Efe Yiğit: Erdoğan’dan Avrupa aşırı sağına gollük paslar

133
Erdoğan

Analiz:

Erdoğan’dan Avrupa aşırı sağına gollük paslar

Siyasetlerini göçmen karşıtlığı ve özellikle İslam düşmanlığı üzerine kuran popülist aşırı sağ partiler, Avrupa’daki siyasetin bir gerçeği. 10 yıl öncesinde Meclis’te sadece birkaç sandalye kazanabilen bu partiler, bugünlerde birçok ülkede iktidarların politikalarını belirler hâle geldi. Aşırı sağ partilerin güç kazanmasında, merkez partilerin göçmen sorununda kendi vatandaşlarını tatmin edememesi ve göçmenlerin katıldığı kriminal olaylar büyük rol oynadı. Buna bir de Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan gibi “Müslüman liderlerin” söylemlerini eklemek gerek.

İsterseniz bu popülist aşırı sağ partilerin yükselişinin nedenlerine bakalım önce…

Fabrikaların teknolojiye yenilmesi: Yıllarca Avrupalıların çalışmaktan kaçındığı ‘zor ve kötü’ şartlardaki fabrika işlerinde göçmenler sorunsuz çalıştı. İlerleyen yıllarda fabrikalar teknolojik gelişmelere yenilince, bir zamanlar ihtiyaç duyulan göçmenler ‘yük’ olarak görülmeye başlandı. İşsiz kalan her Avrupalı, bunun sorumluluğunu göçmenlere yükledi.

Mülteci sayısının artması: 1980’lerden itibaren Avrupa’ya mülteci olarak önce Filistinliler geldi. BM sözleşmeleri gereği çalışmayan mülteciler, geçimlerini devletten aldıkları sosyal yardımlarla sağladı. Filistinlilere Afganlar, Somalililer, Boşnaklar ve Iraklılar eklendi. Ekonomideki durağanlığın faturası bu mültecilere çıkartıldı.

Basının yanlı tutumu: Özellikle bulvar gazeteleri yabancı kökenlilerin karıştığı olayları manşetten duyurdu. Sıradan bir vaka bile büyütülünce, toplumdaki tüm olayların sorumlusu olarak yabancılar görülmeye başladı. İstatistikî olarak karşılığı olmasa da, ‘göçmenler=bela’ algısı yerleşti.

Misafirlikten kalıcılığa geçiş: ‘Misafir işçi’ ya da ‘kısa süreli sığınmacı’ olarak görülen göçmenlerin ülkelerine geri dönmemeleri, aksine toplumda yükselmeleri sıkıntıya yol açtı. İşçiyken ya da misafirken göze batmayan yabancıların ‘patronluğa’ terfi etmesi milliyetçilik duygularını depreştirdi. Siyaset ve ticarette yabancıların yakaladığı başarı, bir çeşit kıskançlığa yol açtı.

Müslümanların ve camilerin artması: Müslümanların giderek artması aşırı sağın en önemli propaganda malzemesi oldu. Müslüman nüfus abartılarak 50 yıl içinde ülkedeki çoğunluğun Müslüman olacağı yalanı sürekli gündemde tutularak İslamofobi oluşturuldu. Yine eğitim kurumlarında başörtülü Müslümanların sayısının artmasına paralel olarak düşmanlık da arttı.

***

Avrupa’daki en büyük göçmen nüfuslarından birisi Türkler. Haliyle aşırı sağ partilerin en önemli argümanlarından birisi de Türkiye’yle ilgili: Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyeliği. Önceleri Türkiye’yi Müslüman olduğu ve nüfusunun Avrupa’ya akmasından korkulduğu için istemeyen Avrupa’daki radikal sağ partiler, şimdilerde Erdoğan yönetiminin anti-demokratik uygulamalarını da sık sık gündeme getirir oldu.

Erdoğan bu süreçte boş durmadı ve göçmen karşıtı aşırı sağ partilere ‘gollük paslar’ attı. Onlara değinelim…

‘Ey Avrupa’ aşırı sağa oy oluyor: Erdoğan’ın Avrupa’ya ‘haddini bildirme’ çabası, merkez partileri zayıflatırken, milliyetçi duygulara hitap eden aşırı sağın işine geliyor. ‘Gururu incinen’ Avrupalılar, merkez partilerinin Erdoğan gibiler karşısında ‘aciz’ davrandığını düşünerek aşırı siyasî akımlara yöneliyor.

Salon toplantıları entegrasyonu engelliyor: Özellikle Almanya’da Erdoğan’ın Euro Türkler’le yaptığı salon toplantıları öncesi bilboardlarda yer alan ‘Başbakanımız-Cumhurbaşkanımız geliyor’ cümleleri, aşırı sağ için bulunmaz propaganda malzemesi. Başbakan-Cumhurbaşkanı olarak Erdoğan’ı görenlerin ülkeye uyum sağlamadığı ve Türkiye merkezli yaşayıp, bulundukları ülkeye katkı vermemeleri konusu aşırı sağ için oy kazanabileceği bir argüman.

Kapıları açarız tehdidi: Erdoğan’ın en son Avrupa Parlamentosu kararından sonra da dile getirdiği ‘sınırları açarız, 3 milyon Suriyeli Avrupa’yı istila eder’ tehdidi, zaten başarısız göçmen politikaları yüzünden oy kaybeden merkez partilere en büyük darbe. Bu da aşırı sağın işine geliyor. Radikal popülist politikacılar böylece kapıların kapatılmasını ve göçmenlerin ülkeden gönderilmesini savunuyor.

Türkiye gündemini Avrupa’ya taşıması: Bulundukları ülkelerden ziyade Türkiye merkezli yaşayan Avrupalı Türkler, seçme hakkının verilmesiyle tamamen Türkiye merkezli oldular. Buna ilaveten Erdoğan’ın son 3 yılda yürüttüğü cadı avını Diyanet ve arka bahçeleri UETD aracılığıyla Avrupa’ya taşıyıp, istenmeyen olaylara sebebiyet vermesi “Türkler Türkiye merkezli yaşıyor” tezini işleyen aşırı sağ partilere yeni malzeme oldu.

CEVAP VER