Arzu Demir: Polis memuru gözlerimizin içine baka baka bize aynen böyle dedi “IŞİD candır gerisi heyecandır”

459
ERDOĞAN+AKP=IŞİD
Polis memuru gözlerimizin içine baka baka bize aynen böyle dedi “IŞİD candır gerisi heyecandır”
AKP’nin DAİŞ ile ‘mücadelesi’ üzerine

Faşist dinci DAİŞ çetelerinin yakarak öldürdüğü iki Türk askerin görüntülerine ilişkin hükümetin sessizliği önceki gün bozuldu. Hem de ne bozulma! Belli ki videoların, internet erişimini yavaşlatmaya rağmen gündem olmasına bozulmuşlar. Bakanlar Kurulu’nun ardından açıklama yapan Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş’un sözlerindeki açık tehdit ve çelişkiye bakılırsa, rahatsızlık had safhada.

Gazetecinin sorusu üzerine Kurtulmuş şunları söylüyor: “Bu video görüntüleriyle ilgili henüz TSK ve Milli Savunma Bakanlığı tarafından teyit edilmiş, netleşmiş bir bilgi yoktur. Olsun, olmasın herhangi bir video görüntüsünü yayınlayarak, halka korku salmak istiyor. Kusura bakmasınlar. Medyadaki bazı arkadaşlar da lütfen ayaklarını denk alsınlar. Özellikle sosyal medya sorumsuzca yayın yapılacak bir alan değildir.”

Kurtulmuş, görüntülerin teyit edilmediğini söylüyor ancak teyit çoktan yapıldı. ABD merkezli SITE Intelligence Group, görüntülerin gerçek olduğunu açıkladı. Reuters da bu açıklamayı referans alarak görüntülerin gerçek olduğuna dair haber geçti.

Kurtulmuş’un açıklaması çelişkili de. Teyit edilmeyen bir görüntü olduğunu söylüyor ancak diğer taraftan da “korku salmak amacıyla uydurulduğunu” öne sürüyor. Aslında kafasında teyidi yapmış.

Açıklamanın gösterdiği çok açık bir şey var; devletin nazarında, kendi askerinin hayatının bile bir değeri yok. O görüntüleri izleyen iki aile, günlerdir bir haber bekliyor. Gerçekten ne oldu? Eğer görüntüler Kurtulmuş’un söylediği gibi uyduruk ise o zaman o iki askere ne oldu?

Devlet, kendi askeri ile ilgili bu bilgiyi kendi vatandaşına açıklamakla yükümlü. Ancak öyle bir değersizleşme var ki, kendi askerinin bile canının kıymet-i harbiyesi yok.

İşin en can alıcı noktası da burası. Kadının, işçinin, gencin, Kürt’ün, Ermeni’nin canının devlet karşısında bir değeri yoktu. Buna defalarca tanık olduk. Görülüyor ki, devletin askerinin de bir ehemmiyeti yok.

Emek gibi insan hayatları da değersizleştirildi. İnsanlığın sıfır noktasında vicdan ve bilinç ayaklanmasına ihtiyaç var.

Kurtulmuş, DAİŞ’e mücadele ettiklerini söylüyor, Erdoğan tarafından görevinden alınan eski Başbakan Davutoğlu, “IŞİD için öfkeli çocuklar dediğimi iddia eden olursa dava ederim” diyor. Yeni Şafak, “İki bin DEAŞ’lı PKK’ya katıldı” manşetini atıyor.

Ama diğer taraftan emniyetin bir mensubu, DAİŞ’ten hiçbir farkı bulunmayan El Nusra’nın sözleriyle Rus Büyükelçisini öldürüyor. Bir diğer taraftan da, “IŞİD candır, gerisi heyecandır” diyen polisler hakkında hala hiçbir işlem yapılmıyor.

Bu sözlerin polisler tarafından sarf edilmesine bizzat tanık oldum.

Özgür Radyo’nun kanun hükmünde kararname ile kapatıldığı 4 Ekim günü, radyo çalışanları ve dinleyicileri ile birlikte gözaltına alınıp İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün bahçesinde çevik kuvvet otobüsünde bekletilirken, “IŞİD candır, gerisi heyecandır” sözleri yanımızda, gözümüzün içine baka baka sarf edildi.

Bu tanıklığımızı ifadelerimizde de belirttik. Tutanaklarda da var. İfadem şöyleydi: “Gözaltı aracında çevik kuvvet polislerinden biri ‘IŞİD candır, gerisi heyecandır’ şeklinde bir laf etti. Bu sözü eden polisten şikayetçiyim. Dünyada katliamcı ve tecavüzcü bir örgütün emniyet mensubu bir kişi tarafından bu şekilde savunulmasından şikayetçiyim. Ayrıca çevik kuvvet otobüsünde bekletilirken, kendi aramızda konuşurken, aracın yanından geçirilen bir grup üzerine kendi aramızda konuşurken ‘bunlar IŞİD’li galiba onlara kelepçe takmıyorsunuz, bize takıyorsunuz’ diye konuşurken yine polis memurlarından biri, ‘Onlar IŞİD’li. Tabi ki bunda mantık aramayın’ diye konuştu.”

O gün bu olaya tanık olan kapatılan Jinha’nın muhabiri Öykü Dilara Keskin, radyonun eski çalışanlarından Sinan Gerçek, destek için gelen HDK’li Ahmet Ayva da polis ifadesinde bu durumu anlattı.

Madem Türk devleti DAİŞ ile mücadele ediyor, önce içindeki DAİŞ’lileri temizlemeli. Örneğin, Güvenlik Şube Müdürlüğü’nde yaptığımız bu şikayetlerimiz dikkate alınarak polisler hakkında idari ve hukuki soruşturma başlatılmalı.

Yapacağı başkaca şeyler de var elbette. Örneğin Suruç katliamının faillerinin cezalandırılması için adım atmak gibi. Dosya üzerinde hala gizlilik var. Dava açtıkları tek kişi olan eski Suruç İlçe Emniyet Müdürünü de korumak için kırk takla attılar. Önce oradan başlamalı iktidar. Ardından da 10 Ekim ve diğer DAİŞ katliamlarının tüm faillerinin cezalandırılması gelmeli.

Tüm bunlardan önce de, o görüntülerde yer alan iki askere ilişkin öncelikle aileleri, ardından da kamuoyunu tatmin edecek bir yanıt vermeli.

Kaynak: Arzu Demir/Etha

CEVAP VER