Diyanet’e Cevap-2

361
Diyanet'e Cevap
Diyanet'e Cevap: EDEP YA HU

Beş gün sürecek olan ‘Diyanet’e Cevap’ maiyetindeki yazı dizimizin ikincisi: 

DİYANET’İN HAZIRLAMIŞ OLDUĞU RAPORUN USUL AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ-2

3- Önyargı ve Niyet Okumanın Hâkim Olduğu Görülür

Raporda kullanılan siyasi söylemler, ispatsız iddialar, sloganik ifadeler göstermektedir ki, ilmî tenkitten ziyade önyargılı bir bakış açısı hâkimdir. Önyargısız yaklaşıldığında normal karşılanabilecek durumlar sırf önyargıdan dolayı çok farklı yorumlanmış ve farklı yansıtılmıştır. Mesela:

a- Raporda zekât ve himmet adı altında maddi gelir sağlandığı iddia edilmiştir.

Bununla, her vakıf ve derneğin kanuni hakkı olan yardım toplayıp dağıtma, kurban kesme gibi faaliyetler, Hizmet Hareketi için bir suç gibi lanse edilmiştir. Adı ne olursa olsun, hayırlı bir iş için insanların yardımına müracaat etmek kanunen yasak olmadığı gibi dinen de teşvik edilen bir husustur. Nitekim Peygamber Efendimiz defalarca bu işi yapmıştır: O (s.a.s), muhtaç bir kişiye yardım etmek için etrafındakileri teşvik etmiş, Hazreti Bilal’i de yanına alarak gittiği sohbetlerde kadınlardan yardım toplanmasını istemiş ve yine Tebük seferine çıkarken büyük bir himmet yapmıştır.

b- Raporun başka bir yerinde Hizmet Hareketi’nin gayrimüslimlerle kurduğu diyaloğu, Müslüman gruplardan esirgediği iddia edilmiştir.

Hizmet Hareketi, Müslümanlar içinde doğmuş, Müslümanlarla ilgilenerek işe başlamış, açtığı eğitim kurumlarında her kesimden Müslümanın çocuğunu okutmuş, Müslümanların çocuklarına burs vermiş, onlara iş imkânları sağlamıştır. Zaten Müslümanların içinde doğup gelişen ve onlara hizmet eden bir hareketin, büyüyüp geliştikten sonra dünya barışı adına Müslüman olmayanlarla da görüşmek istemesini tenkit etmek iyi niyetle telif edilememektedir. Kaldı ki Hıristiyan ve Yahudilerle diyalog faaliyetlerini DİB kendisi de halen yapmaktadır.

c- Raporda gözyaşları, tevazu, yumuşak söz, vaaz ve nasihatle gençlerin duygularının sömürüldüğü iddia edilmiştir.

Bu ifadelerle DİB adeta niyet okuması yapmış, İslam’ın, yerine göre emir ve tavsiye buyurduğu fiil ve faaliyetleri art niyetli olarak göstermek istemiştir. Dinimiz tebliği emretmekte, gözyaşı ve tevazuu gibi pek çok ahlaki mevzuu nazara vermektedir.  Kur’an, çok ağlayın az gülün derken, Efendimiz, ağlamayan gözden Allah’a sığınmıştır. Tevazu, nasihat gibi hasletler, bugüne kadar bütün İslam büyüklerinin ayrılmaz vasfı olmuştur. Hizmette yetişen yüzbinlerce eğitimli, mütevazı ve ahlaklı insan da, yapılan bu samimi çalışmaların meyvesidir.

4- Delilsiz İddialarla ve İftiralarla Doludur

Raporda en dikkat çeken husus, çokça zikredilen delilsiz iddialardır. Bu tutumuyla DİB, hukuktaki “Delili, iddia edenin getirmesi gerekir.” prensibini defalarca çiğnemiştir. Hatta bu iddiaların birçoğu zaman zaman iftira boyutuna ulaşmıştır. Bu durum göstermektedir ki DİB, Hizmet’e karşı büyük bir karalama kampanyasına soyunmuştur. Mesela;

a- Hizmet müntesiplerinin diyalog çalışmaları vesilesiyle Hristiyan kültürüne yaklaştırıldığı iddia edilmiştir.

Hizmet Hareketi herkesi kendi konumunda kabul ederek diyalog çalışması yapmaktadır. Ayrıca bugüne kadar hiç kimsenin bu diyaloglar sebebiyle Hıristiyanlaştığı ya da onların kültürünü benimsediği vaki değildir. Diğer yandan Hizmet Hareketi dünyada kendini diyalog çalışmalarından daha ziyade eğitim faaliyetleriyle kabul ettirmiştir.

b-  Hizmet Hareketinin, bazı müntesiplerine içki içebilecekleri, gayr-i meşru eğlencelere dâhil olabilecekleri, tesettür hükümlerine uymayabilecekleri yönünde fetvalar verdiği iddia edilmiştir.

Hizmet mensupları, Kur’an ve Sünnet çizgisinde hareket eder, İslam’a ters bir hüküm ve fetva vermezler. Bunun aksini iddia eden DİB, buyursun Hocaefendi’nin 70 tane kitabından ya da binlere ulaşan vaaz ve sohbetinden tek cümlelik bir delil ortaya koysun. Ne yazık ki o, siyasilerin güdümünde ortaya attığı bu mesnetsiz iddiasıyla Hizmet Hareketine büyük bir iftirada bulunmuştur.

c- Raporda Hocaefendi’nin “Tasavvufla alâkamız yok!” dediği iddia edilmiştir.

Hocaefendi ne yazılarında ne de vaaz ve sohbetlerinde böyle bir söz söylememiştir. Bilakis o, Kalbin Zümrüt Tepeleri isimli eserinde Kur’an ve Sünnet çizgisinde tasavvufu anlatmıştır. Ayrıca sohbet ve yazılarında sık sık tasavvufi konulara girmiş ve tasavvuf ehlinden misaller vermiştir.

d- Raporda, Hizmet Hareketi’nin gizlilik içerisinde çalıştığı iddia edilmiştir.

Oysaki Hizmet müntesipleri ve müesseseleri, diğer vatandaşlar ve müesseseler gibi bulunduğu devletin kanunlarına tabidir. Bugüne kadar Hizmet müesseseleri hem Türkiye’de hem de diğer devletlerde resmi kurumlar tarafından sürekli teftiş edilmektedir. Özellikle son üç sene boyunca Türkiye’de her bir müessese beş-altı ayrı koldan teftişe tabi tutulmuş ve didik didik edilmiştir. Devletin denetimine bu kadar açık olan bir Hareketi, hala gizlilikle suçlayan DİB acaba kendi müesseselerini de aynı oranda denetime açık tutmakta mıdır?

e- Başka bir yerde, Hizmetin, Müslüman topluluklarda Hz. Peygamber motifini sıklıkla kullandığı, diyalog çalışmalarında ise Peygamber unsuruna yer vermediği iddia ediliyor.

Bu iddia ile DİB, Hocaefendi’nin Âl-i İmran suresinin 64. âyetinde Ehl-i Kitab’a hitaben tevhid çağrısının bir yansıması olan üslubunu, sanki Peygamberi reddediyormuş gibi lanse etmiştir. Hâlbuki onun, Allah Resulü’nü anmadığı sohbet, vaaz ve hutbesi yoktur. Her meselesini sünnet çizgisinde sürdürme gibi büyük bir ideali vardır.

“Sonsuz Nur” adında Efendimizi anlatan bir kitabı mevcuttur. Bu kitap yaklaşık 62 hafta süren vaazlarından yazıya geçirilmiştir. Ayrıca Efendimizle alakalı “Peygamber Sevgisi” adı altında seri vaazlar vermiştir.  Kutlu Doğum programlarının bir günden bir haftaya çıkarılmasını, Efendimiz için bir yıl tahsis edilmesini ilk defa teklif eden kişi yine Hocaefendi olmuştur. Hizmet Hareketi tarafından Efendimizle alakalı olarak “Ebedî Risalet Sempozyumları” düzenlenmiş, salon ve statlarda “Kutlu Doğum Programları” yapılmıştır. Ayrıca Efendimizi tanıtma adına “Peygamber Yolu” adında uluslararası sempozyumlar organize edilmiş, “Peygamber Yolu Derneği” açılarak bu dernek vasıtasıyla “Herkes O’nu Okuyor” yarışmaları yapılmış ve milyonlarca insana Efendimizin hayatı okutulmuştur. Fakat ne acıdır ki bu derneği kapatarak üyelerine yüksek miktarlarda ceza kesenler yine Diyanetin güdümüne girdiği mevcut iktidar olmuştur. Devamı yarın…

CEVAP VER