Zamâne Fıkraları -7

258
Zamâne Fıkraları -7

Bu süreç mağdurlarını, kahramanlarını(!), -yağcılarında olduğu gibi- fıkralarını da kendi üretti. Sıradaki mi?

Eski AKP’li vekil Uğur Işıl(d)ak… Hani şu …. Bey’i arayıp “Kardeşim bak, bu adamları bitirecekler, yol yakınken kendini kurtar, hem sana şu kadar da para…”diyen dombıracı… Gazete başlık atarken “Yürek mi yedi?” demiş. Meclis mesaisine ait kareler arandığında uyku sahnesiyle tarihe geçen bu adamcağız, demiş ki: “Vekillik dönemimde sadece uyku meselem gündeme geldiği için “Yarabbi sana binlerce şükür olsun!” dedim. Hırsız olarak gündeme gelebilirdim, uyku kadar masum bir şeyle anıldım.” Allah söyletmiş sanki mübareğe. Demek mecliste yol ikiymiş: Ya uyuyacaksın ya da uyutacaksın.

***

Süreç başlayınca yiğidini biri safını belli etmiş. Öyle ya: Bundan sonra birileriyle yola devam edilemezmiş. Gel gör ki kızı üniversiteye yollama işi gündeme gelince herif çaresiz kalmış. Eskiden olsa neyse, kızı emanet edecek birileri vardı. Şimdi ne yapacaktı? Bir dostu yetişmiş de fikir vermiş neyse: “Yahu sizinkilerden yardım istesene!” Zavallı ve zevalli adam eli böğründe cevap vermiş: “Hırsıza kız mı emanet edilir?”

***

Reis’in okyanus ötesi ziyareti ile ilgili açıklamalar yapan Barlas, yazının sonunda şu ifadeleri kullanmış: ”Evet… Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yerinde mesela siz olsaydınız F..’nün polise, adliyeye ve hatta bazı politikacılara hâkim olduğu ABD’ye gider miydiniz? Böyle bir ziyaretin risklerinin yararlarından fazla olacağı ortada değil midir?” Has bahçenin gonca gülü…

Be adam, niyetin bir yerler elden gidiyor teranesiyle orada da bir darbe planlıyorsanız merakımı bağışla: İnsanların sorgulama özelliğine sahip oldukları bir coğrafyada bunu nasıl yapacaksınız, ayak oyunlarınızı kime yutturacaksınız?Dahası, sorgulanmasın ve insanlar uyandırılmasın diye oyuna başlamadan önce basını nasıl susturacaksınız?:))

***

Elindeki bıçakla camiye dalıp cemaatten yardım isteyen adamın hikayesini bilmeyenimiz yoktur: Kurbanını kesemeyince camiye girip “Yok mu bir müslüman, bana yardım edecek?” diyen adam… Yaşlı bir amca kalkıp ne yapacağını sormadan yardıma gider; ancak kurbanı kesmekte zorlanırlar. Üstü başı kan olunca tekrar camiye girip elindeki bıçağı sallayarak “Yok mu bir müslüman!” demez mi? Millet hemen imam efendiye bakar. İmam ne yapsın? “Vîran olası hanede evlâd u iyal var” demişler. İki kelam edip çıkıvermiş işin içinden: “Ne bakıyorsunuz be, 2 rekat namaz kıldık diye hemen Müslüman mı olduk!”…

Şu süreçte ne çok misalini görüp duyduk bu nüktenin: “Bir burs verdik, bir kurban verdik, bir sohbete gittik diye onlardan mı olduk?”

***

Adam senelerce mahallesindekileri de hayra teşvik etmiş. Kiminden burs, kiminden kurban almış. Hayır hasenatta bulunanların da isimlerini bir deftere yazıvermiş. Ötede şahitlik eder deyip defteri saklarmış. Eee, ne var bunda demeyin. Zira mahşere sıra gelmeden, mahşerin üç atlısı(falan, filan ve fidan) için de delil teşkil eder olmuş bu defter. Bir bulsalar, adamın defterini dürüverirler alimallah.

Süreç başlayınca mahalleli bu defter sahibini afaroz etmiş: Falanca aşağı, filanca yukarı…Tabi canına tak demiş artık: Girmiş kahveye, bana bakın, demiş: Aldımsa ben aldım bursu, kurbanı…Hilaf yok. Ama bana kim ne verdiyse bu defterde adı var. Kafamı bozmayın, kimin ne hayrı varsa ifşa ederim, hayırsızlarla başı derde girer.

***

Şef dönemi için anlatılan hikayeyi hatırladık yine: Cenderme tuttuğu hocayı götürüyor diye korkan şeyh efendi, tekkeyi terk etmiş. Tekkeyi beklemeyip çorbayı feda etmiş. Giderken de talebesine demiş ki “Beni sorarlarsa infirad etti, evrad okuyor, dersin…

Kısa süre sonra şeyhin kerameti(!) zâhir olur, cendermeler basar tekkeyi. Hocan nerede, derler. Talebe kendi idrak ufkuna indirgediği infirad ve evradı baş aşağı eder: “”İrtidat etti, Tevrat okuyor.” deyiverir.

Tarih tekerrürden ibaret. Bu acı hakikat bugün de yaşanıyor. Kimi cemaatlerin mensupları, korkudan sohbetlere gitmiyor. Geçen gün bir arkadaşın pîr ü pak (herhangi bir cemaate intisap etmemişJ) bir yakını anlatıyor: Çalıştığım … Emniyeti’nde namaz kılan 80 kişi vardık. Bu süreçte millet mescide gelmez oldu. Namazlı niyazlı olduğunu bildiğim arkadaşlarım, yaftalanıp işten atılırım diyerek namazlarını terk ediyorlar.

***

Daha bu sabah, anavatandan binlerce kilometre uzaktaki ofisimde çıktı almak için uzandığım yazıcının markasına takıldı gözüm. Süreç başlayınca aramıza duvarlar örülen bir dostum bu markanın bölge temsilcisiydi. Düşündüm, taşındım. Sonra dedim ki “Yav yazıcının ne suçu var? Birilerinin Katar develerini sınır dışı etmesi, filanın Hollanda ineklerini deport etmesi, yalakanın birinin Hollanda’dan geldi diye gariban bir montofonu zehirlemesi geldi aklıma. Ne günlere kaldık, anasına bakıp danasına kıyıyoruz.

***

Son fıkrayı anlatmaya kelimeler kifayet etmeyecek. El alem kıtalar ötesine roketler yollarken bizimkiler okyanus ötesine gidip adam yumrukluyor. Hem de ikinci kez. Şaka gibi…