Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’ndan Çocuk Hakları Konferansı

637
Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı ile BM'nin ortak programı

Türkiye’de kapısına kilit vurulan ve ülkenin uluslararası arenada en etkili kurumları arasında gösterilen Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı (GYV) ve Nijerya’daki partner kuruluşu Ufuk Diyalog Derneği ile Birleşmiş Milletler’in (BM) belirlediği tarihte 13 ülkenin katıldığı, “Uluslararası Aile Konferansı” düzenledi. Türk hükumeti tarafından cadı avına maruz kalan Hizmet Hareketi gönüllüleri tarafından kurulan GYV dünyada barışın simgesi olmaya devam ediyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AKP iktidarı tarafından atılmak istenen iftiralara, BM’de GYV’na tarih belirleyerek konferans düzenletti.

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı ve Ufuk Diyalog Derneği, Birleşmiş Milletler tarafından belirlenmiş olan 20 Kasım Çocuk Hakları ve Evrensel Çocuk Günü’nde Uluslararası Aile Konferansı’nın dördüncüsünü Nijerya’da düzenledi. BM’nin danışma statüsünü alan tek Türk kuruluşu olan GYV, 19-20 Kasım 2016 tarihinde Nijerya’nın Abuja kentinde düzenlediği konferansa 13 ülkeden 19 konuşmacı katıldı. Afrika Birliği Komisyonu ve Arigatou Çocuklar için Uluslararası Dua ve Aksiyon inisiyatifi ile ortaklaşa gerçekleştirilen konferans Çatışma Çözümü ve Barış ve Nijerya İstikrar ve Uzlaşma programları tarafından da desteklendi.

Farklı ülkelerde yaşanan tecrübelerin de yer aldığı ve teknik yönü ağır basan sunumlarda, Çocuklar ve Refah, Çocuklar ve Eğitim, Aile ve Ebeveynlik ve Çocuk Hakları gibi konularda yapılan araştırma sonuçları paylaşıldı. Paylaşılan çalışmalardan ortaya çıkan temel mesajlar ve öğrenilen dersler eyleme yönelik somut tavsiyelerle sonuçlandı.
Çocuk Hakları ve Aile başlıklı Dördüncü Uluslararası Aile Konferansı’nın katılımcıları aldıkları kararları açıkladılar: 

Dua ve Eylem Günü vesilesiyle, Uluslararası Arigatou İnisiyatifi ile yaptığımız yeni ortaklığı memnuniyetle karşılıyoruz. Bu şekilde, Dua ve Eylem Günü, Birlemiş Milletler 20 Kasım Çocuk Hakları Konvansiyonu’nun 27. yıldönümü ve 29 Kasım’da Afrika Birliği tarafından yürürlüğe sokulan Çocuk Hakları ve Refahı Programı’nın 17. yıldönümü ile birlikte kutlanmış oldu.
Çocuk Hakları Konvansiyonu’nun temel yol gösterici ilkelerinden olan; yaşama hakkı, hayatta kalma ve gelişme hakkı, isim sahibi olma hakkı, ulusal kimlik hakkı, aileye sahip olma hakkı, çıkarlarına ve bakış açılarına saygı isteme hakkı ve ayrımcılıktan azade olma hakkının çocuk yaşamı açısından ne kadar önemli ve etkili olduğunun farkındayız. Pratikte bu haklar gözetilirken çocukların yaş ve olgunluk düzeylerinin de göze alınması gerektiğine inanıyoruz.

Toplumun temel ve doğal birimi olan ailenin, çocukların temel beslenme ve korunma ihtiyaçlarının karşılanması konusunda birincil sorumluluk sahibi olduğuna inanıyoruz.

On sekiz yaşın altındaki herkesin çocuk kategorisine dahil olduğuna inanıyor ve çocukların tam ve uyumlu birer kişilik gelişimine sahip olmalarının aile ortamında ve mutluluk, sevgi ve anlayış atmosferinde büyümeleriyle yakından ilgili olduğunu düşünüyoruz.
8/19 sayılı Çocuk Hakları için Daha İyi Yatırım konulu BM İnsan Hakları Kararı’nı destekliyor ve bu karar bağlamında ülkelerin çocuklara yapılan yatırımlar kapsamında gerekli istatistikleri ve konuyla ilgili net verileri toplamaları gerektiğini düşünüyoruz. Yine bu bağlamda karşılaşılan güçlükler ve sağlanan ilerlemelerin de belgelenip veri haline getirilmesi yararlı olacaktır.
Aşağıda zikredilen tavsiyelerin, uluslararası örgütler, hükumetler, kanun yapıcılar ve sivil toplum temsilcileri açısından uygun olduğu değerlendirilmiştir:
Çocukların ulusal politikalarda doğru yere konumlandırılmasının temin edilmesi için ulusal kalkınma planlarının olası demografik değişimleri de hesaba katması gerekmektedir. Bunun gerçekleşmesi ise sivil kayıt sistemleri ve yaşamsal istatistiklerin doğru yapılmasına bağlıdır.
Ailenin, bütün toplumlar için temel sosyal birim olduğu anlayışından yola çıkarak devletlerin ailelere destek olan ulusal programlar yapmaları gerektiği değerlendirilmiştir. Bu türden programların başarısı ise politika yapıcılarla araştırmacıların çocuk hakları konusunda daha iyi bir iletişim ve iş birliğine sahip olmalarıyla mümkündür. Yine makro ekonomik programların yapımında da çocuk hakları yaklaşımı belirleyici olmalıdır.

Çocukların korunup gelişmeleri bağlamında birincil sorumluluk ailede ve özellikle de anne-babada ve çocukların vesayetine sahip olan kişilerdedir. Bu noktadan yola çıkarak liderlere de söz verdikleri desteği, ilgili bilgileri ve gerekli desteği sağlamaları gerektiğini hatırlatırız. Yine siyasi liderler, çocukların kendilerini koruma konusundaki yeteneklerinin gelişmesi ve kendi hayatlarının aktörleri olmaları konusunda da sorumluluk sahibidirler.
Hükumetler, sosyal topluluklar, sivil toplum ve aileler, aile içi şiddetin engellenmesi konusunda sorumludur. Bu bağlamda multidisipliner politikalar, hukuki önlemler ve yenilikçi yöntemler kadar kurbanlara etkili yardım götürme faaliyetleri ve suç işleyenlerin ıslah edilmesi de önemlidir.
Sosyal normlar ve kültürel değerlerin çocukların yaşamı üzerindeki etkisini hesaba katarak, hükumetler, sosyal gruplar, sivil toplum, geleneksel ve dini liderleri, çocukların yaşamı üzerinde olumsuz etkide bulunan örf-adet, gelenek, sosyal, kültürel ve dini pratiklerle mücadeleye çağırıyoruz. Öte yandan, çocukların aile ve toplumdaki yerlerini pekiştiren etik ve ahlaki değerlerin desteklenmesi de hayati öneme haizdir.
BM Çocuk Hakları Konvansiyonu’nun uygulamaya konulması bağlamında BM Engelli Bireyler Hakları Konvansiyonu da hesaba katılmalı ve engelli çocukların da aynı hak ve özgürlüklerden yararlanmaları sağlanmalıdır. Yine bu çerçevede engelli çocukları olan aileler de hesaba katılmalı ve bu ailelerin çocukların eğitimi ve sosyalleşmeleri konusunda birinci derecede sorumlu oldukları unutulmamalıdır.
Herkes için eğitim konusunda insan hakları odaklı bir yaklaşımı destekliyoruz. Böyle bir yaklaşım, çocukların eğitim haklarının gerçekleştirilmesi konusunda gerekli çerçeveyi oluşturarak, eğitime erişim hakkı, eğitim hizmetlerinin mevcudiyeti, fırsat eşitliği, çocuk dostu sağlıklı ve güvenli bir çevrenin sağlanması gibi konuları da içerecektir. Yine bu yaklaşım bu konularda sorumluluk sahibi olan kişiler olarak ebeveynler ve aile üyeleri kadar toplumsal gruplar ve okullara da odaklanmalıdır.

 

CEVAP VER