AKP dışarıda liberal içeride radikal islamcı

1261
AKP ve Radikalizm

Özgür Can

Fransa’nın Strasbourg kentindeki Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) Genel Kurulu’nda konuşan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye’deki idam tartışmalarıyla ilgili bir soruya “Ben şahsen idam cezasına karşıyım. Bu kolay bir süreç değil, bu süreci yönetmeye çalışıyoruz” derken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AKP hükümeti üyeleri her fırsatta OHAL’in uzun süre kalması ve idamın geri getirilmesi hususunda çalışmalar yapıyor. AKMP’de Avrupalı parlamenterlere konuşan Çavuşoğlu, Suriyeli güçmenleri para vermedikleri için Avrupa’ya  15 Temmuz darbe girişimi ve yolsuzluk olaylarını da cemaate yıktı.

Bakan Çavuşoğlu’nun bu konuşmasına biraz da geriye giderek, AKP’liler dışarıda nasıl içeride nasıl  açıklamalar yapmışlar onlara bir bakalım.

2011’de ‘Arap Baharı’ başladığında Suriyeli halka, “iki ay sonra Emeviye Camii’nde cuma namazı kılacağız” diyerek milleti yönetime karşı sokağa döken AKP iktidarının olduğu bilindiği şu günlerde, Mevlüt Çavuşoğlu, Avrupa Birliği’nin, “Bugüne kadar sadece 179 milyon euro gönderilebildi” diyerek Suriyeli göçmenleri şimdilerde pazarlık meselesi yapması dikkat çekti. Ama iç siyasette ise “Suriyeli kardeşlerimiz” diyerek söze başlayan ve kulağa hoş gelen sloganik bağırmalarla vatandaşlara boş ümit vermeye devam ediyor.

AB’ye OHAL’i kaldıracağız idamı istemiyoruz diyerek aldatmaya çalışması, içeride ise başta Erdoğan olmak üzere OHAL’in en az bir yıl daha uzatılmasını istemelerinin yanında idamın geri gelmesi için de havuz medyası üzerinden halkı manipüle etmenin tüm yolları kullanılıyor. Hatta idamı da istemeyip katliam yapmayı teşvik eden bakanlar, milletvekilleri ve paralı yazarlar her gün her fırsatta bundan bahsetmelerinden hiç çekinmiyorlar.

Avrupa Birliği’ne, 17-25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk olaylarını cemaatin darbe planı derken içeride, kendini ulemadan sanan bir kısım Teologlar, ‘AKP iktidarının ümmet için topladığı parayı cemaat deşifre etti’ açıklamalarını havuz medyasındaki köşelerine yazmaktan hiç utanmadılar. Ayrıca rüşvet paralarıyla yakalanınca ‘cemaatçi polisler koydu’ diye manşetlerine çektiler. Mahkemeler, yapılan baskılar üzerine kapatılınca, cemaatçi polislerin koyduğu dediği paraları faizleriyle  birlikte valizlerle televizyonlar karşısında alıp çıktılar.

Ülkenin en başarılı kurumların yönetici ve sahiplerinin, Dinine, Vatanına, Malına, Canına ve Namusuna göz diktiler ve uyguladılar sonra da hem İslam ülkelerine ve hem de kendi vatandaşlarına Müslümanız diye camilerde ve meydanlarda yalan söylediler.

Avrupa’ya bizim başkalarının topraklarında gözümüz yok derken, içeride miting meydanlarında halka, Gazze, Şam, Halep, Bağdat ve Kahire diyerek höykürüp olmayacak duaya amin dedirttiler.

Batıya biz Suriye topraklarına IŞİD’e karşı savaşmak için giriyoruz derken IŞİD’le bir olup Kürtlere ve bu savaşa karşı çıkan Arap ve Türkmenlere karşı Peygamber ocağımız TSK’yı bataklığa soktular.

Dışarıda cemaat için ‘bunlar terör örgütü’ derken içeride IŞİD Türkiye sorumlusu mahkeme kararıyla serbest kaldı. Devletin kılcallarına nüfuz eden ‘Acem Uşakları’ diye bilinen İran merkezli Selam Tevhid ve Tahşiye terör örgütü iltifat gördü. Ülkenin en meşhur mafya lideri ilk önce hapisten çıkartıldı sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’la yan yana poz verdirildi ve akabinde de “oluk oluk kan akıtırız” dedirttirilerek millet tehdit edildi. İran bağlantılı karanlık yapıların liderleri 16 yıl hapis yattıktan sonra serbest bırakıldı bu da yetmiyormuş gibi Reisi Cumhur bu kişiyle Haliç Kongre Merkezinde görüşme yaptı.

Son olarak, AKP kuruluşundan itibaren içeride her mekanda İsrail ve Yahudilere saldırarak oy devşirdi ama dışarıda, ‘ben sayın Perez’e demedim moderatöre dedim’, Mavi Marmara gemisine ilk önce ‘hesabını soracağız’ diyerek Ortadoğu toplumlarını halifelik kavramına hazırladı  beş yıl sonra ise ‘benden izin mi aldınız’ diyerek İsrail’le dostluk anlaşması imzalayarak Mavi Marmaracıların ağzının payını verdi(!) Ayrıca Erdoğan ve AKP’nin kardeşleri(!)  Gazze’nin hayalleri de artık başka bir halifeye(!) kaldı. 2013’te Mısır’daki askeri müdahalenin arkasında İsrail var dedi üç yıl sonra İsrail’le stratejik ortaklık anlaşması yaptı.

Ortadoğu’nun kazanan devletleri İran ve İsrail kaybedenleri ise başta Türkiye ve kardeş Kürt, Türkmen ve Araplar oldu.

Vel hasılı millete Ehl-i Sünnet gibi gözüktüler ama Humeyni aşıkları çıktı.

 

CEVAP VER