22 günlük gözaltı süreci baştan sona işkenceyle geçti

257
İnsanlık onuruyla işkenceyi yendi. İşkenceyi tüm detaylarıyla tarihe kaydetti.
O. 15 Temmuz sonrasında devlet yönetimi tarafından teşvik edilen “ihbarcılık müessesesi”nin kurbanlarından biri.

1 Ağustos 2015’te Zonguldak’ta gözaltına alındı ve 22 gün gözaltında tutulduktan sonra tutuklanarak cezaevine kondu.

O.’nun 22 günlük gözaltı süreci baştan sona işkenceyle geçti. Gördüğü tüm işkenceleri kağıda döken, ilgili tüm birimlere şikayetlerde bulunan ve işkenceyi dilekçelerle ulaşabildiği her yere bildiren O.’nun yazdıkları, 15 Temmuz sonrası Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklananlara rutin hale getirilen işkencelerin en vahim örneklerinden biri.

KULAK ZARININ PATLATILMASIYLA BAŞLADI
O. gözaltına alındıktan sonra bir hafta süreyle Çaydamar Asayiş Şube Müdürlüğü ve Soğuksu Karakolu’nda tutuldu. Hakkında yapılan ihbar; “memurlara sohbet ettiği” şeklindeydi.

Gözaltına alındığı andan itibaren gözleri bağlanan O.’nun karakolda bulunduğu sırada kulağına yumruk atılması nedeniyle kulak zarı patladı. Bu nedenle hastaneye kaldırılan O.’ya darp raporu verildi.

Tedavisi ilk müdahaleyle geçiştirilen O. ardından tekrar karakola getirildi ve ardından Zonguldak Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. İşkencenin dozu Emniyet Müdürlüğü’nün üst katındaki kamerasız odada şiddetlendi.

SOYUNDURULARAK İŞKENCE YAPILDI
Sorgusu sürekli olarak kamerasız odada yapılan O.’ya yöneltilen “memurlara sohbet ettiği” suçlaması, Emniyet’te değiştirilerek “polis imamı” şekline çevrildi.

O. emniyete ilk getirildiğinde yine gözleri bağlandı ve çırılçıplak soyuldu. Rüku vaziyetinde 90 derece eğilerek saatler boyu tutuldu. Çıplak vaziyette bu şekilde stres pozisyonunda tutularak, cinsel organları teşhir edilerek, erkeklik onuru kırılmaya çalışılan O., dizlerindeki güç tükenip yıkılıncaya kadar saatler boyu bekletildi.

Bu sırada sürekli olarak ağır küfürler ve hakaretlere maruz kalan O.’ya günler boyu ismi yerine “şerefsiz” diye hitap edildi.

ONURUNUN KIRILMASINA DİRENDİ
Günler boyunca kendisine, bütün kutsal değerlerine, eşine küfredilen O.’nun  darptan ziyade hakaret ve aşağılanmaya tepki gösterdiği öğrenildi.  O.’nun anlattığına göre, psikolojisi o derece bozuldu ki, “ben şerefsiz değilim” diye kendi kendine tekrar etmeye başladı.

Psikolojik işkencelerle sürekli O.’nun onuru kırılmaya çalışıldı. O. 21 gün boyunca işkenceye direndi ve kendisine küfrederek vuran polislere “bir de bu tarafıma vur”diyerek onurunu korudu.

VERDİKLERİ ÇAY İLAÇLI MIYDI?
O.’nun anlatımlarına göre kendisini sürekli döven ve tahrik edici sözlerle aşağılayan polisler, zaman zaman çay ikram ettiler. O. bu çaydan içtiğinde dikkatini toparlamakta zorlandığını, kendisine ilaç verildiğinden şüphelendiğini belirtti.

Ancak verilen çaya rağmen tüm suçlamaları ve hazır ifadeleri imzalamayı reddeden O. bu kez daha şiddetli dövüldü.

O.’nun birkaç seferin sonrasında ikram edilen çayı içmediği ve “çay verdikten sonra dövüyorsunuz, o yüzden içmeyeceğim” diyerek, çay içmeyi reddettiği öğrenildi.

KARTONPİYER KIRILDI
O.’nun anlatımlarına göre işkenceler sırasında vurulan tekmeler ve yumrukların şiddetiyle savrulduğunda çarptığı kartonpiyer duvarda göçükler meydana geldi.

O.’ya yönelik şiddet kesintisiz biçimde devam etti. Bacaklarına sürekli atılan tekmeler, çıplak ayak beton üzerinde saatler boyu stres pozisyonunda bekletmeler nedeniyle bacak damarlarında problemler başladı. Tedavi edilmeyen morlukların çürümesi, çürüyen yerlere tekrar tekme atılması gibi nedenlerle O.’nun bacak damarlarında tıkanıklık başladı ve bu durum kalp ritminin bozulmasına neden oldu.

“KARINI KAYALIKLARA GÖTÜRÜRÜZ”
Kendisine yapılan fiziki ve onur kırıcı işkencelere rağmen polisin dayattığı metinleri imzalamayan ve millete ve devlete karşı hiçbir suç işlemediğini söyleyen O.’ya yönelik en ağır işkence ise eşiyle ilgili oldu.

Polislerin “Karını kayalıklara götürüp tecavüz ederiz” şeklide ve daha pek çok şekilde yaptıkları tehditler nedeniyle O.K.’nin psikolojisinin oldukça bozulduğu ancak buna da direndiği öğrenildi. O.’nun “Beni de öldürseniz, karımı da öldürseniz gerçek değişmeyecek, biz suç işlemedik. Ömrümüz neyse o kadar yaşarız” dediği ifade ediliyor.

3 SAAT ARAYLA SORGU
Kendisine işkence yapanları görmemesi için gözleri bağlanan ve saatler boyunca dönüşümlü olarak polisler tarafından sorgulanan O.’nun dinlenmesi için sadece 3 saatlik aralar verildi.

HAZIR İFADE METNİ
21 günlük sorguda O.’nun önüne 6 kişilik bir isim listesinin konulduğu ve “Darbeye bu altı isimle beraber iştirak ettim” şeklinde yazıp imzalaması istendiği öğrenildi. O.’nun anlatımlarına göre gözaltı merkezinde pek çok kişiye buna benzer uygulama yapıldı ve ağır işkenceler nedeniyle bu tip hazır kağıtları imzalayanlar oldu.

İSİMLERİ YÜZLERCE KEZ TEKRARLATTILAR
O.’ya fiziksel işkencenin yanında uygulanan psikolojik işkencelerden birisi ise bilinçaltına yönelik oldu. O.’nun suçlaması istenen isimler kendisine yüzlerce kez tekrar ettirildi. Böylece isimleri ezberlemesi sağlanarak, işkenceyle ya da verilen çay sonrasında isimleri kendiliğinden suçlaması sağlanmaya çalışıldı.

“TIRNAKLARI SAKLADIK” DE
O.’nun ifade kağıdına yazması istenen bir diğer cümle ise “Fethullah Gülen’in tırnaklarını kutsal diye saklıyorduk” şeklindeydi. O.’nun diğer tüm suçlamalar gibi bunu da reddettiği öğrenildi.
21 günün sonunda “sana ne yaparsak yapalım konuşmayacaksın” denilerek savcılığa sevkedilen O.’nun vücudunda işkence kalıcı hasarlar bıraktı.

İŞKENCE KALICI İZLER BIRAKTI
O.’nun gördüğü işkenceler, tedaviden yoksun bırakma ve yetersiz beslenme nedeniyle kalp ritminin bozulduğu, bacaklarında damar tıkanıklığı başladığı, koluna ise emboli attığı öğrenildi.

Cezaevinde tedavi olabilmek için defalarca dilekçe veren O. ancak birkaç hafta sonra hastaneye gidebildi.

Kilo kaybı ve bünyesinin zayıf düşmesi nedeniyle tedavi sürecinin de oldukça yavaş ilerlediği belirtiliyor. Damar tıkanıklığı nedeniyle tedavi gren O. ayrıca kalıcı işitme problemi de yaşıyor artık.

SAVCILIKTA KARISININ ELİNİ TUTMADI
O.’nun sürekli olarak eşiyle tehdit edilmesi nedeniyle bozulan psikolojisinin izi ise savcılık sorgusu sırasında en net biçimde görüldü. 22 günlük işkencenin ardından savcılığa çıkarılan O.’nun koridorda kendisini bekleyen karısının uzaklaştırmaya çalıştığı, uzattığı elini tutmadığı, çocuklarına da sarılmadığı gözlendi. Ailesinin anlamlandıramadığı bu durumun daha sonra sürekli ailesiyle tehdit edilmesinden kaynaklandığı öğrenildi.

SORGUDA YASAL HAKLARI İHLAL ETTİLER
O.’ya karşı polislerin işlediği bir diğer suç ise hakkında şikayette bulunan kişinin sorgu odasına getirilmesi oldu. Bu kişinin de O.’ya hakaret ettirildiği hatta bu kişiyi tanımadığını söyleyince sorgudaki polisin yüzüne tükürdüğü öğrenildi. Ayrıca polislerin telefonun megafonu açarak O. hakkında başka iki kişiye sorular sordukları ardından da “herkes senin ismini verdi” dedikleri belirtiliyor.

O.’nun tüm bu baskılara ve kurgulara dayandığı öğrenilirken, hakkında hiçbir somut delil ve somut ifade olmadığı ilerleyen aşamalarda ortaya çıktı.

TÜM AİLE ANTİ DEPRESAN KULLANIYOR
İşkence görenlerin, -aileleri üzülmesin diye- gördükleri işkenceleri gizlemelerine karşın O., başından geçenlerin tamamını kayıt altına aldı. Hatta savcılıkta ifade verirken anlattıklarının hepsinin yazılmamasını ayrıca bir tutanak konusu yaptı.

O. tüm zorluklara dayanırken eşi ve çocukları da benzer bir bedel ödedi. Tüm ailenin anti depresan kullandığı, özellikle çocukların psikolojilerinin ve eğitim hayatlarının alt üst olduğu belirtiliyor. Aile geçimini ise evde yaptıkları bazı şeyler satarak temin ediyor.

SİSTEMATİK İŞKENCENİN MİMARLARI
Zonguldak, Türkiye’de en ağır işkencelerin uygulandığı illerden birisi İl Emniyet Müdürü A. Metin Turanlı ve Cumhuriyet Başsavcısı Hüsnü Hakan Yağız’ın talimatlarıyla Zonguldak’ta gözaltına alınanların neredeyse tamamına yoğun ve sistematik işkence uygulanıyor.

Aktifhaber…

CEVAP VER