Zulüm yok diyen zalimdir

447
Zulüm yok diyen zalimdir

TR724 yazarı Erhan Başyurt “zulüm yok diyen zalimdir” başlıklı yazısında ‘sosyal soykırımın’ görmezden gelindiğini, üstünün örtülmeye çalışıldığını yazdı. Yapılanları yazmaya kitaplar yetmez diyen Başyurt, Kalplerdekini bile bilen Allah’tan korkmadan pişkin pişkin halen ‘Zülüm yok’ diyorlar. Zülüm var. Hem de en sistematik ve planlı olanından… Hitler’in Almanya’sı, Stalin’in Rusyası gibi.. dedi.

 Erhan Başyurt’un o yazısı:

15 Temmuz’daki hain darbe girişimi sonrası hükümetin, önceden planladığı ‘sosyal soykırımı’ görmezden gelmeye veya üstünü örtmeye çalışanlar var. Zülüm yaparken vicdanları sızlamadığı gibi üstünü örtmeye de yüzleri kızarmıyor.

***

150 bin kamu çalışanını hiçbir somut gerekçe olmadan işten attılar.

70 bin öğretmen, 5 bin akademisyen, 3 bin yargı mensubunu haksız yere açığa aldılar.

80 bin insanı gözaltına alıp 35 bin kişiyi uydurma suçlamalarla hücrelere koydular.

Yüz binlerce öğrenciyi okullarından ettiler.

Üniversiteye gireceği de mevcut öğrenciyi de perişan ettiler.

İki bini aşkın okul, hastane, yurt ve vakıf üniversitesine hukuksuzca el koydular.

İş adamlarının mallarını gasp ettiler.

***

İftira attıkları insanları kamudan atmakla yetinmediler, eşlerini de büyük oranda işten attılar.

Uydurma suçlarla aileleri maaşsız bıraktılar.

Yasal hakları işsizlik maaşı alamasınlar diye iftiralarını SSK kayıtlarına da soktular.

Yetmedi, yurtdışına çıkış yasağı koydular.

Ekmekleriyle oynadıkları kinlerini dindirmediği için topyekün açlığa mahkum ediyorlar.

***

20 yıllık öğretmen pazarda ceviz satıyor.

Yılların gazetecisi inşaatta çalışıyor.

Kadın savcı evlere temizliğe gidiyor.

Dershane öğretmeni kâğıt topluyor.

Doktora yapmış insanlar başları dik bulaşık yıkıyor.

Emekliliği geldiği halde suçsuz yere atılan memur taksicilik yapıyor.

Helal kazandıkları için yine de mutlular. Şükür ediyorlar.

Zulme uğrayan diğer kardeşlerinin de ekmek bulması ve topyekün felaha erişebilmek için dua ediyorlar.

***

Dürüst olmanın bedelini ağır ödüyorlar.

Çalmadıkları, rüşvet almadıkları ve helal kazançta ısrar ettikleri için çile çekiyorlar.

Zalime minnet etmiyorlar. Canavara boyun eğmiyorlar.

Onurlarıyla, alın terleriyle, çalmadan, gerekirse aç kalarak inançla yaşamaya gayret ediyorlar.

İmtihan içinde imtihan olduklarının bilincindeler.

Kazanma kuşağında kaybetmemek için çırpınıyorlar…

***

Gözaltına alınanlara sistematik işkence yapıyorlar.

Hücreye atılanlara kötü muamelede bulunuyorlar.

Saçlarını telini dahi göstermemek için yıllarca başörtüsü takan kimi bacılara bile bile ‘çıplak’ arama yaptırıyorlar.

Loğusa annelerin yeni doğmuş bebeklerini emzirmelerini engelliyorlar.

Kadınların onurlarıyla oynuyorlar. Şefkatleriyle alay ediyorlar.

Yetmezse, fiili veya sözlü taciz ediyorlar.

***

Erkeklere bile gözaltında ‘tecavüz’ edildiği, aşağılıkça muamelede bulunulduğu uluslararası insan hakları örgütlerinin raporlarına dahi şahitlikleri ve raporlarıyla girdi.

Hayatları devletin güvencesi altında olmasına rağmen, cezaevi ve gözaltında ölenlerin ya da ‘infaz’ edilenlerin sayısı 25’e ulaştı.

Yapılanları yazmaya kitaplar yetmez. Okumaya vicdanlar el vermez…

Ama kalplerdekini bile bilen Allah’tan korkmadan pişkin pişkin halen ‘Zülüm yok’ diyorlar.

Zülüm var. Hem de en sistematik ve planlı olanından… Hitler’in Almanya’sı, Stalin’in Rusyası gibi…

İktidarın bugün güçlü olması, gerçekleri örtmeye çalışması, algı operasyonlarıyla çarpıtması bir şeyi değiştirmez.

Güneş balçıkla sıvanmaz… Güç haktadır, hak güçte değil… Unutulmamalı ki, ‘Zulm ile abad olanın sonu berbat olur!’

CEVAP VER