USD
4,0787
EURO
4,9717
ALTIN
173,6388

O Kamyonun Mazotu Biter Erdoğan

Olayın sıcaklığı üzerindeyken yorum yapmak her zaman hatalara açıktır, kabul. Kosova’da 5 öğretmen ve 1 doktorun Türk istihbaratının Kosova istihbaratıyla ortak eşkıyalığı ile kaldırılması, Erdoğan ve yandaşlarını bir mutlu etmiş, bir mutlu etmiş ki sormayın.

O Kamyonun Mazotu Biter Erdoğan
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Hızını alamayıp olayın içinde olmadığı intibaı veren Kosova Başbakanı hakkında da ileri geri konuşacak kadar ileri gidebiliyor. Neden mi?

Biraz cahil cesareti, biraz sokak ağzı, biraz da devleti ele geçiren çetenin racon kesme üslubu bu. Ergen psikolojisi, ezikliğin dışavurumu, ne oldum deliliği…

Devletin trol ajansı AA ile yapılan haydutluk, gururla dünyaya duyuruldu. Yarın bunun uluslararası alanda faturası kesilip de mesullerin burnundan fitil fitil getirildiği zaman ne demek istediğimiz daha iyi anlaşılır.

Yapılan zulmü, bütün dünya gördü ve kökenlerinin Hunlara, Göktürklere, Selçuklulara, Osmanlılara dayandığı, yani 2500 yıllık bir tarihe dayanan bir koca devletin bir haydutlar çetesi tarafından nasıl ele geçirildiğine şahit oldu.

Erdoğan ve avanesi, babası uyurken kamyonun anahtarlarını kapıp kaçan ergenler gibi. Direksiyona geçince istediklerini yapacaklarını sanıyorlar. Mahalledeki sevmedikleri çocukları eziyorlar, evlere çarpıyorlar, yuvaları yıkıyorlar.

Huzuru bozuyor bu ergenlerin naraları, çitleri kırıyorlar insanların mallarına musallat oluyorlar, mahalleli kendi evlerine doğru direksiyon kırar diye sineye çekiyor bu zulmü. Aman bize de musallat olmasın diye başını döndürüyor, bakışını kaçırıyor.

Kimi mahalleden kaçıyor, kimi enkaz altında kalıyor. Kimi çaresizce duruyor, kimi de karşılarında arsızca gülüyor. Kamyondakilerin gücü ele geçirdiğini sanan yanaşmalar, kasasına doluşuyor; onlar da katılıyor kahkaha korosuna.

Bu zulüm daha ne kadar sürer… Ya bir gün kamyonun sahibi uyanır da arsız ergenlerin kulağının üstüne bir tokat aşkederse, ya mahalleli yola bir çivili kapan çekiverirse.

Hiç kimse bir şey yapmasa bu kamyonun mazotu biter bir gün. Tarihin çöplüğünde yığınla diktatör yatıyor, üzerlerinde ne lanet olduklarını yazan kelimeler örtülü.

Kosova’daki rezalette Erdoğan tarafından arandıktan sonra nedense ağız değiştiren Kosova Cumhurbaşkanının da parmağı var gibi. Öğrendiğim kadarıyla oğlu geçen sene Türk kolejinden mezun olmuş, eğer bu zulme ortak olmuşsa Mehmed Akif’in şiiri gerçek oldu demektir. “Sen misin yoksa hayalin mi VEFASIZ Kosova.”

Yıllardır Kosova’ya hizmet veren insanlar için Haşim Thaçi “İstihbarat Ajansı’na göre sınır dışı edilmelerinin tek nedeni, ulusal güvenliğin tehlike altına girmesi” iftirasını atıyor.

Sorsak hangi faaliyetleri ile Kosova’nın ulusal güvenliğini tehdit ettiler, diye verilecek cevabın, gösterecek bir delilin var mı Haşim? Yüzün kızarır mı? Yoksa Erdoğan’ın iftira at ve zulmet politikasına mı özendin. Yoksa kösele yüzsüzlüğüne mi? Zalimliğin bir işe yarayacağını mı sandın? Yazık gidecek yerin yok.

Böyle bir kafayla yönetilen bir ülke, Avrupa Birliği hayallerini, sadece rüyalarında görür.

Böyle bir kafanın değil Avrupa Birliği’nde, Avrupa kıtasında yeri yok.

Avrupa’nın en genç ülkesi, bu yeterlilik sınavında sınıfta kaldı. Olan, olayda hiçbir dahli olmayan Kosova halkına olmuştur, ülkelerinin itibarı dünya kamuoyu nezdinde yok yere sıfırlanıverdi. Bunun hesabını sormak ilk önce onlara düşer.

Yarın, gerçekler gün yüzüne çıkar elbet. Türk milletinin ödediği vergilerin ne kadarının uluslararası eşkıyalık için kullanıldığını öğreniriz.

Kimlerin kaç bin dolara ikna (!) edildiğini de görürüz bir gün. Zira MİT denilen şey, kendi personellerini teröristlerin elinden kurtarmayı deneyemez, yemez çünkü; ama öğretmenleri terörist diye kaldırmak onun için kolaydır, hele de üçüncü dünya ülkelerinde parayla satın alınabilecek yığınla aç adam varken.

Bu zulmü “MİT’in film gibi operasyonu” diye sunan medyada iktidarın iti olarak kendine yakışanı yapmıştır. Aynen Türk büyükelçiliğini, eşkıyalık için kullandıran saflar gibi.

Yıllardır Kosova’da yaşayan insanların Türkiye’ye ne gibi bir zararlarının olduğunu anlatamaz Erdoğan, bu mazlumların hangi suçlarının bulunduğunu söyleyemez.

Zulüm için Türkiye’ye getirilmelerinin Türkiye’ye ne kazandırdığını da izah edemez. Sadece bağırır, çağırır, racon keser, nara atar. Devlet aklı, yitip gideli çok oldu bu topraklarda.

Dedik ya kamyonun anahtarını çaldılar diye, havalı kornaya basıp da hava atmaları bu yüzden. Kasada taşıdıkları yandaşların kasaları dolunca inecekler kasadan. Kamyonun sahibi uyanmak üzere, mahalleli kapanı getiriyor.

Kamyonun yakıt ibresinde lamba yanalı çok oldu. Mazot bitince, herkes çıkartır acısını ergenlerden.

Hem de kamyon çarpmış gibi…

Salih GÜLEN

YORUMLAR






    0 YORUM