SÜNNETE UYMAK

4048
SÜNNETE UYMAK

Kerem Umar

Aziz can!

Gönüller Sultanı Efendimiz, ruhunun ufkuna yürürken Kur’an-ı Mucizu’l-beyanı ve sünnet-i seniyyeyi bıraktı.

Kitabın yeri müsellem…Sünnet-i seniyye de güneşler güneşinin himmetiyle, âşıklarına yol gösteren bir kutup yıldızının deveranıyla şekillenen nur hâlesi…

O kutup yıldızı, o bedr-i münir asırlar boyunca  karanlık gecelerde içlere inşirah saldı.

O sünnet ki yol demekti, hayır taşlarıyla yol düzüp haleflerine de huzurla, emniyetle yürünecek bir güzergah  bırakmaktı.

Namazı, orucu, haccı o icat etmediği gibi sünnet de onunla  başlamamıştı. Seyyidina Adem, Nuh, İbrahim, Musa, İsa (aleyhimüsselam) ve kutlular kervanının diğer müstesna fertleri gibi Efendiler  Efendisi  Aleyhi Ekmelüttehâyâ da o kutlu yola cevhermisal taşlar döşemiş ve bununla da kalmayıp yolları şehrahlara çevirmişti.

Aziz can! Kainat ağacının en kamil meyvesini taşıyan yüksek dallara erişmek kaç kişiye nasip olur. Sünnet-i seniyyesini anlamak, bununla beraber hayatına hayat kılmak kolay mı?

Cenab-ı Hak din-i mübinini arzdan arşa yol etti. Dost edindiklerinin sünnetlerini de bu yolun yolcularının önünü aydınlatan kandiller hükmünde ebedileştirdi.

Bizler “Gidin, bugün size kınama yoktur!” demeyi bir Yusuf yüzlüden, “Vücudumu öyle büyüt ki başkası nâra düşmesin!” duasını Sıddık-ı Ekber’den, şehadet namazını Mekkeli Hubeyb’den, şehit abdestini Haram bin Milhan’dan, “Ümmetin imanını selamette görürsem cehennem de bana gül gülistan olur!” hissiyatını “başkalarının günahına ağlayan adam”dan ve diğer gönül sultanlarından neler neler tevarüs ettik…Lakin her güzellikte olduğu gibi sünneti de kamil manada Fahr-i Kainat Efendimiz’den öğrendik.

Aziz Can! Zamanenin sünnetten dem vuran kaba softalarını bırak, alttaki dallardan koparabildikleri birkaç meyvenin lezzetiyle sermest olup yükseklerdeki diğer meyvelerden müstağni kalan çocuk ruhlulara aldırma.

Cehd et! Çırpın her meyveden tatmak için, gücün yettiğince…Tadamasan da niyetin o istikamette olsun.

Aziz can, hamd et. Nasibine bu karanlık demde Peygamber bağından nağmeler şakıyan bir andelîb düştü. O andelib ki sarığı, misvağı aziz bilmekle kalmadı, sünneti kamilen yaşamayı gaye-i hayal edindi.

Yesrib’in ve ashabından bazılarının adını değiştiren sultandan usul talim edip “Çakır”ı Bahar, “Kılbıyık”ı Kutup yaptı.

Kırk sene önce ihtilal selleri Anadolu sefinesini ırgalarken Buca’da Sevr meltemleri esti ve bir başka gâr da ona sine açtı.

Kutlu beldeye yüz sürdüğünde, Kuba Mescidi yenilenirken o mübarek  mekanın ilk banisinin ter döktüğü yerde inşaata harç koymakla şerefyâb oldu. Gaflet soğukları bahar çiçeklerini dondururken “hüznü giyindi”. İsmiyle müsemma olmayı öteye bırakıp gülmeyi haram bildi.

Tebessüm kadar ızdırabı da sünnet belleyip dert solukladı,bir anlık ızdırabı Harem-i Şerif’teki duaların fevkinde bildi. Alem uyurken arkadaşları gecelerde gidip gelip duvarları yumrukladığına şahit oldu.

Rahle-i tedrisindekiler kara kaşına gõzüne değil, geceler boyu odasından gelen hıçkırık ve inlemelere vuruldular…

Aziz can! Sünnet_i seniyyeye azimet ölçüsünde bağlı böyle bir Hak dostuna reva görülenlere bak da ibret al.

Ümmet açlıkla boğuşurken mal yığan ve mükellef sofralarda tepeleme doldurulan tabaklara besmeleyle, sağ elle girişmeyi sünnet diye belleyenlerin, hamd ile geğirenlerin derdi, çileyi, ızdırabı, hicreti, himmeti, meşvereti ihya edenlere ilişmelerini gör de tarih sahrasını tekerrür adesesiyle seyret.

Birçoklarının bedeni çürüdü,ruhları”kıtalar dolaşıyor”…Ebû Cehiller cahiliye urbalarını çoktan çıkardı lakin ütülü takımları, ruh dünyalarından sızan habis kokuları basiret ehlinden gizleyemiyor.

Zaman bize  makam sevdasının kurbanı Umeyr bin Sa’dları, dünyalık için  baş kesen Şimirleri, haklı tarafı bertaraf etmeyi yol bilen Yezidleri, kıraldan fazla kıralcı Haccacları; dört yanda kök salan Kureyş, Nadir ve Kaynuka torunlarını gösterdi. Gösteren zamandı; ancak görmek kabahat oldu. Sırtında akrep var deyip birilerini  ikaz etmek işgüzarlık sayıldı. Mukaddesata dokunuldu, faniler dokunulmaz oldu.Sürü ters döndü, topal koyun başa  geçti.

Yani aziz can; zaman, ahir zaman!Gel bu fitne deryasının dev dalgalarından sünnetullah sefinesine, sünnet-i Resulullah sahiline sığın.” Zamanın çıldırtıcılığına karşı sabır…”, “Celâlî tecellîleri el pençe divan sineye çekerken ufukta cemâli esintileri gözlemek  de sünnettir.” deyip müjdeli meltemleri bekle…

CEVAP VER