Fethullah Gülen ve Düşmanlık Adabı

521
Fethullah Gülen Hocaefendi

Sabır Abdulfettah El-Mişrifi

Düşmanlık anında helal dairenin dışına çıkmak münafık ahlakıdır. Efendimiz (SAV)  bir hadisinde münafıklarla alakalı olarak “düşmanlık ettiklerinde, fücura girdiklerinde helal dairenin dışına çıkarlar” buyurmuştur.

Özellikle husumet halinde delilsiz ithamlarda bulunmak, intikam hırsıyla dolup taşmak, karşısındakini küçük düşürmek, ihanette bulunmak, insanları hasmından uzaklaştırmaya kalkışmak gibi tavırlar onların en önemli vasıflarındandır. Aynı zamanda bu durum İslam’ın teşvik ettiği hilm, muhabbet ve  hoşgörü gibi kavramlara da ters düşer.

Böyle kötü bir hal, İslam Dini’nin  temel prensiplerini  ve hoşgörüsünü  bilmeyen facirlerde olsa mazur görülebilir ancak İslam şuurunu temsil eden ve hoşgörüsünü yayma hedefi olan, insanlar arasındaki tefrikayı ortadan kaldırma vazifesi olan, ortak değerleri ön plana çıkartarak toplumu bir arada yaşatma hedefi olan bir kurumda olursa özür kabul edilemez.

TÜRKİYE DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI’NA NE OLDU? 

Diyanet işleri başkanlığı (bir dönemde) toplumun ahlakını düzeltme amaçlı programlar yapan, hutbelerle, düzenlediği aktivitelerle ateizm ve uyuşturucu gibi değişik kötü alışkanlıklardan gençleri kurtarmaya çalışan, sivil toplum kuruluşlarının gerçekleştirdiği pozitif faaliyetlere destek veren örnek bir kurumdu.

Bir dönem Türkiye’deki siyasi polemiklerden kendini uzak tutan DİB , son zamanlarda siyasetin çirkin  bataklığına kendisini salıvermiş gözüküyor. Rejimin razı olmadığı bütün kesimlere karşı cephe almaya başladı. Vakıf olarak elinde bulunan kurumlarda, siyasi rejimin düşmanlarını karalamak için konferanslar düzenleyip paneller organize etmektedir. Bu faaliyetleri yaparken, sathi nazarla bakıldığında bile anlaşılacak yalan ve iftiralara dayanmaktadır.

Son olarak da Diyanet yetkililerinin Sayın Gülen ve Hizmet Hareketi’ini hedef aldıklarını görüyoruz. Türkiye’deki olayları takip edenler bileceklerdir ki Diyanet İşleri Başkanı’nın, Erdoğan’ın iftiralarına eş zamanlı olarak Hizmet Hareketine karşı olması doğaldır. Ancak kameraların önünde aleni bir şekilde Hizmet Hareketini sapık bir cemaat olarak nitelendirmesi ve Sayın Gülenin ilmi şahsiyetini yıpratma konusunda Erdoğan’dan emir aldığını itiraf etmesi akıl ve mantık ile ölçülebilecek bir durum değildir.

Ne gariptir ki Diyanet yetkilileri insanları aldatmaya çalışırken haya etmiyorlar. Zira onlar daha yakın bir geçmişe kadar Sayın Gülen’in ve Hizmet Hareketi’nin yaptığı işlerden övgü ile bahsediyor ve bütün aktivitelerine katılmaya gayret gösteriyorlardı.

Allah, bana, Hira ve Yeni Ümit dergilerinin, İstanbul, Gaziantep ve İzmir gibi illerde düzenlemiş olduğu programlara katılmayı nasip etti. Bu konferanslarla alakalı bir çok yazı kaleme aldım. Programların en çok dikkat çeken tarafı ise dünyanın bütün ülkelerinden ulemanın katılmış olmasıydı. Katılımcıların en başında ise Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı üst yetkilileri ve Türkiye’den bir çok siyasi liderin bulunmasıydı.

Bu üst düzey yetkililer, açılış konuşmalarında söz alıyor ve katılan misafirlere Hizmet Hareketinin kırk yıldan beri devam eden faaliyetlerinden övgü ile söz ediyorlardı. Özellikle  Sayın Gülenin ilmi şahsiyetinden ve topluma yapmış olduğu hizmetlerden bahsediyorlardı.

 ARAP ENTELEKTÜELLERİN GÖZÜYLE SAYIN GÜLEN   

Geçtiğimiz günlerde Sayın Gülen’in söylemlerinin analizini yaptığım makalelerimin birisinde Sayın Gülen’in gizli bir şahsiyet olmadığını, bunun da ötesinde Türkiye ve Dünyada en çok tanınmış şahsiyetlerden birisi olduğunu ifade etmiştim. Bundan dolayıdır ki onun hayatı, geçmişi, görüşü ve halkın değişik kesimiyle olan görüşmeleri, vaazları, hutbeleri, dersleri, röportajları, kaleme aldığı eserleri, gazete ve dergilerde çıkan makaleleri kamuoyuna açık bir şekilde bulunmaktadır. Kendisini sevenler ve sempatizanları başta olmak üzere herkes bu yayınları takip etmeye gayret göstermektedir.

Fethullah Gülen Hocaefendi’nin eserleri de diğer eserler gibi Arapça basılırken Mısır El-Ezher Üniversitesi bünyesinde bulunan İslami Araştırmalar Konseyi’nin onayını aldıktan sonra baskısı yapılır. İslami Araştırmalar Konseyi Sayın Gülenin eserlerinin ehli sünnet vel-cemaat düşüncesine hiç bir şekilde ters olmadığı yönünde raporlar yazmışlardır.

Bu eserlerin çoğu Arap entelektüelleri  tarafından istihsan edilir ve bu eserler ile alakalı bir çok konferanslar, paneller ve toplantılar gerçekleştirilmiştir. Bu toplantıların en önemlilerinden birisi de 2009 yılında Arap Birliği bünyesinde “İslam Alemindeki Islah hareketlerinin Geleceği Ve Türkiye’den Fethullah Gülen örneği ile karşılaştırma” başlıklı konferans olmuştur.

Bu konferansa  Mısır’dan ve farklı coğrafyalardan fikir adamları, kanaat önderleri ve ıslahçılar başta olmak üzere bir çok önemli şahsiyet katılmıştır. Konferansta Sayın Gülen’in fikirleri ve şahsiyeti ile alakalı görüşler şu şekildedir.

• Tecdidin gerekliliği konusunda hiç şüphe yoktur. Özellikle  “Biz kimiz, diğerleri kimdir ? Başkaları ile nasıl diyalog kurulmalıdır?” soruların cevabı aranmalıdır. Gülen Hareketini araştıranlar bu konuyla  alakalı muğlak meselelerin kayıp anahtarlarını bulabilirler. (Ahmet TAYYİB – EZHER ŞEYHİ)

Kanaatimce Sayın Fethullah Gülen İslama olan bağlılığı, Türk halkının tarihi kültür ve geleneği, bütün İslam coğrafyasında geçerli olan evrensel değerlere bağlılığı ile Türkiye’nin sosyal ve dini  tecrübesini temsil ediyor. Sayın Gülen’in İslam kültürünün büyüklüğü ve inanç sabiteleri çerçevesinde batı fikriyatından uygun olanları kavramış olması bu kültüre büyük bir ölçüde zenginlik katmıştır. Onun bu kavrayışının en önemli  yansımalarından  bir tanesi dini eğitim ile müsbet eğitimi bir arada ele alarak İslam kültürünü örgün eğitimin içine yayarak vermesidir. Bu hareket  bizim coğrafyamızda alınıp uygulanması ve eğitim alanında istifade edilmesi gereken bir harekettir. Bu davete icabet etmeye ne kadar ihtiyacımız var…(Müsteşar Tarik El Bişri – MISIR)

Dünyanın değişik yerlerinde, alimler ve mütefekkirler Sayın Gülen’in şahsından, eserlerinden ve Hizmet Hareketi’nden övgüyle bahsetmiştir. Bunlardan biri de İslami düşünür ve yazar olan MUHAMMED İMARAdır. İmara der ki: İslam medeniyetinde Akıl, Allah’ın kalbe koyduğu bir nur olması ve allame Sayın Gülen’in de bu medeniyetimizin  bir meyvesi olması hasebiyle O, hikmet ile aklı ve basiret ile kalbi bir arada toplamıştır. Çünkü O’nun hayatındaki ve fikirlerindeki metodu Kura’nı Kerim belirlemiştir. O’nun hayatı güzel ve temiz bir söz, aslı yerde sabit olup, dalları ise dört bir yana yayılmış olan ve Allah’ın izniyle bütün zamanlarda meyvesini  veren  bir ağaç gibidir. Kur’ani vahyin her zaman iman ve amel  ile birlikte olması hasebiyle bu Rabbani alimin arkadaşları ile birlikte sözleri büyük yapıtlar ve bereketli hayatlar olarak tecessüm etmiş ve yaşadığımız dünyanın dört bir tarafında çiçekler gibi açmıştır.

Başkalarının gözüyle de Sayın Gülen’in hayatı, bize onun ilk günden bu güne kadar prensiplerini hiç değiştirmediği ve tek bir yolda  gittiğini gösteriyor. O, tıpkı önceden olduğu gibi İslama çağıran bir davetçidir. İslam söyleminin modern çağda uygulanması konusunda bir müceddiddir  ve hiç bir zaman İslamın dışına çıkmamıştır.

Cumhuriyet döneminde Türkiye’de dalgalanan bir çok felsefi ve fikri akımlara rağmen Sayın Gülen, İslami tevecühten başka bir şey düşünmemiştir. Bununla birlikte Sayın Gülen,  değişik fikri ve felsefi akımları (kendi ülkesinde ve ülke dışındaki sağcı ,solcu, dindar, ateist, liberal, kominist, milliyetçi) derinlemesine okumuş, teorilerine vakıf olmuş ve insanlığın karşı karşıya kaldığı bütün imani ve varlık problemlerine muttali olmuştur.

Sayın Gülen’in bu konularla alakalı derin bilgisi ve onlarla münazaraya girebilmekteki başarıları, altmışlı yılların sonunda gerçekleştirdiği konferanslar ve  kaleme aldığı kitaplardan anlaşılmaktadır. Bunlardan birisi “Asrın Getirdiği Terddütler” ve diğeri ise “Evrim Teorisi ve Yaratılış Gerçeği” kitaplarıdır.

Bu yazmış olduğu  eserlerde, dünyayı uzun zamandır meşgul eden teorileri, ilmi, dini ve mantıki olarak çökerttiğini görüyoruz. Uzun yıllardır insanlık  bu teorileri siyasi ve felsefi amaçlar için kullanmışlardı. Bu alanda Sayın Gülen’in kaleme aldığı başka bir eser de “Varlığın Metafizik Boyutu” ve “Buhranlar Anaforunda İnsan”dır.

Sayın Gülen’in kitapları Türkiye’de Neden Yasaklanıyor?

Daha  önce de bahsedildiği üzere bir çok ulema, araştırmacı ve düşünür  Sayın Gülen’in kitaplarını okumuş, düzenlenen konferanslara ve panellere katılmış ve daha sonra Hizmet Hareketi hakkındaki görüşlerini ve izlenimlerini paylaşmışlardır. www.nesemat.com sitesinde de ulemanın Hizmet Hareketi  ile alakalı yapmış olduğu çalışmalar ve makaleler bulunmaktadır. Bundan dolayıdır ki Türk Hükümeti’nin ve ona tabi bir kurum olan DİB’nın  yaptığı ilk iş Sayın Gülen’in kitaplarının basılmasını yasaklaması ve Hizmet Hareketine bağlı olan yayın organlarına erişimin engellenmesi olmuştur. Halbuki Türkiye’de her türlü dini kitap ve her cinsten farklı farklı içeriğe sahip olan yayın organları bulunmaktadır.Buradaki asıl mevzu rejimin ve diyanet işlerinin ortaya attıkları asılsız yalanların ve delilsiz ithamların ortaya çıkma endişesidir.

Sayın Gülen, Hanefi, Sunni bir Müslümandır

Sayın Fethullah Gülen Hanefi, Sünni ve Müslüman bir Türk alimi olarak Türk Halkının çoğunluğunda olduğu gibi dindarlığı yine Hanefi, Sünni ve Müslüman dindarlığıdır. Kendisi ilim ve marifet kaynakaları olarak Türkiye’de yaşamış olan büyük alimler, şeyhler ve fikir önderlerinin sahip olduğu ilmi kaynaklara sahiptir.

Bir çok araştırmacı Sayın Gülenin marifet ve ilim kaynaklarıyla alakalı yazılar yazmışlardır. Bunları Cezayirli müfekkir Prof. Dr. Süleyman Aşrati üç temel kaynakta özetlemiştir:

Birincisi; Kuran, sünnet ,Selefi Salihin ile beraber  tasavvuf ehli ve kaynaklarıdır.

İkincisi; modern dünya kültürü ve kainat marifeti.

üçüncüsü; tarih bilgisi ve medeniyetlerin tarihi serüvenidir.

Aynı şekilde Sayın Gülen ve hareketi ile alakalı İslam ve Arap Dünyasında ağırlığı olan bir çok yazar ,eserler kaleme almıştır. Bunların en önde gelenlerinden Faslı allame merhum Ferid El Ensari “Süvarinin Dönüşü”  adlı romanında Sayın Gülen’in hayatını anlatan bir eser ortaya koymuştur.

Aynı şekilde Mısırlı allame düşünür merhum Abdulhalim Uveys, Iraklı edebiyatçı merhum  Edip Eddebbağ, Cezayirli mütefekkir ve edip Süleyman Aşrati ve bunlar gibi daha bir çok ulema Sayın Gülen’in hayatını anlatan eserler yazmışlardır.

Tebliğ ve davet yoluyla ümmet ve toplumun kalkınmasına, Gülen Hareketi tecrübesi örnek olarak gösterilmiştir. Bu yazılan eserlerin ötesinde Mısırda El Ezher Üniversitesi  başta olmak üzere diğer üniversitelerde de Hizmet Hareketi ve Sayın Gülen’i  konu alan mastır ve doktora tezleri yapılmıştır. Bunların sonuncusu El Ezher Üniversitesinde gerçekleşen araştırmacı Muhammed Yasin’in ele aldığı “Fethullah Gülen’in Tebliğ Deneyimi  Ve Toplumun Kalkınması” başlıklı mastır tezidir. Tez savunması sırasında juri üyeleri Sayın Gülen’in temellerini çizmiş olduğu Hizmet Hareketinin davet metodonun ehli sünnet ve cemaat çizgisine uygun olduğunu vurgulayarak bu hareketten övgü ile bahsetmişlerdir.

Bununla birlikte yine El Ezher Üniversitesi Usul Eddin Fakultesinde “Sayın Gülenin Tebliğdeki  Gayretleri” konulu bir  doktora tezi de kaydedilmiştir. Bu bahsettiğimiz tezler kendisinden önce gerçekleşen onlarca  mastır ve doktora tezlerinin sonuncularıdır. Bundan önce Fas, Cezayir, Yemen, Ürdün, Sudan, Lübnan  ve diğer Arap ülkelerinde bir çok mastır ve doktora  tezine “Hizmet Hareketi  ve Sayın Gülen”  konu olmuştur.

El Ezher Ulemasının  “Sonsuz Nur”a Bakışı 

El Ezher Uleması Sayın Gülen’in eserlerine büyük ilgi duymaktadır. Önem gösterdiği  kitapların başında Efendimiz (sav)’in mübarek hayatı seniyyelerinin anlatıldığı “SONSUZ NUR ” gelir.

Ezher alimlerinden olan Prof. Dr. Fethi El-Hicazi kendi ders halkasında bu kitabı okutmuş ve yapmış olduğu bu dersler youtube üzerinden El-Ezher Üniversitesi resmi kanalında  yayınlanmıştır.

Ayrıca Hira  ve Yeni Ümit  dergilerinin düzenlemiş olduğu bir çok programa katılan Mısır Eski Müftüsü Dr. Ali Cuma, DİBin yakışıksız ithamlarına cevap vermiş, Sayın Gülen ve Hizmet  Hareketi hakkında övgü dolu sözler sarf etmiş ve yazılan eserleri  kendi dostlarına tavsiye etmiştir.

 Bela ve Musibetlere Maruz Kalmak  Islahçıların Kaderidir

Sadece yüce bir mefkure sahibi olan insanların tahammül edebileceği sıkıntı ve zorluklar, müceddid ve ıslahçıların kaderidir. Onlar halklarının acı ve kederlerini kendilerinden daha çok hissederler. Onların çevresindeki tehlikelere onlardan daha çok vakıftırlar. Toplumun içinde bulunduğu sıkıntıyı giderme adına çözüm yolları araştırırlar. Onlar ıslahı, hayatı sevdiklerinden daha çok severler. Bu yolda laf atanların, kinlerinden dolayı iftiralar atanların, hasetçilerin, zalim tiranların ve avanelerinin, kendilerini dalalet  ve fesatçılıkla itham etmesine aldırmazlar.

Ebu Hamid El Gazali şöyle derdi. Kendisine haset edilmeyeni ve iftira atılmayanı büyük görme. Küfür ve dalalette olup da bilinmeyeni küçük gör. Hangi davetçi Seyyidul Murselin olan Efendimizden daha kamil ve daha akıllı bir davetçidir. Hangi söz Allah’ın sözünden daha sadıktır. Şairin dediği gibi:

Bütün düşmanlıklardan selamet umulur ancak hased edeninin düşmanlığı müstesna …