Erdoğan’ın aniden çark edişi ve Körfez turunun sırrı

301
erdogan-bahreyn
Erdoğan’ın Son Dönüşü
Erdoğan çıktığı Körfez turu çerçevesinde Pazartesi günü Bahreyn’deydi. Türkiye Körfez ziyaretleri Akp hükümetinin bir rutini haline gelmiş olsa da, son ziyaret Erdoğan’ın Ağustos ayında Moskova’ya yaptığı ziyaret kadar önemli.

Rusya ziyaretinde Putin’den özür dileyerek Rusya-İran blokuna katılan Erdoğan bu defaki Körfez ziyaretiyle Sünni blokuna geri dönüşün işaretlerini verdi. Erdoğan Bahreyn’de aynı gün içerisinde, İsrail’in yeni yerleşim yerleri projesini eleştirdi; 1 milyon insanın katili olarak tanımladığı Esed’in zulmüne sessiz kalmamanın gerekliliğine değindi; ve Suriye’de güvenli bölge kurma projesini anlattı.

Uzun süredir Putin’in gölgesinde eski siyasal İslamcı jargonunu kullanmayan Erdoğan’ın aynı gün içinde bu noktaları dile getirmiş olması akla ‘Erdoğan yine mi çarkediyor?’ sorusunu getirmekte. Erdoğan’ın Washington’ın tutumunu siyasal islamcılığa geri dönebileceği şeklinde yorumlamış olması yüksek bir ihtimal. Bahreyn Orkestrasının da Erdoğan’ı Ertuğrul dizi müziğiyle karşılaması Körfez’de de benzer bir algının olduğu şeklinde değerlendirilebilir.

Yeniden Zalim Esed

Erdoğan geçtiğimiz Kasım ayının sonunda ‘Suriye’ye zalim Esed hükümranlığına son vermek için girdik’ dediğinde Moskova’dan sert tepki almış ve kısa süre sonra çark ederek
Fırat Kalkanı operasyonunun kimseyi hedef almadığını açıklamak zorunda kalmıştı.

Anlaşılan, Trump’la telefonda görüşmek ve CIA Başkanı’nı Ankara’da ağırlamak Erdoğan’a yeniden cesaret vermiş ki, Bahreyn’deki açıklamalarında uzun uzun Esed’e ve zulmüne değindi, müdahale etme gereğinden bahsetti. Bu duruma Moskova’nın nasıl bir tepki vereceğini görmek için muhtemelen çok beklemek gerekmeyecek.

GÜVENLİ BÖLGE

Erdoğan’ın ve hükümetin son günlerde sıklıkla dile getirdiği bir diğer konu ise Suriye’de güvenli bölge kurulması konusu. Güvenli bölgenin iki önemli boyutu var. Birinci boyutu Türkiye-Moskova ilişkileri. Rusya Dışişleri Bakanlığı, geçtiğimiz hafta üst düzey bir diplomatının ağzından Suriye’de güvenli bölge kurulması projesine karşı olduğunu, Türkiye’nin güvenli bölge kuracağını düşünmediklerini bir kere daha vurguladı. Buna karşılık Erdoğan’ın açıkça güvenli bölgeyi yeniden gündeme getirmesinin ikili ilişkilere nasıl bir etki yapacağını zaman gösterecek.

Güvenli bölge projesinin bir diğer boyutu ise bu projenin nasıl hayata geçirileceğine ilişkin. Erdoğan’ın açıklamalarına bakılırsa Ankara güvenli bölgenin hava desteğini (özellikle de uçuşa kapalı alan ilan edilmesi halinde) ABD’nin sağlamasını, maliyetini ise Körfez’in karşılamasını ummakta.

Aslında, Ankara bir süredir güvenli bölge kurma hazırlıkları yapmaktaydı. Mesela, Türkiye’deki Suriyelileri Fırat Kalkanı harekatında ele geçirilen bölgelerin güvenliğini sağlamak üzere silah altına alma ve eğitme çalışmaları devam etmekte. Benzer projelerin eğitim ve belediyecilik gibi alanlarda da yapıldığına kuşku yok.

Güvenli bölgenin mali yönünü ise, Erdoğan’ın bugün açıkladığı üzere, Körfez’in sağlaması ümit edilmekte. Böylece uzun süredir Suriye’de oyun dışı kalan Riyad yeniden sahaya girecek.

Ancak Körfez’in sadece parasını ödeyip geri çekileceğini beklememek gerekir. Riyad böylece hem bölgedeki etkinliğini yeniden artırma  hem de Suriyeliler üzerinde nüfuzunu güçlendirme fırsatı elde edecek.

Geçtiğimiz sene başında Riyad’a yapılan ziyarette Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in Türkiye’deki Suriyelilerin eğitim programını Suudi Arabistan’ın üstlenmesini teklif ettiği daha önce arap medyasında yer almıştı. Benzer şekilde güvenli bölgeye yerleştirilecek Suriyeli mültecilerin yerleşim yerlerinde etkin bir Selefi-Vahhabi varlığının ortaya çıkması çok yüksek bir ihtimal.

Aktifhaber/ANALİZ

CEVAP VER