AKP polisi 4 aylık bebeğin kafasına çuval geçirmiş

98
Zozan Yakut..

“Evden dışarı çıkartılırken 4 aylık kızım dahil hepimizin kafasına siyah çuval geçirdiler”

Yaklaşık 6 ay önce kızı Roza bebek ile tutuklanan Zozan Yakut, gözaltı esnasında 4 aylık bebeği dahil bütün ailesinin başına siyah çuvallar geçirildiğini anlattı. 6 ayın ardından tahliye olan Yakut, “Cezaevindeki diğer kadın tutukluların dayanışması ile kızımın gereksinimlerini karşılamaya çalıştım” diyerek kimi zaman tutukluların tülbendini kızına bez yaptığını anlattı. 

Antalya Kepez’de 2016 Kasım ayında evlerine yapılan baskınla 4 aylık bebeği ve 17 akrabası ile gözaltına alınan Zozan Yakut bir ay gözaltında kaldı. Daha sonra çıkarıldıkları mahkemece 4 aylık kızı Roza bebek, eşi ve 12 akrabasıyla birlikte “Örgüt üyesi olmak” ve “Örgüte yardım yataklık etmek” suçlamaları ile tutuklanarak cezaevine konuldu. Aradan geçen 6 ayın sonunda Zozan Yakut kızı Roza ile birlikte mahkemenin ara kararıyla 27 Nisan günü tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

“ANTALYA’YA GELİR GELMEZ BAŞLADILAR”

Mahkemede kızı ve kendisi için verilen tahliye kararını buruk bir sevinçle karşıladığını söyleyen Zozan Yakut, cezaevinde başta eşi olmak üzere 12 akrabasını bıraktığını ve onların akıbetinin ne olacağına dair bir belirsizliğin devam ettiğini söyledi. 7 yıl önce Mardin’in Nusaybin ilçesinden iş bulma umuduyla akrabaları ile birlikte Antalya’nın Kepez ilçesi Güneş mahallesine yerleştiklerini dile getiren anne Yakut, Antalya’ya geldikleri günden bu yana Kürt oldukları için bir çok sıkıntı ve sorunla mücadele ettiklerini söyledi. Yakut yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: “Antalya’ya geldiğimizde yaşadığımız zorluğu bir ben biliyorum bir de Allah. Çocuklarımın dünyaya geldiğinde bu zorluklar ikiye katlandı. Antalya’da uzun süre Kürt olduğumuz için eşim iş bulamadı. Bunun üzerine diğer akrabalarımızın yaptığı evde midye yapıp çarşı ve pazarda satarak geçimimizi sağlamaya başladık. Bu işten çok kazanılmıyor; ama en azından öldürmüyor bizi.”

Yaşadıkları onca ekonomik sıkıntının üstüne bir de etnik kimliklerinden kaynaklı sürekli ötekileştirilmeleri de eklenince hayatın iki kat daha da zorlaştığını dile getiren Yakut, “Nereye gidersek gidelim Kürt olduğumuz için bizi sürekli ezmek istediler. Ama yağma yok kendi memleketimizde yapılan onca baskıya boyun eğmedik, burada iki üç kendini bilmeze pabuç bırakmaya hiç niyetimiz yok. Bu yüzden her yerde bir yandan yaşam mücadelesi bir yandan da var olma mücadelesi verdik” diye konuştu.

‘4 AYLIK KIZIMIN KAFASINA ÇUVAL GEÇİRDİLER’

Kızı ile cezaevine atılmasının en büyük nedenlerinden birinin de Kürt oldukları ve direndikleri için olduğunu dile getiren Yakut, evine yapılan polis baskınını şu şekilde anlattı: “Saat sabaha karşı 04.00 sularıydı. Bir anda evimizin kapısı kırıldı ve içeriye onlarca kar maskeli özel harekat polisi doluştu. Eve girmeleri ile birlikte evde bulunan herkese ‘yat yat yat’ diyerek her kesi yüz üstü yatırarak evi resmen talan ettiler. Kızımın kundağını ve oğlumun yatağını param parça ettiler ve evde sağlam eşya bırakmadılar. Evden dışarı çıkartılırken 4 aylık kızım dahil hepimizin kafasına siyah çuval geçirdiler ve zırhlı araçlara bindirilerek önce hastaneye sonra da TEM şubeye götürüldük. Sonrasında bir ay boyunca bitmek tükenmez sorgular başladı. Bize sürekli ‘örgüt elemanlarına neden baktınız’ gibi sorular yöneltip durdular. Sorguların ardından ise 17 akrabamdan 5 kişi hariç hepimizi tutukladılar.”

‘O BEBEK ÇUKURDAKİ IŞIKTI’

“Evden dışarı çıkartılırken 4 aylık kızım dahil hepimizin kafasına siyah çuval geçirdiler”

Mahkemede tutuklama kararı çıktığında en çok 4 aylık kızı için kaygılandığını dile getiren anne Yakut, kızının daha 4 aylık olduğunu ve anne sütünden kesilmediğini bu yüzden onu bırakamadığını ifade etti. Tutuklandıktan sonra cezaevinde geçirdiği ilk gecenin hayatının en uzun gecesi olduğunu söyleyen Yakut, sonraki günlerde cezaevi koşullarına arkadaşlarının da yardımı ile çabuk adapte olduğunu sözlerine ekledi. Kızı Roza’nın cezaevinin neşesi ve moral kaynağı olduğunu ifade etti. Roza bebeğin karanlık çukurunda bir ışık huzmesi haline geldiğini dile getiren Yakut, cezaevi yönetiminin küçük bir çocuğa bu kadar pervasız davranmasının sebebi belki de cezaevine getirdiği aydınlık olabileceğini kaydetti.

‘KIZIMA KİMİ ZAMAN BİR TUTUKLU TÜLBENDİ YA DA ELBİSEYİ BEZ YAPTIM’

Kızının cezaevinde defalarca hastalandığını ve diğer tutuklulara nasıl davranıldıysa bebeğine de aynı şekilde davranıldığını belirten anne Yakut, o küçücük bedene yapılanları hayatı boyunca unutmayacağını ifade etti. Cezaevinde olan dayanışma ağı olmamış olsaydı o koşullara bir saniye bile katlanılmayacağını ifade eden anne Yakut, kızına bez verilmediğini verilse de yeterince verilmediğini belirterek, cezaevindeki diğer kadın tutukluların dayanışması ile kızının bu gereksinimlerini karşılamaya çalıştığını ifade etti. Kimi zaman bir tutuklu tülbendini ya da elbisesini kızına bez yaptığını anlatan Yakut, cezaevinde gördüğü dayanışma ruhunun kelimelerle anlatılmayacağını söyledi.

‘ÇINGIRAĞIN NE GİBİ SAKINCASI OLABİLİR HALA MERAK EDİYORUM’

Roza bebeğin tek oyuncağı olan çıngırakın sakıncalı bulunulup el konulmasını da anlatan anne Yakut şöyle devam etti: “Kızımın cezaevinde tek bir oyuncağı vardı çıngırak. Onunla oyun oynamak ona keyif veriyordu. Bir gün arama sırasında kızımın oyuncağını gardiyanlar geri getireceklerini söyleyerek, alıp götürdüler. Sonrasındaki günlerde gardiyanlardan kızımın oyuncağını istediğimde ise ‘koğuşlarda oyuncak sokulması yasak’ denilerek geri verilmedi. Daha sonrasında kızımın oyuncağının geri verilmesi için diretsem de sakıncalı bulunduğu için oyuncağın verilmeyeceği cevabını aldım.” Yaşanan bu olayın kendisini derinden etkilediğini dile getiren anne Yakut, bir oyuncağın ne gibi sakıncasının olabileceğini çok merak ettiğini belirtti.

‘BU KARANLIK MUTLAKA AYDINLANACAK’

Roza bebeğin küçücük bedeninin cezaevi ile çok erken tanıştığını belirten anne Yakut, devletin ne kadar zalim olduğunu bu sayede bir kez daha çok net bir biçimde görmüş olduğunu ifade etti. Cezaevinde güzel anıların da yaşandığını belirten anne Yakut, “Roza’nın belki de en çok güldüğü yer cezaevi olmuştur. Acı bir durum ama karanlık bir yerde bunun olması insanın içinde umut yeşertiyor. Devletin Kürt düşmanlığının Roza gibi onlarca çocuk üzerinden daha kötüleştiğini görebiliyorum. Cezaevlerinde benim gibi çocuğuyla birlikte onlarca annenin olduğunu biliyorum. Bu karanlık dehlizlere Roza gibi çocuklar ışık oldukça o karanlık mutlaka aydınlanacak ve bu sefer özgürlüğün tadına varacağız” dedi.