Ezherli Profesör Rabii Diyanet’in Gülen hakkında hazırladığı rapora ‘fitne-fesat’ dedi

1788
EZHERLİ ALİM PROF. DR. AHMED ALİ RABİİ
EZHERLİ ALİM PROF. DR. AHMED ALİ RABİİ

Dünyaca tanınan ve Ortadoğu’nun önde gelen kanaat önderlerinden Profesör Doktor Ahmed Ali Rabii, Diyanet’in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın emriyle Fethullah Gülen Hocaefendi ve Hizmet Hareketi hakkında  aldığı kararlara,  “saldırgan, yanlışlarla dolu ve fitne-fesat yayan rapor” diyerek atılan iftiralara karşı çıktı.

Arap aleminin önde gelen kanaat önderlerinden Ezherli Ehli Sünnet Alimi Rabii, El-Ezher Üniversitesinde yüksek lisans öğrencilerinin okuduğu bölümün başkanlığı görevinde bulunuyor. Turkeytoday ve zamanarabic‘e, Fethullah Gülen Hocaefendi ve Hizmet Hareketi’ne yapılan saldırılarla ilgili özel açıklamalarda bulundu.

Arap aleminde tanınan ve saygı duyulan Alimlerden  Profesör Doktor Ahmed Ali Rabii’nin röportajının tam metni:

HOCAEFENDİ HİZMET PROJESİNİ KUR’AN VE SÜNNET ÜZERE BİNA ETMİŞTİR

Türk Hükümeti’nin Diyanet İşleri Başkanlığına hazırlattığı saldırgan, yanlışlarla dolu ve fitne-fesat yayan raporu okuduk. Hizmet Hareketi ve Sayın Fethullah Gülen Hocaefendi ’yi hedef almışlar. Bu karalama kampanyasının raporunda Hizmet Hareketi ve Fethullah Gülen Hocaefendi’ye ağza alınmaması gereken yakıştırmalarda bulunmuşlar.Zira Hocaefendi, Hizmet projesini, daha ilk defa planlarken ve sonra hayata geçirdiği günde Kur’an ve Sünnet üzere bina etmişti. Sayın Gülen, Kur’an ve Sünnet yolunu kendine metod edinmiş ve hiçbir zaman bu yoldan ayrılmamıştır.

Biz Hizmet Hareketi ‘’Ehli Sünnete muhalif bir grup’’ ithamlarını duyunca şaşırıp kalıyoruz. Bu yalan bir itham ve Rabbimiz Kur’anda şöyle buyuruyor ’’Ağızlarından çıkan kelime ne kadar büyük. Onlar sadece yalan söylüyorlar.’’ Hocaefendi ve Hizmeti sevenlerini Allah Resulünün Sünnetini hayatlarında, işlerinde tatbik ettiklerini gördük.

Fethullah Gülen Hocaefendi ve Hizmet Hareketi, durum ve şartlar ne olursa olsun Kur’an ve Sünnet çizgisinden ayrılmadan,  sağa sola meyletmeden İslam’ın istemiş olduğu vasat çizgisinde hareket etmektedir. Ne sağda aşırı gidip radikalleşti nede solda. Bu da Kur’an’ı Kerim’de, “Biz sizi böylece vasat bir ümmet yaptık tâ ki siz insanlara şahitler olun, Peygamber de size bir şahit olsun.’’ buyrulmaktadır. Bu vasat İslam anlayışını, Hocaefendi’nin tüm yazılarında ve sohbetlerinde görüyoruz. Dolayısıyla her hangi bir şiddete, radikalleşmeye çağırmayan Sayın Gülen’in başkan olma ve yönetime geçme gibi bir derdi de yoktur.

GÜLEN FİKRİ İLMİ VE MALİ YÜNDEN ZENGİN BİR TOPLUM İSTİYOR

Hizmet Hareketi’nin tek derdi Müslümanlara hizmet etmek. Bu bir medeniyet ve aydınlanma projesidir. Sayın Gülen, her dersinde ilmi, düşünceyi, pratiğe dökerek Müslümanlara hizmet etmeye çağırmıştır.

Fethullah Gülen Hocaefendi’nin fikirleriyle oluşan bu Hizmet Hareketi’ni Müslümanların dertleriyle uğraşırken, fakirlerin yardımına koşarken görürsün. Hocaefendi, her münasebette Müslümanların ihtiyaçlarının giderilmesinden, cehaletin giderilmesi için eğitilmelerinin gerekliliğinden bahseder. İşte Gülen’in olmasını istediği toplum, fikri, mali ve ilmi yönden zengin bir toplum.

HOCAEFENDİ VE HİZMET HAREKETİ MÜSLÜMANLARIN DERTLERİYLE MEŞGUL

Hocaefendi ve Hizmeti sevenlerini Allah Resulünün Sünnetini hayatlarında, işlerinde tatbik ettiklerini gördük. Onları ne bir üstünlük peşinde, ne başkanlık peşinde nede şan-şeref peşindeler. Müslümanların dertleriyle meşgul olup sıkıntılı günlerinde beraber oluyorlar. Dünyanın dört bir yanında, peş peşe gelen bu sıkıntılardan onları çıkarmaya çalışıyorlar.

Bu Hizmet projesi ve uygulayıcıları dünya barışına, Müslümanlarla Müslümanlar arasında, Müslümanlarla gayrı Müslimler arasında hoşgörüye çağırıyor. Peygamberimiz de böyle yapardı. Kimseye kin nefret beslemezdi. Başka dinden olanlara da. Tam tersine şefkatle yaklaşırdı.

Bir defasında cenaze geçerken Efendimiz (S.A.V) ayağa kalktı. Sahabeden birisi O bir Yahudi dediğinde, “İnsan değil mi?’’ buyurdular. Allah’ın yaratıp diğer mahlûkattan üstün tuttuğuna Efendimiz de değer veriyordu.

Hizmet projesi de bu fikir üzerine kurulmuş. Önce Müslümanlara sonra da diğerlerine karşı hoşgörü.

 

 

 

CEVAP VER