Atılan Tohumlar

Atılan Tohumlar

30 Aralık 2017 0 Yazar: Ergin Beydağı

Anlatamazsanız! Anlamazlar. Çünkü karşınızda içi boşaltılmış; ruhsuz, hissiz, dinin beş şartını bilmeyen, bilse de yaşamayı hiç düşünmemiş insanlar…

Öyleki dini yaşamayı değil, satmayı öğrenmiş, din tüccarlığı yapan, bir millet haline gelmişiz.

Müslümanlık, atadan dededen öğrenilmiş kültürel bir anane gibi, klişeleşmiş sözlerden ibaret haline gelmiş.

Namazın farz olduğunu söyler, ama farzın ne olduğunu bilmez.

Hırsızlığın, çalmanın, yalanın iftiranın günah olduğu bilir, ama hiç bir zaman o değerleri kendisi için düşünmez, herzaman başkalarına göre düşünür, başkalarına uyarlar.

Kuran var, ayet var evet inkar etmez, ama başkalarına inmiş gibi hareket eder, kimse o emirleri üzerine almaz.

Peygamberimizi inkar etmezler ama,” efendimmm” deyince kimsenin içinde bir ürperti hasıl etmez.

Hz. Peygamber gelmiştir “el hakk”ama kimse sünnetlerini bilmez bilsede kendine vazife deyip ders çıkarmaz.

Kabir var sorgu var “el hak” inanırlar, ama bir masal gibi anlatılır, kimseden orası için bir hazırlık göremezsin.

Müslümanız “elhamdülillah” ama namaz kılmaz, oruçta yaz olduğu için tutmaz, hacda daha erken gideriz der,- senedimiz varya yaşayacağımıza dair!- zekatı da az çok verir ramazanlarda.

Merak edip açıp bakmasak da, iki kuşak önceden duvara asılmış bir kuran var. Tamam, bizden kallavi müslüman yok!

Şimdi geriye dönecek olursak; karşınız böyle hep aldatılmış, peygamberini tanımayan, kurandan uzak yaşamış, müslümanız deyip sadece müslümanlık caddesinden geçmiş! Hayatını dünyaya göre dizayn etmiş bir topluma sen dur! diyeceksin

Onlar açısında bu bir nevi kurulan düzene çomak sokmaktır.

Kazığını dünyaya çakan bir topluma, sen dünya geçici diyorsun.

Yalanın hıyanetin revaç bulduğu bir topluma, sen hakkı anlatıyorsun.

Zinanın hayâsızlığın serbest olduğu bir toplumda, sen iffet diyorsun.

Çalmanın çırpmanın düzen olduğu bir toplumda, sen amme hakkı diyorsun.

Kuranın raflara kaldırıldığı, ayetlerinin okunmadığı bir toplumda, sen ayet diyorsun mülayene diyorsun.

Rüşvetin faizin kazanç olduğu bir toplumda, sen haram-helal diyorsun.

Kabiri düşünmeyip, ahireti unutmuş bir topluma, sen ölüm diyorsun, mahşer diyorsun… ve daha nicesi…

Onlar bir vadide sizler bir vadideyken bugünkü tablonun oluşmaması için hiç bir sebep yoktur.

Tablonun diğer yüzüne baktığınız zaman da, tam tersi bir resim göreceksiniz.

Hz Muhammet (sav) deyince, kaynayan çömlek gibi fokurdayan kalpler.

Dinini ilâ etmek uğruna, hayatını bir bavula sığdıranlar.

Kaçırdığı bir vakit namaz için, o gün yemek yemeyip oruç tutanlar.

Ölümü düşündükçe titreyen hüşyar kalpler.

Karıncaya dahi basmayın, onların hayat haklarına girmeyin ikazları.

Bir insanın hidayeti için, akıtılan gözyaşları.

Harama nazar etmemek için, evine hapsolan insanlar.

Zalime dur diyerek, zindanları dünyaya tercih eden gönüller.

Tablo bu kadar netken, ve bu toplum dünyasına bu kadar aşık olmuşken, sizin bu yapmak istediğiniz şeyler, bu topluma bir kaç gömlek büyük gelmesinin yanında, ilk etapta dışlana bilir, anlaşılmaya bilirsiniz.

Kendi kurdukları düzenleri adına istenmeyip, itilip kakıla bilirsiniz.

Amaa! Hakikatlerin daha bir net tebahhur etti şu günlerde, halkın vicdanlarına indiğiniz zaman, bir sorgulamanın başladığını, sizin akıttığınız gözyaşlarının, boşa gitmediğini, gönüllerdeki filizlenmenin başladığını göreceksiniz.

Izdırabınızla, ağlamalarınızla birbirinden çok ayrı olan iki vadinin arasına öyle bir köprü kurdunuz ki zannediyorum bu diriliş, dünyanın dirilişine ruh olacak Rabbimin izni ve inayetiyle.

 

Ergin BEYDAĞI