturup savuştururduk. Bu adamlar, dilencinin aldığını iki yüz mislini alıp gittiler. Hem de omuzlarındaki rütbeyi sıfırlama pahasına.

Akşama kadar polislere güldük, bu ne perhiz bu ne lahana turşusu…

Be mübarek; “Kabe Arab’ın olsun, bizi din geri bıraktı, mabetsiz bir şehir yarattık…” diyenlerin ve onların ardından gelip ufkumuza çöken inanç yoksunlarının yediği haltları, “Dindarım.” diyen insanlara nasıl yakıştıracağım? İnandım dediği değerler ötede omuzunda apolet olacak koca koca adamlar da bu iki polis gibi makamlarının itibarını ayaklar altına almakla kalmayıp ukbalarını da batırıyorsa nasıl olacak?

Kerem UMAR

YORUMLAR






    0 YORUM