USD
4,0793
EURO
4,9722
ALTIN
173,6486

Hizmet Hareketinin Eğitim Anlayışına Dair 6

Eğitim Normları :
Kazandırılması hedeflenen “Altın Nesil Keyfiyeti ve Yeryüzü Mirasçısı Vasıflarını” kısaca ifade etmeye çalışacağız…

Hizmet Hareketinin Eğitim Anlayışına Dair 6
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Eğitimin esas gayesi, gençleri “evrensel değerler” şeklinde de ifade edebileceğimiz şu vasıfları benimsemiş olarak yetiştirmektir: Muhabbet, uhuvvet, muavenet, meşveret, isar ruhu, fedakarlık ve çile, murakabe, dialog anlayışı… Bu temel esasların da öncelikli olarak “örnekleri kendinden bir hareket” düsturuyla “kendi hayatımıza hayat kılınması” gerekmektedir. Bu kavramlar Bediüzzaman Hazretleri ve Hocaefendinin eserlerinde derin manalarla ifade edilmiş ve eğitimcilerin hayata bakışına orijinal ve engin ufuklar kazandırmıştır…
Hizmet eğitimcileri; bu vasıfları, kendi dünyalarında samimi olarak yaşar ve benliklerine mal ettikleri bu güzellikleri öğrencilerine aktarırlar… Eğitimde, öğrenciye tesir etmenin olmazsa olmazı “yaşadığını anlatma” ilkesidir…
Muhterem Hocaefendi, “Altın Nesli” ideal insan ufkuyla şu şekilde ifade etmiştir:
“İç içe bunca karanlığın yanında bir de inancı, ümidi, azmi, aşk-u iştiyâkı ve kararlılığıyla bir altın nesil var ki, her şeye rağmen, hayatı değerler üstü değerlere taşıma, varlığa rûhanîlerin soluklarından ses katma, herkese meleklerin kanatlarından bir tüy takma gayesi peşindeler.. peşindeler ve bugüne kadar kâbusa teslim olmuş, oturup-kalkıp serap kovalayan yığınlardan ayrılarak kendi ruhlarının âbidesini inşâ etmekteler. Çehrelerinde evliyâ, asfiyâ ve enbiyânın boyası, ruhlarında alev alev ebediyet humması, uğradıkları her yere mesîhî bir ruhla peygamberlerin sevgi, aşk ve muştularını götürüyor ve dört bir yanda tarihin bin senelik ruh ve mânâsını seslendiriyorlar. Ellerinde yeni bir hikmet mâyesi, gönüllerinde Hakikat-ı Ahmediye humması, birkaç asırdan beri bizimle beraber bütün insanlığın da üstünü örten ve her yerde insanî duyarlılığı felç eden cehâlet, gaflet, bağnazlık ve aymazlık perdelerini parçalayıp, rahmetle hakikatin buluşacağı noktaya doğru uzanan yollara su serpip ikbâlimize akan hâdiselerin cereyânını kolaylaştırmaya çalışıyorlar.
Ümit ediyoruz ki, onlar iman ve aşkla Rahmeti Sonsuz’a gönüllerini açtıkları ölçüde, İlâhî inayet de onlara el uzatacak ve onlara semâvîleşme yollarını açacaktır ki, bu da hepimize yetecektir. Heveslerin yüksek duygulara, yüksek duyguların da vahye ve akl-ı selîme ulaşacağı bu nokta, küllî irade ile buluşma noktasıdır ki, mevsimi gelince herkes böyle bir buluşmayı vicdanının derinliklerinde duyacak ve bu ölçüde bir netice için çekilen her şeyin çok önemsiz kaldığını mutlaka anlayacaktır.”
Hocaefendi; “ideal insan olma yolculuğuna” devam eden rehber, muallim ve talebeye “Yeryüzü Mirasçısı” olma ideal ufkunu hedef olarak göstermiştir… Yeryüzü mirasçısının temel vasıflarını birlikte hatırlayalım :
” Mirasçının birinci vasfı, kâmil îmandır.
Mirasçının ikinci vasfı, yeniden dirilişin en önemli iksiri sayılan aşktır. Gönlünü Allah’a îman ve O’nun marifetiyle onarmış, donatmış bir insan, derecesine göre bütün insanlara, hatta bütün varlığa karşı derin bir muhabbet ve engin bir aşk…
Mirasçının üçüncü vasfı; akıl, mantık ve şuur üçlüsüyle ilme yönelmek olacaktır.
Mirasçının dördüncü vasfı; onun, kâinât, insan ve hayat mülâhazalarını bir kere daha gözden geçirip yanlış ve doğrularını kritik etmesidir.
Mirasçının beşinci vasfı; onun hür düşünebilmesi ve düşünce hürriyetine saygılı olması şeklinde hulâsa edilebilir.
Artık dehânın yerini de şahs-ı mânevî, meşveret ve kolektif şuur almıştır ki, bu da yeryüzü mirasçılarının altıncı adımının hulâsasıdır.
Mirasçının yedinci vasfı, riyâzî düşüncedir.
Sanat düşüncemizi sekizinci vasıf olarak hatırlatmak îcab eder…”
İdeal ya da altın neslin vasıflarını öğrenmek, hazmetmek, benliğinde yaşamak ve yaşatmak gayreti ve azmi; eğitimcinin, rehberin, öğretmen ve öğrencinin olmazsa olmaz temel hedefi olmalıdır…
Yazımızda bahsettiğimiz her bir prensip ve esas, başlı başına makale hatta kitap olacak bir hacim ve muhteva derinliğindedir…

Ümit ULUDAĞ

YORUMLAR






    0 YORUM