Mağduriyet edebiyatı

128

Kerem Umar

Dişine kira isteyen azgın kurdun arsızlığı,
Minare gölgesinde irtikap edilen mukaddesat hırsızlığı,
Isırdığı ceylanın inlemesine anlam veremeyen sırtlanın insafsızlığı,
Ukbâmı berbat edenlerin dünyalarını batıracağım, deme mecalsizliği,
“Yediğim hayvanlar bile böyle bağırmadı!” diyen karton kahramanının duyarsızlığı,
Talihsiz bir neslin küllerinden zuhur eden tavusun süzüldüğü semalardaki gece uğursuzluğu,
Bu dünyada kullara sultanlık ile kullardan bir kul olma arasında kalma edalı akibet kararsızlığı…
*
Neydin ne oldun. Veya neydin, âlem seni ne biliyordu. Kim derdi ki gün gelecek de zulüm gömleğini giyecek, gadrettiklerine âh etme hakkı tanımayacaktın?
*
Bunca zulüm irtikap edilirken sergilenen tavır mağduriyet edebiyatı değil, olsa olsa yaşananları edebiyle ifade etmek. Ama sen senelerce mukaddesat mefhumu üzerinde gündüzleri kafa yorup (!) geceleri horon teperek bu işin edebiyatını yaptığın için dünyaya kendi pencerenden bakıyorsun. Sen edeb ve edebiyattan mahrumken edebiyat yapan kim? Bırakalım bunu gelecek nesiller söylesin.

*
Sen haramla beslenen iri gövdenle zamane lenginin ordusunda filliğe soyunacaksın,
senelerce saman altından su yürütüp milletin kuyusunu kazacaksın, devirdiğin çamları başkasının ambarına atıp iftira edeceksin, ev basıp bandrollü kitap toplayacaksın, Efendimiz’i anlatan eserlerle keleşleri bir arada teşhir edeceksin, zehir kattığın aşa misafir çağıracaksın, çocuk sinsiliğiyle kafese sokmak istediğin bülbülü süzeceksin, yüzünü dönmelere döneceksin veya aslına rücu edeceksin, hakaret vadilerinde nehir gibi akacaksın, küfür semalarında(?) pervaz edeceksin, tazılarını milletin üzerine salacaksın, oluşturduğun girdabı idare edebeileceğini sanacaksın, işkenceyi hortlatacaksın, mal gasb edeceksin, babayı oğula düşman edeceksin, zindan farelerini salıp Yusufları dama düşüreceksin,
suçsuzlara cürüm atfedip onları işsiz bırakacaksın, ele güne muhtaç edeceksin, kan dökeceksin, namusa ilişeceksin ve daha neler neler yapacaksın da mağdur ettiklerinin serzenişlerine “mağduriyet edebiyatı” diyeceksin.
Varsın sen selefin tecrübelerini veciz bir şekilde ifade etmesine de edebiyat yapmak de, biz ibretle onlara kulak verelim.
Kayıtsız şartsız itaat istiyorsan Bâkî cevap versin:
“Baş eğmeziz edânîye dünyâ-yı dûn içün
Allah’adır tevekkülümüz i’timâdımız”
Namusumuzla tehdit ediyorsan şair “Yere düşmekle cevher sâkıt olmaz kadr u kıymetden” desin.
Sen çamur atıp dur, Ziya Paşa “Rencîde olur dîde-i huffâş ziyâdan” buyursun.
Sen tövbe edip gelin diye çemkir, Namık Kemal “Dönersek kahbeyiz millet yolunda bir azîmetden” diye haykırsın.
Vatandaşlıktan ihraç edeceksen en az senin Gürcü yamaçlarına meftûniyetin kadar olsun vatan muhabbetimize şehadet eden Esat Muhlis, “Bin gülistâne değişmez bûm bir vîrâneyi” desin.
Adamların, Fuzuli’nin “Selam verdim rüşvet değil diye almadılar” tarizine lâyık iken sen boş bulduğun sahrada atlı karıncanla şehsüvar rolü oyna. Ve biz gözlerimiz kapalı, itminanla Alvar İmamı’nı dinleyelim:
“Seyreyle güzel kudret-i Mevlâ neler eyler
Allah’a sığın adl-i te’âlâ neler eyler”

CEVAP VER