USD
5,3754
EURO
6,0779
ALTIN
214,0497

Evliliklerde güven

İnsan yaşadığımız dünyada pek çok maddi-manevi sıkıntılarla karşılaşır. Hatta bazen hayat bir savaşa döner. İnsan kendini güvende hissedeceği, pek çok bela ve sıkıntıdan korunacağı bir siper bir sığınak arar.

Evliliklerde güven
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

İnsan yaşadığımız dünyada pek çok maddi-manevi sıkıntılarla karşılaşır. Hatta bazen hayat bir savaşa döner. İnsan kendini güvende hissedeceği, pek çok bela ve sıkıntıdan korunacağı bir siper bir sığınak arar.

Bediüzzaman Hazretleri, “İnsanın, bilhassa müslümanın tahassüngahı (sığınağı) ve bir nevi cenneti aile hayatıdır” diyerek bu durumu gayet veciz şekilde ifade etmiştir.

Fahri Kainat Efendimiz (SAV)’in beyanlarına göre, “Evlenen dinin yarısını tamamlamıştır. Diğer yarısı için de Allah’tan korksun.” Evlilik, kadın ve erkek için sığınılan en güvenilir kaledir.

Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de “….Onlar sizin için bir elbise, siz de onlar için birer elbisesiniz” (2/187) buyuruyor. Elbise niye giyilir? Maddi-manevi korunmak, güzelleşmek, mahremini örtmek için. Eşler de birbirlerini her tür kötülükten koruyup kollayan, güzelleştiren takva elbisesi vazifesini görür, görmelidir.

Müslüman güvenilir insandır. Emniyet ve güven insanı olmak her mü’minin asli vazifesidir.  İslam, selam, esenlik, barış, güven dinidir. Bu dinin müntesiplerinin de buna uygun davranması beklenir.

Efendimiz (SAV): “Müslüman insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir” buyurmuştur.

Uzağındaki insanlar bir tarafa, en yakını olan ailesi kendisinden emin değilse, elinden ve dilinden endişe ve korku içindeyse bu durum ne anlama gelir.

İslam’da emanet kavramı, maddi-manevi çok çeşitli anlamları içerir. Bunlardan biri de evlilikte eşlerin birbirine emanet olma hususudur. Emanette emin olma, emanete sahip çıkma düsturu evlilik için en önemli prensiptir.

Efendimiz (SAV) Veda Hutbesi’nde özellikle “Kadınlar, Allah’ın size emanetidir” diyerek ümmetini uyarmıştır.

Ailede emanet ve güven duygusu zayi olduğunda toplumda da emniyet ve huzur kalmaz.

Bir başka Hadis-i Şerifte: “Şu üç şeyi gördüğün zaman kıyametin kopması yakındır: Mamur yerler yıkılıp, harap yerler imar ediliyor. Maruf münker, münker maruf addediliyor. Deve yaprağa nasıl davranırsa, adam da emanete öyle davranıyor.”

Allah Resulü (SAV) ümmetiyle ilgili kaygılarını şöyle ifade etmiştir: “Dininizden ilk kaybedeceğiniz şey emanet, sonra da namazdır.”

Mahremiyetin, sırların ve kötülüklerin ifşası her tür ilişkiyi dinamitleyen, emanete ihanetin en çirkin hallerindendir.

Sırların ifşası ve mahremiyet ihlali ailenin ve şahısların şahsiyetini zedeler, güven, itminan, emniyet ve asayişi yok eder…

Eşlerin birbirinin, hata ve eksikliklerini, ayıp ve kusurlarını dışarıda anlatmaları,
birbirlerinin sırlarını ifşa etmeleri günahtır. Sır ve mahrem emanettir, ifşası kul hakkına girmedir. Aile hukukunu ayaklar altına almaktır.

Allah Resulü (SAV) bu konuda şöyle buyurmuştur: “Kıyamet günü,
Allah katında insanların en şerlisi, hanımının sırrını yayan erkektir.”

Evlilik hayatıyla ilgili özel durumların bir sır, bir emanet olduğunu herkes bilmeli, eşlerden birinin bu sırrı bir başkasına anlatmanın emanete ihanet olduğunun farkına varmalı…

Bir başka Hadis-i Şerifte de Efendimiz (SAV) uyarmaktadır: “Şüphesiz ki Kıyamet günü, Allah’ın en çok ehem­miyet vereceği emanet, kadın-koca arasındaki emanettir. Kadınla koca bir-biriyle eş olduktan sonra, kadının esrarını erkeğin neşretmesi, o gün en büyük ihanettir.”

Güvenilir insan olmak için konuştuğunda doğruyu söylemek, verdiği sözü yerine getirmek esastır.

Hepimizin bildiği şu Hadis-i Şerifi tekrar ve tekrar hatırlamakta fayda var: “Münafığın alameti üçtür: Konuştuğunda yalan söyler, söz verdiğinde yerine
getirmez ve emanete ihanet eder.”

Efendimiz (SAV) bize huzur ve emniyetin yolunu göstermiştir. “Doğruluk, huzur ve güven; yalan ise huzursuzluk ve kuşkudur.”

Evliliklerin huzur ve emniyet içinde sürebilmesi için, eşlerin birbirine güvenmesi, karşılıklı sadakat göstermesi şarttır.

Sevgili Peygamberimiz (SAV) bu konuda şöyle bir vaadde bulunmuştur: “Benim için şu altı şeyi deruhte edin, bende size Cenneti deruhte edeyim: Sizden biri konuşursa yalan söylemesin. Vaad ettiğini yapsın. Emanet edildiğinde ona hıyanet etmesin. Gözüne sahip olsun. Eline sahip olsun. İffetine sahip olsun.”

“Aldatan bizden değildir” buyuran Allah Resulü (SAV) El-Emin unvanıyla anılmış müşriklerin nezdinde dahi en güvenilir insan olmuştur. Aile hayatında da güvenin emniyetin en güzel temsilcisi olmuştur.  Öyle ki, Hz. Hatice Peygamber Efendimiz (sav)’ e ilk inanan, iman eden, ilk güvenen insandır. İLK ÜMMETİ EŞİDİR.

Bir ömür sözüne sadık olmak, güvenilir olmanın ilk adımıdır. Verilen söze sadık olmadan güvenilir olamazsınız.

Evlilik öncesi ve sonrasında verilen sözlere tarafların riayet etmesi çok önemlidir.

Allah-u Teâla “…Verdiğiniz sözleri yerine getiriniz. Çünkü verdiğiniz sözlerden sorumlusunuz.”(17/34) buyurmaktadır.

Efendimiz (SAV) bir Hadis-i Şeriflerinde: “Emanete riayeti olmayanın imanı ve ahdine sadık olmayanın da dini yoktur” diyerek meselenin ehemmiyetine dikkat çekmiştir.

Rabbimiz Saf Suresinde bizleri ikaz ediyor: “Ey iman eden­ler! Ni­çin yap­ma­ya­ca­ğı­nız şey­le­ri söy­lü­yor­su­nuz? Yap­ma­ya­ca­ğı­nız şey­le­ri söy­le­mek, Al­lah’ın en çok nef­ret et­ti­ği şey­ler­den­dir.” (61/2,3)

Küçük bir hatırayla bitirelim: “İstiklal Marşı Şairimiz Mehmet Akif Ersoy bir öğle yemeği yemek üzere arkadaşı Eşref Edip ile sözleşir. Yemek Eşref Edip’in evinde yenecektir. Eşref Edip’in evi Vaniköy’de, Akif’inki ise Beylerbeyi’ndedir. Sözleştikleri gün şiddetli bir yağmur başlar. Eşref Edip, Akif’in böyle bir havada gelemeyeceğini düşünerek yakın bir tanıdığına gider. Zira M. Akif, Beylerbeyi’nde, kendisi ise Vaniköy’de oturmaktadır. Oysa Akif, yoğun yağmura rağmen sırılsıklam bir halde, Eşref Edip’in evine gelir ve evde olmadığını öğrenir. İçeri girmez geri döner.  Eşref Edip evine geldiğinde arkadaşının gelmiş olduğunu öğrenir, çok üzülür. Ertesi gün hemen Akif’in yanına gidip özür dileyip gönlünü almaya çalışır. M. Akif ise O’na şu şekilde mukabelede bulunur: “Bir söz ya ölüm veya ona yakın bir felaketle yerine getirilmezse mazur görülebilir.”

Elanur Beyza

YORUMLAR






    0 YORUM