Hizmet Hareketi’nin Komünist ve Masonlar kadar yaşama hakkı yok mu!

3309
Prof. Dr. Nasıh Fettah Nasrallah
Prof. Dr. Nasıh Fettah Nasrallah

Irak’ın önde gelen kanaat önderlerinden Profesör Doktor Nasıh Fettah Nasrullah, Diyanet’in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın emriyle Fethullah Gülen Hocaefendi ve Hizmet Hareketi hakkında  aldığı kararlara ve Hocaefendi’yi sevenlere karşı yapılan zulümlere, “Hizmet Hareketi’nin Türkiye’deki Komünist ve Masonlar kadar yaşama hakkı yok mu?” diyerek karşı çıktı. 

Kuzey Irak’ın Süleymaniye şehrinde ikamet eden Kürt asıllı Iraklı Alim Nasrallah, aynı şehirde bulunan Süleymaniye İslami İlimler Enstitüsü ve Hitabet Fakültesinde de öğretim görevlisi.

Fethullah Gülen Hocaefendi ve Hizmet Hareketi’ne yönelik başlatılan iftira ve karalama kampanyasına karşı İslam aleminden ciddi ses gelmişti. Daha önce de başta Mısır olmak üzere Nijerya, Cezayir, Fas, Afganistan, Senegal, gibi İslam ülkelerinden saygın Alimler Hocaefendi ve Hizmet Hareketi’ne yapılan zulümlere sessiz kalmamıştı. Ayrıca gün be gün İslam Aleminden yeni açıklamalar da gelmeye devam ediyor.

Bugün de Irak’ın kanaat önderlerinden Kürt asıllı Profesör Doktor Nasıh Fettah Nasrullah, Turkeytoday ve zamanarabic‘e, Fethullah Gülen Hocaefendi ve Hizmet Hareketi’ne yapılan saldırılarla ilgili özel açıklamalarda bulundu.

Arap aleminde de tanınan ve saygı duyulan Alimlerden Profesör Doktor Nasıh Fettah Nasrullah’ın  röportajının tam metni:

BU NE İSLAMA NE DE İNSANLIĞA SIĞAR

Türkiye’den, Hizmet Hareketi ile alakalı beni üzen bazı haberler duydum. ‘’15 Temmuz darbe girişimi’’ haberinin beni üzdüğü gibi bu da üzdü.

Türkiye’yi yönetenler dünyaya İslam’ın çok güzel bir medeniyet olduğu fikrini ulaştırdılar. Çok faydalı ve yeni bir şey ortaya koydular.

Ama Türkiye’yi yöneten siyasal İslamcılara olan bu sevgim beni, doğruyu söylemekten, iyiliği anlatmaktan ve gerçekleri açıklamaktan alıkoyamaz.

İşin doğrusu darbe gecesi gözüme uyku girmedi. Sabaha kadar seçilmiş yönetimin hala iş başında olduğu sevindirici haberini bekledim.

Benim görüşüme göre darbe girişiminde bulunan kimse mutlaka cezalandırılmalıdır. Kötü bir iş yapan mutlaka cezasını görmeli ya da affedilecekse de işin ehli tarafından affedilmeli.

Hiçbir zaman aklıma, darbe girişiminin sonucunda yapılacakların darbeden daha kötü olacağı gelmezdi. Suçlu-suçsuz olduğuna bakılmadan insanlar öldürüldü. Kuru-yaş ayırt edilmeden yakıldı. Sanki Hizmet Hareketi’ne mensup herkes darbe girişimine katılmış gibi davrandılar.

Bu da mantık açısından, her şeyden önce İslam Hukuku açısından kabul edilemez. Zira Kur’an’da ‘’Kimse kimsenin suçundan sorumlu tutulamaz’’ buyrulmaktadır. Bu ne İslam’a ne de insanlığa sığar. Fıtratı bozulmamış insanın vicdanı bunu kabul edemez.

Kötülüğü yapan kimse o cezalandırılır. Kürtlerden birisi kötü bir iş yaparsa tüm Kürtler cezalandırılmaz. Farisi biri kötü bir iş yaparsa tüm Farisiler cezalandırılmaz. Eğer Türk’ün biri suç işlerse tüm Türkler değil, sadece o cezalandırılır. Bir insan suç işlerse mensup olduğu cemaatin hepsi değil, sadece suçu işleyen cezalandırılır. Hatta bir ailede birisi kötü bir iş yaparsa kötülüğü yapan cezalandırılır. Ailenin hepsi değil. Annesi-babası, kardeşi-çocukları değil. Kimse kimsenin suçundan sorumlu tutulamaz.

 

HİZMET BULUNDUĞU TOPLUMUN GELİŞMESİNİ HEDEFLEYEN CEMAATTİR

Eğer (Türkiye’de) hala cemaatlerde aklı başında olup sözlerime kulak verecek insaflı iman sahipleri varsa ve insanları birbirlerine yaklaştırıp kaynaştırmayı, birbirlerini sevdirmeye çalışanlar varsa, bugünlerde dar ufuktan değil de geniş açıdan bakabiliyorlar ve gölgesinde farklı fikirlerin, mezheplerin hatta farklı dinlerin yaşayacağı, kimsenin itilip kakılmayacağı, kimsenin hakkının çiğnenmeyeceği yeni bir İslami uyanış bekliyorlarsa onlara şu sözü söylemeliyim:

Fethullah Gülen Hocaefendi’nin kitaplarını okuyan ve Hizmet Hareketi çalışanlarıyla münasebetleri olan birisi olarak aksine ihtimal verilmeyecek bir bilgiyle diyorum ki Hizmet Hareketi, ilimle kültürle uğraşan, hayır işleri yapan ve hangi toplum olursa olsun bulunduğu toplumun gelişmesini hedefleyen bir cemaattir.

Ve ben Yakinen inanıyorum ki hizmet hareketi askeri bir darbeyi düşünecek kadar küçük bir cemaat değildir

Çünkü onlar askeriyeye mensup bazı insanların harekete geçmesiyle oluşacak böyle bir askeri darbeyi istemiyorlar ancak onların hayalleri bundan daha zor, daha büyüktür işte o da bir ümmetin tamamıyla eğitilmesidir, gençlerin yetiştirilmesidir.

Onların işi Allah rızası için, kardeşlik ruhu ile yoğrulmuş yeni bir neslin yetiştirilmesidir.

Allah için birbirlerini seven bütün bir insanlığı ve kâinatı kucaklayan, toplumun bütün katmanlarıyla barış içerisinde yaşayan nesillerin yetiştirilmesidir onların hedefleri.

HİZMET MEDENİ TOPLUMLARIN BEL KEMİĞİ OLAN DEĞERLERİ İNSANLARA AŞILIYOR

Onlar İlim ve marifete önem verirler. Bu yüzden de onlar hayatın bütün alanlarında hizmet ederler. Bununla birlikte onlar yüksek insani değerlere de ehemmiyet verirler ki bütün toplumların kuşanması gereken değerlerdir bunlar.

Onlar bir toplumun olmazsa olmazı olan, medeni toplumların bel kemiği olan değerleri insanlara aşılıyorlar.

Onlar ortaya koydukları eğitim Sağlık ve hayır müesseseleri ile fakirlere yoksullara dul kadınlara ve ihtiyaç sahiplerine yardım ederek cihat yollarından birisini seçmiş oluyorlar.

Bundan dolayıdır ki -ifade ettiğim gibi- onlar şiddete başvurarak kan dökerek medeniyetin gerisinde kalmaktan fersah fersah uzak bir cemaattir.

Onlar birbiriyle kucaklaşan, ortak yaşamı benimseyen bir toplum hedefliyorlar.

Barış ve sevgi içerisinde yaşayıp karşıt görüşlere saygı duyarak onurlu bir rekabet hissiyle hareket eden bir toplum istiyorlar.

Hizmet hareketinin temel dinamiklerinden birisi gerçek sevgiyi gerçek aşkı, Yaratan’la yaratılan ve bütün bir beşeriyet arasındaki gerçek sevgiyi tesis etmektir.

Bazılarının iddia ettiği gibi şiddet ve kan dökmek onlardan çok çok uzaktır.

Sayın Fethullah Gülen’in kitaplarını okuduğumuzda görüyoruz ki insanların ortaya koydukları ilmi, kültürel veya siyasi görüşler beşeri içtihatlardır. Kimse kendisini ve görüşlerini hatadan uzak görmemeli ve başkalarının da kendi fikirlerini tatbik etmek zorunda olduklarını zannetmemelidir.

Zira içtihatlar kişinin kendisini bağlar ve hatadan da uzak değildir.

Sayın Gülen de kitaplarında ve verdiği röportajlarda defaatle bu noktayı ifade etmiştir. Kimsenin hatadan masum olmadığını, bütün görüşlerin, görüşü ortaya koyanın sayısı kadar farklılık arz ettiğini ve asil dönülmesi gereken kaynağın din usulü olduğunu ifade etmiştir. Fer’i meselelerde ise ihtilafların olması normaldir ve bu şekilde kalmasında da sorun yoktur. Ancak hepimiz birbirimizin görüşlerine saygı duymalıyız.

HOCAEFENDİ TOPLUMUN BİRBİRİYLE KUCAKLAŞMASINI HAYAL ETMİŞTİR

Hizmet hareketinin aldığı terbiyede gördüğüm kadarıyla onlar diktatörlüğü sevmezler zira askeri darbelerin çoğu diktatörlüğe döner. Onlar bunun doğru olduğuna inanmazlar ve hoş görmezler

Bundan dolayıdır ki ben, bir kardeşin kardeşine nasihati olarak Türkiye’deki âlimlere daha derinlemesine bir şekilde bu olguyu incelemelerini tavsiye ederim.

Allah (c.c) ‘’ey Ehli kitap gelin aramızdaki ortak bir kelimede buluşalım buyurmaktadır’’.

Kur’an’ın bu hitabı, başka dinlere inanan, farklı inançları olanlara yöneliktir.

Hal böyleyken İslam kardeşlerimize de gelin ortak paydalarda buluşalım demek gerekmez mi?

Takva sahibi mübarek ulemanın, Hizmet Hareketine gelin ortak paydada buluşalım demeleri yakışırdı insanlığa hizmet için.

Aynı şekilde Türk toplumuna ve bütün insanlığa sunulabilecek en iyi hizmeti sunmak için böyle davranmaları gerekirdi.

Buradan hareketle görüyorum ki; Hizmet hareketinin ciddi çalışmaları, Türkiye gibi büyük bir ülke ile sınırlı kalmamış, dünyanın dört bir tarafına yayılmıştır

Kur’an ifadesiyle; ‘’Onlar filiz vermiş, git gide güçlenmiş, kalınlaşmış, nihayet gövdesi üzerine dikilmiş bir ekine benzerler’’.

Bizler bu mübarek ağaçların meyvelerini gözlerimizle görüyoruz. Kürdistan’daki okullardan mezun olan öğrenciler herkesten daha çok takva, ilim, marifet ve muhabbet ehli insanlar olmuşlardır. Onlar siyasete girme konusunda herkesten daha çok sakınmışlardır. Onlar siyasetin dalgalarına kapılmaktan, siyasetin bir parçası olmaktan her zaman kaçınmışlardır. Onların ahlakında böyle bir şey (siyaset) olmadı hiçbir zaman.

Dolayısıyla bu hareketin fikir mimarı olan, ilim, fikir ve marifet ehli tarafından yakından tanınan Sayın Gülen, her zaman insanları ilim ve marifete, ahlaki değerlerin ihyasına, barış içerisinde ortak yaşama, İslam’ın kalkınmasına, aynı zamanda da başkasını konumunda kabul etme, diyalog ortamı oluşturma ve barışı tesis etme yoluyla insani ve İslami değerlerin kalplerde yer etmesine davet etmiştir insanları. Aynı şekilde sanatın da en güzel haliyle insanlığın hizmetine sunulmasını teşvik etmiştir.

O toplumun birbiriyle kucaklaşmasını hayal etmiştir.

Bundan dolayıdır ki ilim ve irfan sahiplerinin bu hareketi yeniden okumasını ve araştırmasını tavsiye ediyoruz.

HİZMET HAREKETİ’NİN KOMİNİST VE MASONLAR KADAR YAŞAMA HAKKI YOKMUDUR

Zira acımasızca karşıdakini tekfir etme, karşıdakine zulmetme, özellikle de o cemaat toplumun bir parçası ise çok acı verici bir şeydir.

Hizmet Hareketi’nin, İslami bir cemaat olmadığını varsayalım; bugün Türkiye’de sağcı, solcu, ateizm düşüncesini taşıyan, mason ve komünizm düşüncesini taşıyan cemaatler yok mudur? Onlara hayat hakkı tanınmıyor mu? Liberalizm de şüphesiz malumdur ve meşhurdur. Hizmet hareketinin de bu cemaatler arasında yaşama hakkı yok mudur?

Açıkçası bu bütün İslam âlemi adına acı verici bir durumdur.

Başta da ifade ettiğim gibi Türkiye’de idareyi elinde tutan siyasetçi ve düşünürlere olan sevgimiz doğruları söylemekten, muhabbet ve ortak paydalarda buluşmanın sağlanması adına mülahazalarımızı aktarmaktan bizi alıkoymamaktadır.

Sayın Gülen’in suçu, toplumun Müslüman bir toplum olmasını istemesidir. O bu hedefini gerçekleştirirken, İslam’ı asrın diliyle okuyan nesiller yetişsin diye İslam’ın temel kaynaklarını esas alarak asrın gerektirdiklerini de hesaba katmaktadır.

Zira iki tür tercüme vardır: Harfi tercüme ve realist tercüme. Tefsirler harfi tefsir olabilir, ilimleri kaynağından olduğu gibi nakledebilir. Ancak Allah (c.c) peygamberleri kavimlerin dili ile göndermiştir. Yani yaşadığı çağın dili ile insanlara hitap etmiştir.

Bundan hareketle; Bir âlimin görüşlerini ilim ehlince bilinen ve kabul edilen dini temellere bağlı kalarak ifade etmesi yanlış değildir.

Bu, başkalarının o âlimi günahkârlıkla suçlayıp tekfir etme hakkını onlara vermez.

Tekfir günahı yanlış içtihattan daha büyük bir günahtır.

Bir kişi başkasını tekfir etme günahına girerse bu kendisi ile alakalıdır.

Ancak bir devlet, hükümet veya toplumlar ‘’la ilahe illallah’’ diyen bir cemaati tekfir ediyorsa bu darbeden de daha tehlikelidir, her şeyden de daha tehlikelidir

Teenni ile hareket edilmeli, ne olursa olsun karşıdakine saygı gösterilip yapılan zulme son verilmelidir.

Şu anda hizmet hareketi topluca zulme maruz kalmaktadır. Allah cc adaleti ve ihsanı emir buyurmuştur.  Allah adaleti, ihsanı, muhtaç oldukları şeyleri yakınlara vermeyi emreder. Hayâsızlığı, çirkin işleri, zulüm ve tecavüzü yasaklar.

Dolayısıyla bu insanlara karşı adaletle muamele edilmesi gerektiği gibi akrabalarına karşı da adaletle muamele edilmelidir.

Oğlu hizmete müntesip diye yaşlı insanların hapsedildiğini duyuyoruz. Bu çok çirkin bir davranış ve büyük bir durumdur. Teenni ve adalete, İslam’ın emrettiği adalete dönülmeli

Bu duygularımı ifade etmek istedim. Devlet kurumlarını, ilim ehlini, karar vericileri ve başta da Sayın Erdoğan’ı, verdikleri hükmü tekrar gözden geçirmelerini ve adaletli olmaya davet ediyorum. Tıpkı daha önce oldukları gibi. Dinin aslından olan diyaloğa davet ediyorum. Ortak bir kelimede buluşmalarını tavsiye ediyorum.

Müesseselerdeki ihtilaflar renkliliğin göstergesidir. Zıtlıkların göstergesi değildir. Devletin eğitim kurumlarının yanında sivil toplum hareketlerinin de eğitim müesseseleri varsa bu birbirine zıt oldukları anlamına gelmez.

Bilakis ortada birçok ortak payda vardır. Asıl olan bu müesseselerin yardımlaşması ve dayanışmasıdır. Aralarında gerçekleştirilmesi gereken ortak hedefler olmalıdır.

Son olarak Allah (cc)’dan muvaffakiyetler diliyorum. Hizmet hareketine bu imtihandan dolayı sabır diliyorum. Bu dünya imtihan dünyasıdır. Allah, bazılarını adalete dönmeleri için imtihan etmiş, bazılarını da bütün güç ve kuvvetleriyle hizmet etmeye dönmeleri için imtihan etmiştir. Ta ki Allah onlara sadece Türkiye’de değil, Orta doğuda hatta bütün dünyada selamet nasip etsin.

Zira İslamın tebliğini allah omuzlarımıza yüklemiştir. 6 milyar civarında olan insanlığın 1,5 milyonunu Müslümanlar teşkil etmektedir. 4 milyon insana henüz İslamiyet ulaşmadı.

Bundan dolayıdır ki aramızdaki ihtilafları bir tarafa bırakmalı ve bu rahmet dinini bütün insanlığa ulaştırma çabası içine girmeliyiz.

İttifak, diyalog ve birlik-beraberlik ile insanlara ulaşabilir, zayıfların elinden tutabiliriz.

Böylelikle İslam’ı dünyanın dört bir yanına ulaştırabiliriz.

Yüce Mevla’dan İslam’a hizmette bizlere muvaffakiyetler lütfetmesini, adaleti bizlerden uzak etmemesini, bizi adalet ve ihsanın davetçilerinden kılmasını diliyorum.

 

 

 

CEVAP VER