Kim bu Özel Kuvvetler?

71
Özel Kuvvetler

İşkence, kumpas, iftira, yalanlar bir bir Özel Kuvvetler davasında ortalığa saçılıyor.

Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen ÖKK davasının bugünkü celsesi başçavuş Mustafa Algan’ın ifadesiyle başladı.
MS hastası olduğunu, 15 Temmuz gecesi evindeyken kendisini bulduğunu anlatan Algan, şunları söyledi: “Ertesi gün birliğime gittim. Atilla Yarbay kibarca beni çağırdı, koluma girdi. Kendimi domuz bağıyla bağlanmış insanların arasında buldum. Derdest edildim. Sürekli darp, işkence… Zekai Paşa geldi, ‘ezin’ dedi. Ağıza alınmayacak sinkaflı küfürler etti. Gölbaşı savcılığına götürüldüğümde iki kez bayıldım. Cezaevinde atak geçirdim. Doktor bırakın tedaviyi, yerinden kalkıp muayene bile etmedi. Bir dahaki duruşmaya koltuk değneği veya tekerlekli sandalyeyle gelmek istemiyorum. Ne olduğunu anlamıyorum, idrak edemiyorum.”

Mahkeme başkanı İsmail Ademoğlu’nun, “14 yıllık bir astsubay darbe olurken evinde mi oturur, amirlerini mi arar?” sorusu üzerine Algan şöyle konuştu: “Amirimiz izindeydi. İzin bitimi de emekli olacağı için ilişkisi kalmamıştı. Ben üzerime düşeni yaptım, nöbetçi subayları aradım, cevap veren olmadı. Ayrıca benim mi amirlerimi, amirlerimin mi beni araması gerekir? Listelerde adımın niye olduğunu bilmiyorum. Görev almış olsaydım kalkar, giderdim.” Algan’ın avukatı Ayten İzmirli, gazeteci-yazar Hüsnü Mahalli’nin MS hastası olduğu anlaşılınca hemen tahliye edildiğini hatırlattı. Avukat İzmirli “F..Ö”cülük kriterlerine atıf yaparken de, “Bylock’u, Bank Asya’da hesabı yok. Evliliği katalog değil, dershanelerine gitmedi. Ayrıca Türkçe Olimpiyatlarına katılmadı. F..Ö liderini gözyaşları içinde Türkiye’ye çağırmadı” dedi.

“VATAN HAİNİ, TERÖRİST DEĞİLİM, GAZİYİM”

15 Temmuz gecesi komutan Zekai Aksakallı’nın talimatı üzerine nöbetçi subay tarafından Aksakallı’nın güvenliğini sağlamak için spor okuluna gönderilen ART’nda (Anti Reaksiyon Timi) görevli olan üsteğmen Mustafa Koyuncu, “O gece helikopterden açılan ateşle vuruldum. Vurulmasam Zekai Paşanın emrinde olacaktım. Vatan haini, terörist değilim, gaziyim. 5 ay hastanede yattım, 4 ameliyat geçirdim. Cezaevi şartlarından daha ağır şartlarda kaldım. Tam iyileşmemişken yatağa bağlıyken küfür ve işkenceye maruz kaldım.”

“KENDİLERİNİ KURTARMAK İÇİN ALENEN BU İFTİRAYI ATTILAR”

Sanıklardan Kıdemli Başçavuş Muzaffer Han o gece nöbetçi subayı Albay Ümit Koçak’ın Zekai Paşa’nın telefonuna çıkmadığını, “sizinle görüşmek istiyor” dendiğinde omuz silkip, telefonu almadığını sordu. Başkan, “Ümit Koçak mı, Ümit Bak mı?” diye sordu. Han, şu karşılığı verdi : “Ümit Koçak. Koçak ve Yüzbaşı Volkan Vural üç adımlık tuvalete gidemiyor, pet şişeye yapıyordu. Niye diye sorduğumda içerde tim personeli var dediler. Ben onlara silah doğrultmuşsam sabaha kadar benimle niye sohbet ettiler? Sonra sabah o time, ‘Biz hepimiz nöbetçiyiz, ama bunlar değil’ diyerek bizi derdest ettirdiler. Tabi, ya elim ayağım bağlıydı ya da silah doğrulttular diyecekler. Yoksa Zekai Paşayı telefonuna gelmeme konusunda başka nasıl ikna edeceklerdi. Ümit Koçak ve Volkan Vural Bal kafa kafaya verip, kendilerini kurtarmak için alenen bu iftirayı attılar. Dışarıda olan Koçak ve Bal suçsuz, masumsa ben onlardan 20 kat masum ve suçsuzum.”