USD
4,5552
EURO
5,3185
ALTIN
185,2886

       THY, Tel Aviv’e neden seferlerini durdurmuyor?

       Seçim sath-ı mailindeki Türkiye, yine ve yeniden bir İsrail krizi ile karşı karşıya! 2009’daki ‘one minute’, 2010’daki ‘alçak koltuk’ ve ‘Mavi Marmara’dan biraz farklı olarak bu kez kriz Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında sosyal medya üzerinden yürütülüyor.

       THY, Tel Aviv’e neden seferlerini durdurmuyor?
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Fitili Netanyahu 15 Mayıs’ta, ‘Erdoğan, Hamas’ın en büyük destekçilerinden biridir ve şüphesiz o terörizm ve katliamın ne olduğunu çok iyi anlar. Ona tavsiyem, bize ahlak dersi vermesin.’ sözleriyle ateşledi.

Birkaç saat sonra Erdoğan da twitter üzerinden benzer sözlerle Bibi’ye karşılık verdi: Netanyahu 60 yıldır Birleşmiş Milletler kararlarını çiğneyen savunmasız insanların topraklarını işgal eden soykırım devletinin başbakanıdır.

Onun ellerinde Filistin’in kanı vardır, Türkiye’ye saldırarak suçlarının üzerini örtemez.

İnsanlık dersi mi almak istiyorsun? 10 Emri oku!

Erdoğan aynı gün ikinci twitter mesajından ise Hamas’ı savundu:

‘Netanyahu’ya hatırlatma: Hamas bir terör örgütü değildir ve Filistinliler de terörist değildir.

Hamas, Filistinlilerin toprağını işgalci bir güce karşı savunan bir direniş hareketidir. Dünya işgalcilere karşı Filistin halkının yanında durmaktadır.’

Netanyahu’nun bu sözlere karşılığı biraz daha bel altına oldu:

‘Kuzey Kıbrıs ve Kuzey Suriye’ye işgal güçleri gönderen bir kişi, Hamas’ın bizi istila girişimlerine karşı yaptığımız savunma için birşey söyleme hakkına sahip değildir. Elinde Türkiye ve Suriye’deki Kürtlerin kanı bulunan bir kişi, öldürme sanatı konusunda bize söz söyleyecek en son kişidir.’

Yeni krizi ABD’nin yıllardır dillendirdiği ama uygulamaya sokmadığı Tel Aviv’deki büyükelçiliğini, 14 Mayıs’taki İsrail’in kuruluş yıldönümüne denk getirerek Kudüs’e nakletmesi oluşturuyor.

Bu gelişme ile birlikte Gazze’de başlayan gösterilere İsrail’in müdahalesi sonucu 60’tan fazla Filistinli hayatını kaybetti.

Olaylara en sert tepkiyi gösterenlerden biri olan Erdoğan yönetimi, 5 yıldan fazla bir süredir boş olan büyükelçilik koltuğuna yaklaşık 1,5 yıl önce oturan Eitan Naeh’i ‘persona non grata-istenmeyen kişi’ ilan etti ve akabinde Naeh’le birlikte İsrail’in İstanbul Başkonsolosu Yosef Lavi Sfari’nin de bir süreliğine ülkesine dönmesinin uygun olacağını duyurdu.

Türkiye’nin attığı adıma İsrail de aynısıyla karşılık verdi ve Türk diplomatların bir süreliğine ülkelerine dönmelerini istedi.

Ancak iki liderin gerçekleştirdiği ‘sosyal medya’ savaşında hem kullanılan dilin bayat olması ve hem de diplomatların kibar bir dille bir süreliğine ülkelerine yolcu edilmeleri kamuoyunun dikkatinden kaçmıyor.

Tabiri caizse Donald Trump’ın ABD Büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e nakletmesi bir süreliğine de olsa hem Netanyahu’nun ve hem de Erdoğan’ın işine yaramış görünüyor. Çünkü devam eden olaylar, kendisine karşı aylardır devam eden gösterilerle zor durumda olan Netanyahu’ya biraz nefes aldıracağı gibi Erdoğan’a da Türk halkının en büyük hassasiyetlerinden biri olan Filistin konusunda hamaset yapma fırsatı doğurdu.

Cuma günü Filistin için büyük bir miting gerçekleştirecek olan Erdoğan’ın 24 Haziran’da yapılacak hayati seçimlere epey malzeme oluşturması bekleniyor.

Peki Erdoğan rejimi yüzbinlerce insanı sokaklara dökerek İsrail aleyhine slogan attıracağına, bir devletin yapması gerekenleri neden yapmıyor? Devletin tüm yetkileri elinde bulunan bir kişi gösteri mi yapar, yoksa diplomatik silahlarını mı kullanır?

Hem de Türkiye’nin İsrail’e karşı kullanabileceği askeri, ekonomik, kültürel, diplomatik pek çok yaptırım aracı varken.

Mesela bunlardan birini hiç şüphesiz Türk Hava Yolları’nın gerçekleştirdiği Tel Aviv seferleri oluşturuyor. Atatürk ve Sabiha Gökçen’den Tel Aviv’e günlük 9 sefer gerçekleştiren THY, geçtiğimiz yıl İsrail’e ve İsrail’den bir milyondan fazla yolcu taşımıştı.

Halbuki geçtiğimiz yıl sonunda Kürt Yönetimi’nin düzenlediği bağımsızlık referandumuna tepki gösteren Erdoğan yönetimi, Irak Merkezi Yönetimi ile birlikte hareket ederek, Kürt hava sahasının hava trafiğine kapatılmasını sağlamış, THY’nin Erbil ve Süleymaniye seferlerini de iptal etmişti.

Geçtiğimiz Salı günü HDP’nin İsrail ile tüm ilişkilerin kesilmesi yönünde verdiği önergenin AKP oylarıyla reddedilmesi bile Erdoğan rejiminin Filistin’i diğer Müslüman liderler gibi iç politikaya alet ettiğini göstermek açısından tek başına yeterli.

Kerkük’ün Irak yönetimi tarafından ele geçirilmesine kadar geçen sürede Kürt petrolünün gizemli bazı gemiler tarafından İsrail’e, dünya piyasalarının çok altında satılması ise Erdoğan rejiminin İsrail ile ilişkilerinin boyutunun çok farklı olduğunu gözler önüne seriyor.

İsrail ayrıca her yıl Türkiye’den 3,5 milyar dolardan fazla mal ithal ediyor ve bu ithal kalemleri arasında jet yakıtından stratejik ürünlere pek çok meta yer alıyor. Türkiye’nin bu ülkeye ihracatını durdurması durumunda İsrail’in büyük bir darbe yemesi muhtemel.

Her seçim öncesi farklı krizleri kullananan Erdoğan’ın imdadına bu kez de Filistin’in yetiştiği söylenebilir. Popülist söylemlerle Filistin konusunu sömürecek olan Erdoğan’ın meydanlarda artık hergün ‘Ey Netanyahu’ demesini bekleyeceğiz.

Ferhat Efe

YORUMLAR






    0 YORUM