ZAMÂNE FIKRALARI-2

255
ZAMÂNE FIKRALARI-2

Nerede kalmıştık efendim?.. Zamâne fıkraları diyorduk. Karakuşiler hamur yoğurdukça bu fırından daha çook ekmek çıkar. Birileri hasenatlarıyla sema ehlini tebessüme sevk ededursun; biz ağlanacak halimize gülmeye devam edelim:

Yer … Cezaevi. Açık görüş günü. İki hasretkeş ana muhabbet ediyor. Biri soruyor: Sizinki de mi filancaların davasından içeride? Diğeri pişkin , “Yok hamd olsun, bizimkinin suçu hafif. Uyuşturucudan girdi.” :))

E ne diyelim, ispatlanmayan iddia ispatlanan suçtan daha vahim addedilebiliyor demek. Tıpkı maymuna dedem diyen adamın teorisinin, senelerce mekteplerde ilmî kanunlardan daha fazla anlatılması gibi.

***

Bir başkası var ki sorma gitsin: Yer Adana… Namusuyla(!) rızkını kazanan bir hanımefendiye geliyorlar, filancaların sizin sahaya el atan adamlarına dair bir şeyler anlatsanız diyorlar. Gerçi adamlar namuslu sayılır; bu işin yolcusundan kadın istemek namussuzluk ne de olsa. İftira istesen namusuna halel gelmez. Hey gidi namuzssuz namuslular. Kadıncağız kızmış. Garibim feleğin sillesini yemiş, bir yola girmiş. Allah kurtarsın. Ama haysiyet tek boyuttan ibaret değil. Tokat gibi yapıştırmış cevabı: Bunca yıllık o…yum; ama vali bey kadar şerefsiz değilim. Helal olsun kadına. Aklıma “Bediüzzaman buradan rakı aldı.” diye imzalı beyanatta bulunması istenen  berduşun izzetli duruşu geldi.

***

Geçen gün bir arkadaşım anlattı. Bir akrabası haber göndermiş: Karısı da o da tövbe edip Türkiye’ye dönsünler. Ben onlara bakarım.” demiş. Bizimki şaşırıp kalmış. Kadın desen onda, küfür desen onda. Vakit namazını bırak, Cuma bile yok. Lakin işlemeyi bırak, bilmediğimiz bir suçtan dolayı bizi tövbeye davet ediyor. Hay Allah’ın salih kulu(!)

***

Yer: Adıyaman. Olay yaman mı yaman. Böyüklerimize yaranmak isteyen  üniversitenin tahsilli dalkavukları bir çadır tiyatrosu kurmuşlar. Personeli sorguluyorlar: Sen de onların sohbetlerine gitmişsin, sen de şöyleymişsin, sen de böyleymişsin… Memur sıkışmış garibim, beni falan götürdü demiş. Reis Bey “O kim?” diye sorunca “Yanınızda oturuyor.” cevabı soğuk duş etkisi yapmış. Yanındakine dönüp “Doğru mu?” diye sorunca cevabı suratına yapıştırmasınlar mı: “Efendim o gün beraberdik ya!..” Tam cürm-i meşhud. J

***

Yer Balıkesir: Bir arabadan mühimmat ve kamuflajlar çıkmış. Eeee, ne var bunda demeyin. Yahu bunlar filancalara aitmiş. Filancalar falancalara kast etmiş falan filan işte. Hele zillinin haberi bir sunuşu var, acemilik suratından akıyor. Sonradan dinlese kendi güler. Komik, çok komik.

***

Bazı şöfçrler ehliyeti kasaptan alıyor da her polis sanki ehlinden mi icazet alıyor. Bakın şu Kararkuş’un nesebi gayr-ı sahih torununa: Kadını derdest ediyor, kocan gelirse seni bırakırız, diyor. Ceddi de darağacı kısa geldiyse daha kısa boylu bir adam bulup asın dememiş miydi?..

***

Son fıkramız çok taze: Bugünden. Damat Ferit’in son herzesi: Demiş ki bunlar hain, bunlar vatansız, bunlar böyle, bunlar böyle. Bunu duyan arkadaşım bir gülmüş, bir gülmüş.. Abdest sizlere ömür. Ne diyeyim: “Dahleden dînimize bâri müselmân olsa!”

Neyse biraz susalım da şâir bizimkileri konuştursun:

 

                 HÂRİÇTEN GAZEL

Katran bulaşmış gör ki yolunmuş bâlimize

Ağlamak şöyle dursun, güleriz hâlimize

 

Şâha kalkmak gayreti eşeklere mi kalmış

Gör ki bir partal semer vurulmuş belimize

 

Yâhu hayret doğrusu; bizde bu nifak varken

Besmeleyle salavat yapışmış dilimize

 

Karakuşlara rahmet okuttuk bu asırda

Kalbimiz pak(!) ama kir bulaştı elimize

 

Bizde bu millet varken daha ninni okuruz

Çer çöp deyip katarız; avâmı selimize