USD
4,0788
EURO
4,9716
ALTIN
173,6274

Bir Kervan Uğrar mı Semtimize

Dostlar madem üç aylara girdik. Bu hafta şu zor günlerin pis gündeminden biraz uzaklaşıp tarihe uzanalım istedim.
Konumuz üç aylar ve Osmanlı Devleti. Devlet-i aliyye’de üç aylar diğer sair zamanlardan çok daha farklı yaşanan zaman dilimleridir. Bu dönemde gerçekleştirilen en önemli gelenek hiç şüphesiz Surre alaylarıdır.

Bir Kervan Uğrar mı Semtimize
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Dostlar madem üç aylara girdik. Bu hafta şu zor günlerin pis gündeminden biraz uzaklaşıp tarihe uzanalım istedim.

Konumuz üç aylar ve Osmanlı Devleti. Devlet-i aliyye’de üç aylar diğer sair zamanlardan çok daha farklı yaşanan zaman dilimleridir. Bu dönemde gerçekleştirilen en önemli gelenek hiç şüphesiz Surre alaylarıdır.

Para kesesi, para çıkını anlamında kullanılan Surre, hac zamanında Osmanlı padişahı ve Osmanlı halkı tarafından Mekke ve Medine’ye her yıl gönderilen para ve kıymetli eşyalar için kullanan bir tabirdir.

Daha üç aylar başında hac nereden çıktı demeyin. Bugünkü gibi ulaşım uçakla 3,5 saatte yapılıyor değildi. Oysa o yıllarda bu hem beden hem mal ile yapılan ibadet, üç aylar başında Surre yola çıkarken başlıyor.

Surre Alayı, eğer kara yoluyla gidecekse Hac mevsiminde kutsal topraklara varması için üç ayların başı olan Recep ayının on ikinci günü hacca gidecek Osmanlı Müslümanları ile birlikte yola çıkar, Şam’da Ramazan ayını geçirdikten sonra, Mekke’de gönderilen hediyeleri dağıtır. Haccı eda eder ve geri dönerdi.

Osmanlılarda ilk Surre alayı Çelebi Mehmet tarafından 14.000 altınla birlikte gönderilmiş daha sonraki padişahlar zamanında para miktarı artarak bu gelenek devam etmiştir. Yavuz Sultan Selim döneminde Hicaz bölgesinin Osmanlı sınırlarına dâhil olmasıyla birlikte Surre Alayları daha sistemli bir şekilde gönderilmeye devam edilmiştir.

İstanbul’dan Surre alayı gönderilişi ise çok ihtişamlıdır. Düzenlenen merasimler çok teferruatlıdır ve teşrifatçı tarafından Surre Alayı programı organize edilir. Bu merasime kimlerin katılacağı, katılımcıların nerede duracağından, giyecekleri hilate kadar hepsi belirli ve teşrifat defterlerinde kayıtlıdır.

İstanbul’daki törenler alayın yola çıkmasından birkaç gün önce başlar 50-60 kişilik bir topluluk sokak sokak dolaşarak Surre Alayına halktan yapılacak küçük katkıları toplar. Böylece bu hizmetten pek çok kişi nasiplenmiş olur kutsal topraklara kendi gitme imkânı olmayanlar verdikleri sadakalarının gitmesiyle mutlu olurlardı.

Alayın uğurlanışı Topkapı Sarayı’nda bizzat padişah tarafından yapılır, sonraki yıllarda diğer saraylardan da alay uğurlanır.

Törende büyük bir ziyafet verilir, yemekten sonra Kubbealtı’nın karşısına kurulan çadırda, bütün görevliler, padişahın teşrifini beklerdi. Padişahın gelmesiyle birlikte gönderilecek “Surre Keseleri” getirilir ve sayılırdı. Surre Defterleri ve Surre Keseleri, padişah mührü ile mühürlendikten sonra, Mekke şerifine gönderilecek mektup ile birlikte Surre eminine teslim edilirdi.

Ardından Kur’an, mevlid ve naatlar okunur, son dualardan sonra, emanetler, Surre devesinin sırtında, Topkapı Sarayı’nın çıkışına kadar uğurlanırdı. Alay, saraydan çıktıktan sonra Kireç İskelesi’ne (Sirkeci) gider, orada yapılan dualarla bekleyen çekdiriye (Osmanlı’da kullanılan bir tür savaş gemisi) konarak Üsküdar’a geçerdi.

Alayın buradaki hareket noktası, Üsküdar-Kadıköy arasındaki İbrahim Ağa Çayırı idi. Surre Alayı buradan da dualarla uğurlanır, kervandaki hacı adayları akrabalarıyla burada vedalaşırlardı. Bölgede bulunan çeşme bu yüzden Ayrılık Çeşmesi adıyla anılagelmiştir. Bugün Ayrılık Çeşmesi’nin adı durakta yaşıyor, kendi de yarı gömülü direniyor.

İlerleyen dönemde demiryoluyla Surre Alayı gönderildiği zaman bu yol değişmiş Sirkeci’den kalkan çekdiri, alayı Haydarpaşa Tren İstasyonu’na getirmeye başlamıştır.

Kara yoluyla giden Surre, Anadolu’yu bir baştan başa dolaşırken öyle hoş misafirperverliklere şahit olur ki dillere destan. Bir kervan gelir diye yolları gözlenir uzun uzun.

Hele hele gelen hac kafilesindeki her kişiyi paylaşılıp da misafirsiz kalanların bir misafir için ettiği kavga, Anadolu’nun o en güzel halini anlatır bize.

Surre alayları Mekke ve Medine’deki kutsal emanetlere dair çeşitli ihtiyaçların giderilmesi Harameyn’deki imar ve tamir faaliyetlerinin yapılması, bütün dünyadan hac için gelen Müslümanların ibadetlerini rahatlıkla yapabilmesi için harcanırdı.

Gönderilen hediye ve paraların önemli bir kısmı bölgede yaşayan fakirlere dağıtılırdı. Ayrıca Mekke emirine, Mekke ve Medine ileri gelenlerine ve çöl Araplarına da hediyeler gönderilirdi. Alay, yol boyunca ilerlerken altmışın üzerinde yerde konaklar, hacıların kaldıkları bu menzil külliyelerinin bakım ve onarımlarını da gerçekleşirdi. Böylece pek çok ülkeden gelen hac kervanlarının konaklama yerleri de Osmanlı tarafından imar edilmiş olurdu.

1864’e kadar karadan katır ve develerle gönderilen Surre Alayı, bu tarihten sonra deniz yoluyla, Hicaz Demiryolu’nun yapılmasıyla, 1908’den sonra da trenle gönderilmiştir.

Hac kafilesiyle Surre gönderilmesi geleneği 1915 yılına kadar devam ettirilmiş; Mekke emirinin isyan etmiş olmasına rağmen Osmanlılar 1916’da çok zorluklar çekerek yine Medine’ye hediyeler göndermiştir.

Birinci Dünya Savaşı’nın çok yoğun yaşandığı yıllarında (1917-1918) ancak Şam’a kadar ulaşabilen hediyeler, 1919’dan sonra artık yollanamaz olmuştu. Bununla beraber 1919—20 yıllarında Sultan Vahdeddin tarafından Haremeyn fukarasına sadaka dağıtılmıştır. Padişahlık sıfatını taşımayan son halife olan Abdülmecid Efendi,1923-1924 yıllarında bu geleneğe resmen son vermiştir.

I.Dünya Savaşı sırasında Medine’nin boşaltılmasına karar verilince, kaybolma ve yağmalanma tehlikesine karşı Surre Alayları’yla Mekke ve Medine’ye gönderilip biriken hediyelerin, bir kısmı kutsal emanetlerle birlikte Medine Müdafii Fahreddin Paşa tarafından Topkapı Sarayı’na gönderilmiştir.

Günümüzde paha biçilmez bu eserlerin çoğu bugün Topkapı Sarayı Müzesi Hazine Bölümü’nde muhafaza edilmektedir.

Artık ne ihtişamlı Surre Alayları’na sadaka verilebilmiş ne de Anadolu’nun şehirlerinde bu kutlu kervanın yolunu gözleyenler kalmıştır.

Surre Alayları Osmanlılarda üç aylar denilince ilk akla gelen gelenektir, bugün Osmanlı da Surre Alayları da yalnız tarih kitaplarında kalmıştır.

Son olarak şunu da belirtelim, Surre ile gönderilen paraların bir bölümü hukeşan denilen sürekli Osmanlı’nın muzaffer olması için dualar eden insanlara gönderilirdi. Tarih bilimi olarak izahı yapılamaz ama hakirin kanaati odur ki Osmanlı’yı 6 asır yaşatan sırrın arkasında bu dualar da olmalıdır.

Bugün zulümle beddua alanların vay haline, arkalarında alaylar dolusu yalaka olsa ne olur, olmasa ne olur.

Salih GÜLEN

YORUMLAR






    0 YORUM