Baykal, “Kaset olayı Erdoğan’ın talimatıyla yapıldı”

737
Baykal, “Kaset olayı Erdoğan'ın talimatıyla yapıldı”

CHP eski Lideri Deniz Baykal, kendisine kurulan kaset tuzağının bizzat dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla EGM İstihbarat Dairesi’nce yapıldığını açıkladı.

CHP eski Lideri Deniz Baykal, kendisine kurulan kaset tuzağının bizzat dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla EGM İstihbarat Dairesi’nce yapıldığını açıkladı. CNN’de yayınlanan Tarafsız Bölge programına konuk olarak katılan Baykal, 2010’da Anamuhalefet partisi genel başkanlığı görevinden istifa ile sonuçlanan ve kendi özel hayatına ilişkin mahrem görüntülerin yayınlanması hususundaki kaset skandalında gelinen noktayı açıkladı.

Baykal, “Devlet olarak yapıyor. Ve ben ayrıca biliyorum ki, o zaman ki Sayın Başbakanın (Tayyip Erdoğan) bilgisi dahilindedir.” dedi. Baykal’ın açıklamasının videosu için tıklayınız.

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun ilgili görüntüleri ilk önce Erdoğan’ın izlediği ve bunun da kayıtlarının olduğunu hatırlatan Baykal, “Çekenler şeye (Erdoğan’a) gösteriyorlar, daha vermeden yaymadan, sayın başbakana, o zaman ki sayın başbakana gösteriyorlar. Gösterirken de onun da çekimini yapıyorlar, ekranın üzerine koydukları bir kamera ile.” değerlendirmesinde bulundu.

RESMİ OLARAK TALİMAT VERİLMİŞ, DAİRE OLARAK YAPILMIŞ

Davalarda bu işin resmi talimatla yapıldığının hatta örtülü ödenekten para alındığının ortaya çıktığını anlatan Baykal, “Şimdi öyle bir manzara çıktı ki, devletin Emniyet Genel Müdürlüğü’nün İstihbarat Daire Başkanlığı’nın içinde üç beş kişi kendi arasında gizlice, sistemin imkanlarını kullanıp bu işi yaptıkları teorisi iflas etti. O dava ile.

Dairenin tümü, resmen, daire olarak, hatta diyor ki örtülü ödenekten para aldık diyor. Örtülü ödenekten yardım aldık. Niye yardım aldık? Çilingir eğitimi almak için Danimarka’ya arkadaş gönderdik diyor. Resmi daireyle. Ve bütün dairenin başkanları, başkan yardımcıları, bilmem işte masa şefleri, herkes işin içinde. Yani belli ki, ortada resmi bir görev var. Yani dairenin bir kısmının, belli özel bağlantısı olan çevrenin kendi başına yaptığı bir iş değil. Resmen yapılmış bir iş olduğu gözüktü, bence.” şeklinde konuştu.

OKYANUS ÖTESİNDEN GELEN SÖZÜ İNANDIRICI BULUYORUM DEDİM

Baykal, kaset olayının ortaya çıktığı dönemde kendisine Fethullah Gülen adına bir mesaj iletildiğini ve o mesajda şunların söylendiğini kaydetti: “Okyanus ötesinden söylenen sözü inandırıcı buluyorum, dedim. Bana onun adına bir mesaj geldi. Bu olaydan biz derin bir teessür duyuyoruz. Size büyük saygımız var. Sizin Türk siyaset hayatı bakımından çok önemli bir şahsiyet olduğunuz kanaatindeyiz. Bu milletin değerli bir evladısınız. Fethullah Gülen adına bunları söylediler. Ve bu olayı hiçbir şekilde biz kabul etmiyoruz. Bunu bilmenizi istedik, diye. Bu olay karşısında duygularını böyle söylediler.

(Ahmet Hakan: İkna oldunuz mu?)

‘ERDOĞAN’IN BİLGİSİ OLMADAN OLMAZ’

Bunu kabul ettim gayet tabi. Ve ben o açıklamayı yaparken bunu referans olarak aldım. Ve şunu söyledim dedim ki, Anamuhalefet liderine yönelik böyle bir komplonun, iktidarın, başbakanın bilgisi, onayı olmadan gerçekleşmesi mümkün değildir. Buna da dikkat çekiyorum dedim. Böylece yani iktidarın bilgisi dışında bir kapalı çevrenin kendi başına yaptığı bir iş olduğunu kabul etmiyoruz demiş olduk. Ayrıca okyanus ötesinden bana gelen mesajı ciddiye alıyorum, dedim. Bu olmadan (Erdoğan’ın bilgisi olmadan) olmaz dedim. ”

Baykal gelinen noktayı şöyle özetledi:

ÜÇ BEŞ KİŞİ GİZLİCE YAPTI TEORİSİ İFLAS ETTİ

Şu anda geldiğimiz noktada o konuyla ilgili soruşturmalar yapıldı. Dava açıldı, açılıyor; bölük pörçük haberler çıkıyor. Şimdi öyle bir manzara çıktı ki, devletin Emniyet Genel Müdürlüğü’nün İstihbarat Daire Başkanlığı’nın içinde üç beş kişi kendi arasında gizlice, sistemin imkanlarını kullanıp bu işi yaptıkları teorisi iflas etti, o dava ile.

ÖRTÜLÜ ÖDENEKTEN YARDIM ALINMIŞ

Dairenin tümü, resmen, daire olarak, hatta diyor ki örtülü ödenekten para aldık diyor. Örtülü ödenekten yardım aldık. Niye yardım aldık? Çilingir eğitimi almak için Danimarka’ya arkadaş gönderdik diyor. Resmi daireyle. Ve bütün dairenin başkanları, başkan yardımcıları, bilmem işte masa şefleri, herkes işin içinde.

RESMİ YAPILMIŞ İŞ OLDUĞU GÖZÜKTÜ

Yani belli ki, ortada resmi bir görev var. Yani dairenin bir kısmının, belli özel bağlantısı olan çevrenin kendi başına yaptığı bir iş değil. Resmen yapılmış bir iş olduğu gözüktü, bence. (Ahmet Hakan: Sizinle ilgili kaset davasında mı) Evet, evet. Kaldı ki ayrıca işin içinde sayıyorlar isimleri; çilingir bilmem kim. Beni çağırdılar diyor. Kim çağırdı? Ahmet, Mehmet değil, daire çağırıyor.

ERDOĞAN’IN TALİMATI VE BİLGİSİ DAHİLİNDEDİR

(Selvi müdahale ediyor: Onlar Fethullahçı olarak ihraç edildiler, Ahmet Hakan: O daire Fethullahçı ama. Selvi: Kararname ile de ihraç edildi o dönem görevde olanlar)

Olabilir de, yani ama bu devletin bir parçası. Devlet olarak yapıyor. Ve ben ayrıca biliyorum ki, o zaman ki Sayın Başbakanın (Tayyip Erdoğan) bilgisi dahilindedir.

(Ahmet Hakan: Nereden biliyorsunuz)

ERDOĞAN İZLERKEN GÖRÜNTÜLERİ VAR…

İşte yahu, Kemal Beyin (Kılıçdaroğlu) yığınla açıklamalarını duymadınız mı? Yani bilmiyor musunuz? Ben şey yaparken izledim, çekmişler diyor. Çekenler şeye (Erdoğan’a) gösteriyorlar, daha vermeden yaymadan, sayın başbakana, o zaman ki sayın başbakana gösteriyorlar. Gösterirken de onun da çekimini yapıyorlar, ekranın üzerine koydukları bir kamera ile.

(Selvi müdahale ediyor: Çok önemli bir iddia değil mi?)

Çok önemli.

(Selvi devam ediyor: O zamanki başbakan ile ilgili neden bir suç duyurusunda bulunmadınız, sayın Cumhurbaşkanı şimdi.)

Benim elimde deliller olsa, olabilir.

(Selvi: Ama çok ağır bir suçlamada bulundunuz efendim)

(Bunu CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile konuştunuz mu?)

Kemal Bey söyledi bunu, kamuoyuna söyledi. Savcılar da duydu, başbakan da duydu, herkes de duydu. Ben de o demin bahsettiğiniz görüşmede bunu sayın başbakana, cumhurbaşkanı olarak Temmuz seçimlerinden sonra yüzüne de söyledim bunu. Yani bu öyle örtbas edilen birşey değil. Benim kanaatim, bu hala aynı şeyi söylüyorum. O zaman da fethullahçı, yok bilmem iktidar falan ayrımı yok. onlar herkes ve iktidar adına da yapıyor. Beraber yapıyorlar. Talimatı Pensilvanya’dan alarak mı yaptı, yoksa burdan mı olarak yaptı?

(Ahmet Hakan: Hangisi?)

(Cumhurbaşkanına bunu söyledim dediniz, ne cevap verdi)

ERDOĞAN’A TEMMUZ’DA ‘BANA ONLAR DEĞİL, SİZ ÇEKTİRDİNİZ’ DEDİM

Yok canım nereden çıkarıyorsun filan dedi. Ben de nereden çıkarttığımı söyledim. Bana size de neler çektirdiler bunlar deyince, ben de bana onlar değil, siz çektirdiniz, diye doğrudan söyledim.

(Selvi: Biraz daha netleştirebilir miyiz? O gün yaptığınız açıklamada da Okyanus Ötesini ayrı tutmuştunuz, şu gün yaptığınız açıklamada da özellikle siyasete fatura keserken, ayrı tutuyorsunuz)

Tutmuyorum. Buradaki bütün mesele şu bakın. Kimin yaptığı önemli. Kimin talimat verdiği önemli!

(Ahmet Hakan: Kim yaptı peki? Fethullahçılar…)

O zaman Fethullahçı mıydı bilmiyoruz. Fethullahçı olduğu şimdi iddia edilen o zaman ki İstihbarat Dairesinin tam kadrosu, hep birlikte yaptılar. Talimatı kimden aldılar?

(Ahmet Hakan: Bilmiyoruz)

(Baykal gülüyor) Eh. Bilmiyoruz.

CHP eski Lideri Deniz Baykal, kendisine kurulan kaset tuzağının bizzat dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla EGM İstihbarat Dairesi’nce yapıldığını açıkladı.

CHP eski Lideri Deniz Baykal, kendisine kurulan kaset tuzağının bizzat dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla EGM İstihbarat Dairesi’nce yapıldığını açıkladı. CNN’de yayınlanan Tarafsız Bölge programına konuk olarak katılan Baykal, 2010’da Anamuhalefet partisi genel başkanlığı görevinden istifa ile sonuçlanan ve kendi özel hayatına ilişkin mahrem görüntülerin yayınlanması hususundaki kaset skandalında gelinen noktayı açıkladı.

Baykal, “Devlet olarak yapıyor. Ve ben ayrıca biliyorum ki, o zaman ki Sayın Başbakanın (Tayyip Erdoğan) bilgisi dahilindedir.” dedi.

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun ilgili görüntüleri ilk önce Erdoğan’ın izlediği ve bunun da kayıtlarının olduğunu hatırlatan Baykal, “Çekenler şeye (Erdoğan’a) gösteriyorlar, daha vermeden yaymadan, sayın başbakana, o zaman ki sayın başbakana gösteriyorlar. Gösterirken de onun da çekimini yapıyorlar, ekranın üzerine koydukları bir kamera ile.” değerlendirmesinde bulundu.

RESMİ OLARAK TALİMAT VERİLMİŞ, DAİRE OLARAK YAPILMIŞ

Davalarda bu işin resmi talimatla yapıldığının hatta örtülü ödenekten para alındığının ortaya çıktığını anlatan Baykal, “Şimdi öyle bir manzara çıktı ki, devletin Emniyet Genel Müdürlüğü’nün İstihbarat Daire Başkanlığı’nın içinde üç beş kişi kendi arasında gizlice, sistemin imkanlarını kullanıp bu işi yaptıkları teorisi iflas etti. O dava ile.

Dairenin tümü, resmen, daire olarak, hatta diyor ki örtülü ödenekten para aldık diyor. Örtülü ödenekten yardım aldık. Niye yardım aldık? Çilingir eğitimi almak için Danimarka’ya arkadaş gönderdik diyor. Resmi daireyle. Ve bütün dairenin başkanları, başkan yardımcıları, bilmem işte masa şefleri, herkes işin içinde. Yani belli ki, ortada resmi bir görev var. Yani dairenin bir kısmının, belli özel bağlantısı olan çevrenin kendi başına yaptığı bir iş değil. Resmen yapılmış bir iş olduğu gözüktü, bence.” şeklinde konuştu.

OKYANUS ÖTESİNDEN GELEN SÖZÜ İNANDIRICI BULUYORUM DEDİM

Baykal, kaset olayının ortaya çıktığı dönemde kendisine Fethullah Gülen adına bir mesaj iletildiğini ve o mesajda şunların söylendiğini kaydetti: “Okyanus ötesinden söylenen sözü inandırıcı buluyorum, dedim. Bana onun adına bir mesaj geldi. Bu olaydan biz derin bir teessür duyuyoruz. Size büyük saygımız var. Sizin Türk siyaset hayatı bakımından çok önemli bir şahsiyet olduğunuz kanaatindeyiz. Bu milletin değerli bir evladısınız. Fethullah Gülen adına bunları söylediler. Ve bu olayı hiçbir şekilde biz kabul etmiyoruz. Bunu bilmenizi istedik, diye. Bu olay karşısında duygularını böyle söylediler.

(Ahmet Hakan: İkna oldunuz mu?)

‘ERDOĞAN’IN BİLGİSİ OLMADAN OLMAZ’

Bunu kabul ettim gayet tabi. Ve ben o açıklamayı yaparken bunu referans olarak aldım. Ve şunu söyledim dedim ki, Anamuhalefet liderine yönelik böyle bir komplonun, iktidarın, başbakanın bilgisi, onayı olmadan gerçekleşmesi mümkün değildir. Buna da dikkat çekiyorum dedim. Böylece yani iktidarın bilgisi dışında bir kapalı çevrenin kendi başına yaptığı bir iş olduğunu kabul etmiyoruz demiş olduk. Ayrıca okyanus ötesinden bana gelen mesajı ciddiye alıyorum, dedim. Bu olmadan (Erdoğan’ın bilgisi olmadan) olmaz dedim. ”

Baykal gelinen noktayı şöyle özetledi:

ÜÇ BEŞ KİŞİ GİZLİCE YAPTI TEORİSİ İFLAS ETTİ

Şu anda geldiğimiz noktada o konuyla ilgili soruşturmalar yapıldı. Dava açıldı, açılıyor; bölük pörçük haberler çıkıyor. Şimdi öyle bir manzara çıktı ki, devletin Emniyet Genel Müdürlüğü’nün İstihbarat Daire Başkanlığı’nın içinde üç beş kişi kendi arasında gizlice, sistemin imkanlarını kullanıp bu işi yaptıkları teorisi iflas etti, o dava ile.

RESMİ YAPILMIŞ İŞ OLDUĞU GÖZÜKTÜ

Yani belli ki, ortada resmi bir görev var. Yani dairenin bir kısmının, belli özel bağlantısı olan çevrenin kendi başına yaptığı bir iş değil. Resmen yapılmış bir iş olduğu gözüktü, bence. (Ahmet Hakan: Sizinle ilgili kaset davasında mı) Evet, evet. Kaldı ki ayrıca işin içinde sayıyorlar isimleri; çilingir bilmem kim. Beni çağırdılar diyor. Kim çağırdı? Ahmet, Mehmet değil, daire çağırıyor.

ERDOĞAN’IN TALİMATI VE BİLGİSİ DAHİLİNDEDİR

(Selvi müdahale ediyor: Onlar Fethullahçı olarak ihraç edildiler, Ahmet Hakan: O daire Fethullahçı ama. Selvi: Kararname ile de ihraç edildi o dönem görevde olanlar)

Olabilir de, yani ama bu devletin bir parçası. Devlet olarak yapıyor. Ve ben ayrıca biliyorum ki, o zaman ki Sayın Başbakanın (Tayyip Erdoğan) bilgisi dahilindedir.

(Ahmet Hakan: Nereden biliyorsunuz)

ERDOĞAN İZLERKEN GÖRÜNTÜLERİ VAR…

İşte yahu, Kemal Beyin (Kılıçdaroğlu) yığınla açıklamalarını duymadınız mı? Yani bilmiyor musunuz? Ben şey yaparken izledim, çekmişler diyor. Çekenler şeye (Erdoğan’a) gösteriyorlar, daha vermeden yaymadan, sayın başbakana, o zaman ki sayın başbakana gösteriyorlar. Gösterirken de onun da çekimini yapıyorlar, ekranın üzerine koydukları bir kamera ile.

(Selvi müdahale ediyor: Çok önemli bir iddia değil mi?)

Çok önemli.

(Selvi devam ediyor: O zamanki başbakan ile ilgili neden bir suç duyurusunda bulunmadınız, sayın Cumhurbaşkanı şimdi.)

Benim elimde deliller olsa, olabilir.

(Selvi: Ama çok ağır bir suçlamada bulundunuz efendim)

(Bunu CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile konuştunuz mu?)

Kemal Bey söyledi bunu, kamuoyuna söyledi. Savcılar da duydu, başbakan da duydu, herkes de duydu. Ben de o demin bahsettiğiniz görüşmede bunu sayın başbakana, cumhurbaşkanı olarak Temmuz seçimlerinden sonra yüzüne de söyledim bunu. Yani bu öyle örtbas edilen birşey değil. Benim kanaatim, bu hala aynı şeyi söylüyorum. O zaman da fethullahçı, yok bilmem iktidar falan ayrımı yok. onlar herkes ve iktidar adına da yapıyor. Beraber yapıyorlar. Talimatı Pensilvanya’dan alarak mı yaptı, yoksa burdan mı olarak yaptı?

(Ahmet Hakan: Hangisi?)

(Cumhurbaşkanına bunu söyledimn dediniz, ne cevap verdi)

ERDOĞAN’A TEMMUZ’DA ‘BANA ONLAR DEĞİL, SİZ ÇEKTİRDİNİZ’ DEDİM

Yok canım nereden çıkarıyorsun filan dedi. Ben de nereden çıkarttığımı söyledim. Bana sizi de neler çektirdiler bunlar deyince, ben de bana onlar değil, siz çektirdiniz, diye doğrudan söyledim.

(Selvi: Biraz daha netleştirebilir miyiz? O gün yaptığınız açıklamada da Okyanus Ötesini ayrı tutmuştunuz, şu gün yaptığınız açıklamada da özellikle siyasete fatura keserken, ayrı tutuyorsunuz)

Tutmuyorum. Buradaki bütün mesele şu bakın. Kimin yaptığı önemli. Kimin talimat verdiği önemli!

(Ahmet Hakan: Kim yaptı peki? Fethullahçılar…)

O zaman Fethullahçı mıydı bilmiyoruz. Fethullahçı olduğu şimdi iddia edilen o zaman ki İstihbarat Dairesinin tam kadrosu, hep birlikte yaptılar. Talimatı kimden aldılar?

(Ahmet Hakan: Bilmiyoruz)

(Baykal gülüyor) Eh. Bilmiyoruz.

CEVAP VER