ZAMÂNE FIKRALARI 4

149
ZAMÂNE FIKRALARI 4

Ah Nasreddin Hoca… Yaşasaydın ne inciler düzdürürdün bu demde. Gerçi bükülmüş belinle bunca fıkrayı kotarmaya tâkat yetirebilir miydin bilmem. Zira hâdiseler birbiri ardı sıra sökün edip geliyor.

Eskiden anlatırlardı. Milliyetçi genç demiş ki “Vatan kutsaldır. Her karışı bizimdir”. Gel gör ki askerliğini bir dağ karakolunda yapmış. Bir ay, iki ay derken zemheri ciğerine işlemiş, “Ulan u bayrağı buraya kim dikti!” demeden edememiş. Ondaki vatan sevgisini özümseyememiş bir polisimiz sınır şehrinde sürgün tehdidiyle karşılaşınca “Yâhu daha nereye süreceksiniz, bundan beter sürgün yeri mi var!” demiş. İşte bugünlerde bu fıkralar gerçek oldu. Milletin sürgün yeri nazarıyla baktığı bahtsız şehirlerimizde çalışan pek çok öğretmenimiz için sürgün listeleri hazırlanmış. Zaten pek çoğu itibarı ile daha rahat yerleri terk edip zor şartlarda çalışan (hangi görüşten olursa olsun) fedakar insanları sürmek(!)…

***

Darbe(!) gecesinde riyaset tayyaresinin üzerindeki cumhurbaşkanlığı forsunu çıplak gözle seçebilen şahin bakışlı pilotları bertaraf eden(!) hâlis kalpli zât, Pakistan’a tereciye tere satmayı öğretecekmiş. Onlardan pilot istemiş. Kardeşim, o adamlara uçak uçurmayı zaten siz öğretmediniz mi? “Görevini iyi yapıyor ve aldığı takdirnâmeler var.” diyerek kendi pilotlarını kızağa çeken ve bindiği dalı kesen adam, şimdi hulûs-i kalp ile kapı kapı pilot dileniyor. Halk Fırkası bile anayurdu dört baştan darağaçlarıyla donatıp imamları bertaraf ettiğinde dışarıdan imam dilenmemişti. İşin kolayını bulup camilere kilit vurmuştu. Yahu milli gururumuz yok mu ki başkasından pilot istiyorsun. Uçakların fazlasını gönder Haliç kenarına, benim koçum onları teknoloji müzesinde teşhir eder.

***

Pakistan da yetmemiş. Vilâyât-ı Müttehide’den hava eğitim desteği istemişler. Hay omuzundaki yıldızlar dökülesi. Kendi askerini evde oturt, başkasının ipiyle pazara git. Ne demişler, “Şamda yediğin hurmalar…”

***

İddianamesi hazırlanmadan koğuşlarda kendilerine ranza(?) hazırlananlara yer açmak için ipsizi, sapsızı, Coşkun’u salmışlar. Ne ile? KHK ile. Yani bu kararları çıkaranlar, milletvekili, eski ismiyle –ayıp söylemesi- meb’us. Tarifini Neyzen Tevfik, nev-i şahsına münhasır üslubuyla yapıyor:

Kime sordumsa seni doğru cevap vermediler

Kimi alçak, kimi hırsız, kimi deyyus dediler

Künyeni almak için partiye ettim telefon

Bizdeki kayda göre şimdi o meb’us dediler

***

Sultan Mustafa da seneler önce bu dertten dem vurmuştu:

Yıkıluptur bu cihân sanma ki bizde düzele Devleti, çarh-ı deni verdi kamu mübtezele Şimdi ebvâb-ı saadette gezen hep hezele İşimiz kaldı heman merhamet-i lemyezele

***

Vatandaşı düzenin kuşu eden ihbarcı zihniyet, vaziyetten vazife çıkaran bazı işgüzarları ağzında kumaş topla aferin bekleyen gudiklere çevirdi. Adamlar çekinmeden, ekranlarda diyorlar ki: “Varsa bildiğiniz, ilgili mercilere bildirin!”

Böyle biri de Namık Kemal’in “Ne utanmaz köpekleriz” mısraına mazhar olup arkadaşımı sıkıştırmış geçen gün. “Sen ne iş yapıyorsun? Oradaki görevin ne?” falan, filan… Bizimki Mehmet Akif merhum gibi, “Veterinerim, ihtiyacın mı var?” diyememiş. Yâhu adam, asıl sana sormak lazım: “Asıl sen ne iş yapıyorsun?”

***

Veee, Bylock! Son keşfedilen mavi yüzlü kara delik. Samanyolu galaksisindeki ilk karadelik olsa gerek. Neleri, kimleri yutmadı ki?… Gün geldi, “Bylock yüklemişsin!” denen kamyoncu. Ben öyle bir yük yüklemedim, zaten faturasız hiç bir yük almam arabama.” demesin mi?

Hele biri var ki sormayın: İkinci adresi anlaşılmasın diye bu programı indirmiş. Mahkemelik olunca olay ortaya çıkmış. “Yav üzerinize afiyet bende biraz namussuzluk var.” dese de filancalardan olma zannı üzerine yapışıvermiş. Kolay kolay çıkar mı? J)

Geçen gün pazarcı teyzeyi de Bylock’tan almadılar mı büyük bir operasyonla. Neydi o polislerin kelle koltukta, şehadete susamış bir eda ile dağ başlarında teyzeyi yakalayıp derdest etmeleri(!)

O gün bir profesör çıkmış, “Kardeşim madem Bylock suçtu, neden zamanında bunun suç olduğunu ilan etmediniz?” demiş. İlahi hocam, biz seneler önce yazdığı kitaptaki fikirleri yeni inkılap kanunlarıyla çelişiyor diye koskoca Atıf Hoca’nın asıldığı bir ülkede yaşıyoruz, unuttunuz mu?

Kerem Umar