Black Friday ve kapkara ruhların saldırısı

Black Friday ve kapkara ruhların saldırısı

25 Kasım 2017 0 Yazar: Bahadır Aslan

Alışveriş çılgınlığının zirveleştiği günün adı. İndirim adı altında mükesserat kabilinden eşyanın ihtiyaca dönüştürüldüğü zaman dilimleri.

Bu zamanlarda edinilen alışkanlıkların da kalıcı bir hastalığa dönüşmediğini kimse iddia edemez. En evvel Amerika Birleşik Devletlerinde başladı. Yani kapitalizmin rahm-ı maderinde. Gecenin geç saatlerinde, karanlık demlerde başlayan sıraya girmeler, ardı gecenin geç saatlerinde son bulan hikaye ile birlikte insanlar bir yıl düşledikleri, uğruna didinip durdukları, almak için para biriktirdikleri eşyayı kısmen daha ucuza almanın hazzını yaşarlar. “Bedava sirke baldan tatlıdır” derler ya! Bedava olmasa da o gün yapılan umumi indirimlerde alışveriş çılgınlığı yaşanır. ABD’de başlayan alışkanlık, ekonomik düzenin globalleşmesi sayesinde kısa sürede tüm dünyaya yayıldı. Müslüman coğrafya bundan geri kalır mı? Kendince kılıf değiştirerek karaya mün’akis “white cuma” güzellemesiyle piyasaya dahil oldu. Şimdi ister ak ister kara, bütün ülkelerde dükkanların açılmasıyla birlikte aynı gün kıyamet kopar, insanlar birbirlerini ezme pahasına, insanlık ağır değerlerini ayaklar altına alma pahasına ihtiyaçlarını(!) giderirler. İhtiyaç mı, bilmem. Ama, “İndirimlerden faydalanmak isteyen tüketicilerin en çok tercih ettiği ürünler televizyon, oyun konsolları, cep telefonu ve tabletler oldu” bu sene de. Peki, başka neler yaşandı bu “Friday”’de.

Milyonlarca müşterinin mağaza ve online sitelere akın ettiği Kara Cuma’da maalesef bu yıl İslam dünyasında kapkara bir Cuma yaşandı. Mısır’ın Ariş kentindeki bir camiye yapılan saldırıda 300’ü aşkın mümin hayatını kaybetti. Bu saldırının failleri kim olursa olsun, belli ki İslamın ruhundan nasibini alamamış kişilerdi. Aklı selim tarafından lanetlenen bu saldırının böylesi bir alışveriş çılgınlığına denk getirilmesi oldukça manidardır. Black-white tartışmaları arasında kapkara ruhlu karanlık odakların tertiplettiği böylesi bir saldırı vicdanları ve vicdan sahiplerini derinden sarstı. Ümidim, israf, terör ve kargaşa çağında, İslam coğrafyasının Nebevi metotla ve ilahi beyan ışığı altında müsamaha müessesesini yeniden çalıştırıp özüne dönmesi ve bu karanlığı çağlar öncesinden her devri aydınlatan sünnet ışığıyla aydınlatmasıdır.

Ve Yeniden Kelam

Yeni yetme şairlerin, fuardan fuara imza için koşturan yazarların eserlerinde birşey dikkat-i nazarımızı celbeder. Dudaklardan düşen manasız kalıplar aşk içermiyor artık. Bir Zaman’ların Dağları delen in’ikasına mukabil, aşık denen insanların ahları da tesir etmiyor kalplere. Onlarınki yalnızca bir boy gösterme çabası. Bugün var yarın olmasa da olur bir sevdamsı duygunun duygusuzca parelenen ifadeleri olmaktan öteye geçmiyor. Refaha feda edilen, hazır bulmuşluk çarkında öğütülen deruni hazların tekrar eski mecrâsına, asli hüviyetine kavuşturulması için en ufak bir çaba sezilmiyor satır aralarında. Oysa ki kelimeler onların kalemlerinde şekle bürünürdü, servi endamlara. O endamlar uğruna revan olan canlara ışık tutar, yollarını aydınlatırdı. O’nunla yolların ayrımında tepeler yemyeşil ovalara inkılap eder, çağlayanlar halinde Gönül’lere akardı. O kalemler mecazın gün batımında Hakikate yelken açtırırlardı.

Karamsar değilim. Gün, yeniden kelamı ilahi vechesine büründürme günüdür. Mahbit-i vahy-i İlahiden hitabı mi’yâra çekme günüdür. Beyanı yeniden tahlile tabi tutma zamanı geldi. Bigane kalınmamalıdır.

                                                                                                                                             Bahadır Aslan