USD
4,8331
EURO
5,6582
ALTIN
193,5225

Ahlakım Güzel mi? Aileme Sorun! (2)

“Hakiki pehlivan güreşte herkesin sırtını yere getiren değildir. Hakiki pehlivan öfkelendiği zaman öfkesine hâkim olandır.”

Ahlakım Güzel mi? Aileme Sorun! (2)
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Eşlerin anne ve babalarına iyi muamelede bulunmaları ve ziyaret etmeleri:

(من كان يؤمن بالله واليوم الآخر فليصل رحمه (متفق عليه

“Kim Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsa sıla-ı rahim yapsın.”

Demek ki bizler eşimizin ailesini ziyarete giderken inandığımız Mevla’nın boynumuza bir borç olarak yüklediği sorumluluk ile gideriz. Eğer böyle bir şuuru elde etmez ve bu ziyaretleri sadece eşimizin gönlünü almak için yaparsak, bir gün moralimiz yerinde olmadığında eşimize: “Senin benden böyle bir şey isteme hakkın var mı? Göster bakalım aile hukukunda böyle bir sorumluluğum var mı? Ben buna mecbur muyum?” der ve aile hukuku açısından olmasa da aslında bir Mümin ve bir Müslim olarak buna mecbur olduğumuzu unutuveririz.

(ليس الواصل بالمكافئ ولكن الواصل الذي إذا انقطعت رحمه وصلها (حم، خ، د، ت؛ عن عبد الله بن عمرو بن العاص

“Sırf karşılık vermek için sıla yapan hakiki manada sıla yapmış olmaz. Hakiki sıla yapan, akrabası kendisiyle ilişkiyi kesmesine rağmen yine de (onlarla irtibatını koparmayıp) sıla-ı rahim yapandır.”

Bu hadis-i şerife göre de bir insanın eşine: “Onlar bize geliyorlar mı ki biz onlara gidelim, gelene gidilir, arayan aranır, sorulan sorulur.” demesi mümkün olmaz. Zira Efendimiz (as) bu meseledeki hakiki ölçüyü ortaya koymuşken, Onun sözünün üzerine söz olmaz.

Bu hususu perçinleyen başka bir hadis-i şerif daha:

(صل من قطعك (ابن النجار عن علي

“Seninle ilişkiyi kesenle sen ilişkiyi kesme (yine de) sıla-ı rahim yap!”

عن أبي هريرة، أن رجلا قال: يا رسول الله إن لي قرابة أصلهم ويقطعونني وأحسن إليهم ويسيئون إلي، أحلم عنهم ويجهلون علىّ. فقال: لئن كنت كما (قلتَ فكأنما تُسِفُّهُمْ الـمَلَّ ولا يزال معك من الله ظَهِرٌ عليهم ما دمتَ على ذلك (م

Hz. Ebu Hureyre’den gelen bir rivayete göre bir gün bir adam Efendimize şöyle dedi: “Ya Rasûlallah! Benim akrabalarım var, ben sıla yapıyorum onlar benimle ilişkiyi kesiyorlar. Onlara ihsanda bulunuyorum, onlar bana kötü davranıyorlar. Onların bu tavırlarını görmezden gelip affediyorum ama onlar bunu da görmezden geliyorlar.” Efendimiz buyurdular ki: “Şayet söylediğin gibi isen, sanki sen onlara kızgın kül yedirmiş gibi oluyorsun. (Yani -Allahu a’lem- işin faydalı kısmını sen alıyorsun, onlara ise işe yaramaz tarafını bırakıyorsun veyahut yaptıkları günaha bir peşin ceza olarak onlar ıstırap çekiyorlar sen ise yaptığın bu güzelliğe peşin bir mükâfat alıyor ve rahat ediyorsun) ve sen böyle davranmaya devam ettiğin müddetçe Allah tarafından sana bir yardımcı verilir.” (Sana yardımcı olacak olan ama seninle ilişkiyi kestikleri için gelmeyen güç ve kuvveti bu yardımcı sana sağlar.)

(الرحم معلقة بالعرش تقول: “من وصلني وصله الله ومن قطعني قطعه الله” (متفق عليه

Sıla-ı rahim arşa asılıdır (yeryüzüne ait bütün hükümlerin gönderildiği o yerden) şöyle seslenir: “Kim beni, yani sıla-ı rahimi yaparsa Allah da ona sıla yapar, ona yakın olur, onu tek başına bırakmaz. Kim beni terk ederse Allah da onu terk eder ve yalnız bırakır.”

(من أحبّ أن يُبسَط له في رزقه ويُنسأ له في أثره فليصل رحمه (متفق عليه

“Kim rızkının bol olmasını ve ömrünün uzun olması istiyorsa sıla-ı rahim yapsın.”

(لا يدخل الجنة قاطع (متفق عليه

“Sıla-ı rahimi yani akrabalarıyla ilişkiyi kesen Cennet’e giremez.”

Eşlerin birbirine karşı hoşgörülü olmaları ve öfkelerine hâkim olmaları:

(ليس الشديد بالصرعة إنما الشديد الذي يملك نفسه عند الغضب (حم، ق؛ عن أبي هريرة

“Hakiki pehlivan güreşte herkesin sırtını yere getiren değildir. Hakiki pehlivan öfkelendiği zaman öfkesine hâkim olandır.”

الَّذِينَ يُنْفِقُونَ فِي السَّرَّاءِ وَالضَّرَّاءِ وَالْكَاظِمِينَ الْغَيْظَ وَالْعَافِينَ عَنِ النَّاسِ وَاللَّهُ يُحِبُّ الْمُحْسِنِينَ (آلِ عِمْرَانَ، ١٣٤

(O muttakiler) bollukta da darlıkta da infak ederler, öfkelerini yutar ve insanları affederler. Allah (da zaten) Muhsin olanları sever.”

وَالَّذينَ يَجْتَنِبُونَ كَبَائِرَ اْلاِثْمِ وَالْفَوَاحِشَ وَاِذَا مَا غَضِبُوا هُمْ يَغْفِرُونَ (شورى، ٣٧

(O iman edip tevekkül edenler) büyük günahlardan ve fuhşiyattan uzak dururlar. Onlar var ya onlar öfkelendikleri zaman da bağışlayıverirler.”

Bütün bu esaslara göre eşlerin birbirlerine öfkelenmeleri mümkün değildir. Daha doğrusu şöyle diyelim, öfkelendikleri zaman birbirlerine zarar vermeleri mümkün değildir. Zira bu ayet-i kerimelerde ve hadis-i şeriflerde nazara verilen ahlak, öfkelenenin elini kolunu bağlar ve kızgınlıkla yapılabilecek her türlü dengesizliğin Allah’ın izni ve inayetiyle önüne set çeker.

Eşlerin birbirlerinden kötülük gördüklerinde iyilik ile muamele etmeleri:

اِدْفَعْ بالتي هي اَحْسَنُ السَّيِّئَةَ (سورة المؤمنون، ٩٦

“En güzel olanla kötülüğü savıver!”

وَلاَ تَسْتَوِى الْحَسَنَةُ وَلاَ السَّيِّئَةُ اِدْفَعْ بالتي هي اَحْسَنُ فَاِذَا الَّذى بَيْنَكَ وَبَيْنَهُ عَدَاوَةٌ كَاَنَّهُ وَلِىٌّ حَميمٌ وَمَا يلقيها اِلاَّ الَّذينَ صَبَرُوا وَمَا يلقيها اِلاَّ ذُو حَظٍّ عَظيمٍ (فصلت، ٣٤-٣٥

“İyilik ile kötülük bir olmaz (neticeleri de aynı olmaz). İyisi mi Sen, en iyi güzeliyle kötülüğü savmaya bak! Hal böyle olunca aranızdaki düşmanlık sımsıcak bir dostluğa dönüşüverir. Bu mertebeye de sadece sabırlılar ve nasipliler erişebilir.”

(أحسن إلى من أساء إليك (ابن النجار عن علي

“Sana kötülük yapana sen iyilik yap!”

Elhasıl, daha pek çok ayet-i kerime ve hadis-i şerif bu meyanda zikredilebilir. Evet ailede eşler bu bakış açılarıyla birbirlerine bakarlarsa, Hakk’ın inayetiyle problemler en aza iner, hatta ve hatta hiç problem kalmaz.

Bütün bunlar göz ardı edilip, ısrarla sıkıntı çıkarmaya devam edersek şunu da unutmamak gerekir ki; her ne kadar bu dünyada yaptıklarımız yanımıza kar kalıyormuş gibi olsa da durum hiç te öyle değildir. Aile içinde ister erkek olsun isterse bayan olsun birbirlerine yaptıkları haksızlıkları hiç kimse görmese de Allah görüyor, hiç kimse sesimizi duymasa da Allah duyuyor. Delil mi istiyoruz buyurun:

قَدْ سَمِعَ اللهُ قَوْلَ الَّتِي تُجَادِلُكَ فِي زَوْجِهَا وَتَشْتَكِي إِلَى اللهِ وَاللهُ يَسْمَعُ تَحَاوُرَكُمَا إِنَّ اللهَ سَمِيعٌ بَصِير (الْمُجَادِلَة:1

“Eşi hakkında seninle mücadele eden ve Allah’a şikâyette bulunan o (hanımın) sesini Allah katiyen duymuştur. Zaten Allah sizin konuşmalarınızı duyup duruyor. Muhakkak ki Allah işitendir, görendir.”

Madem işitiyor ve madem görüp duruyor o zaman bu alemde hesap sormasa da öbür alemde mahkeme-i kübrâda hesap soracağı kesindir. O halde eşler birbirine bu şuur içinde tavır takınmalıdır. Yoksa Allah muhafaza hesap çetin olabilir.

يَا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمْ وَاخْشَوْا يَوْمًا لاَ يَجْزِي وَالِدٌ عَنْ وَلَدِهِ وَلاَ مَوْلُودٌ هُوَ جَازٍ عَنْ وَالِدِهِ شَيْئًا إِنَّ وَعْدَ اللهِ حَقٌّ فَلاَ تَغُرَّنَّكُمُ الْحَيَاةُ الدُّنْيَا وَلاَ يَغُرَّنَّكُمْ بِاللهِ الْغَرُور (لُقْمَان:33

“Ey insanlar! Rabbinizden çekinin ve öyle bir günden ürperin ki, o günde ne babanın evladına ne de evladın babasına bir faydası dokunabilir. Allah’ın sözü haktır, hakikattir. (Sakın ha) dünya hayatı sizi aldatmasın! (Bir de) şeytan Allah’ın rahmetine güvendirmek suretiyle sizi kandırmasın!”

وَاتَّقُوا يَوْمًا تُرْجَعُونَ فيهِ اِلَى الله ثُمَّ تُوَفَّىٰ كُلُّ نَفْسٍ مَّا كَسَبَتْ وَهُمْ لاَ يُظْلَمُونَ (البقرة،281

“Öyle bir günden sakının ki, o gün hepiniz Allah’a döndürüleceksiniz. Sonra da herkes yapıp ettiklerinin karşılığını tastamam görecek ve hiç kimse haksızlığa uğratılmayacak.”

Ragıb Hikmet

YORUMLAR






    1 YORUM

    • Bekir 1 Ocak 2018

      Böylesi güzel yazılarınızın devamını bekleriz abi

      Cevapla