USD
5,3754
EURO
6,0779
ALTIN
214,0497

Din Eğitiminde Sevgi-Şefkat Merkezli Yaklaşım

Kur’an’ın beyanıyla en güzel örneğimiz Efendimiz (sav)’dir. Onun yolunu ve yöntemini takip etmek görevimizdir. Bu yolu takip ederek, çocuk eğitiminde bazı genel kaideleri ortaya koymaya çalışalım…

Din Eğitiminde Sevgi-Şefkat Merkezli Yaklaşım
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

İslam’da eğitim ve öğretim anlayışı nasıl olmalıdır diye bir soru sorduğumuzda şüphesiz cevabını naslarda aramalıyız.  Kur’an’ın beyanıyla en güzel örneğimiz Efendimiz (sav)’dir. Onun yolunu ve yöntemini takip etmek görevimizdir. Bu yolu takip ederek, çocuk eğitiminde bazı genel kaideleri ortaya koymaya çalışalım…

SEVGİ-ŞEFKAT MERKEZLİ YAKLAŞIM

Cahiliyede küçüklere bilhassa çocuklara sert ve haşin davranılır, değer verilmez, kaba sözlerle itilip kakılır, beddua edilirdi. Din, dil, ırk, soy, cinsiyet ayrımına tabi tutulurlardı. Yetimler horlanır, kız çocukları diri diri gömülürdü. İşte bu korkunç adetler, ahlak ve yaklaşım biçimleri İslam’ın gelişiyle kalkmış, insanlığın en masum ve en kıymetli meyvesi korumaya alınmıştır.

Kuran-ı Kerim’de doğrudan çocuktan bahseden ayetler 297; dolaylı bahseden ayetler 342’dir. Bazı ayetlerde çocuk kelimesi yerine gözaydınlığı, gözbebeği anlamına gelen “kurratu ay’un” tabiri kullanılmıştır. Kuran-ı Kerim’de üç yerde cennet çocukları “saklı veya saçılmış incilere” benzetilmiştir.

Doğan her çocuk masumdur ve Allah’ın emanetidir kaidesi, kısa sürede Müslümanlara yerleşmiştir. Bunda, Efendimiz (sav)’in engin şefkat ve merhametine bizzat şahit olmalarının etkisi büyük olmuştur şüphesiz. O (sav), öyle güzel bir örnektir ki, eşi benzeri yoktur. Allah Rasulü (sav) Kur’an’ın beyanıyla, ümmeti için ‘üsve-i hasene’ yani ‘en güzel bir örnek’tir.

“Andolsun sizin için, Allah’ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah’ı çokça zikredenler için, Allah Rasulü’nde en güzel bir örnek vardır. (Ahzab 33/21)

Kız çocuklarını diri diri toprağa gömen bir kavme karşı, kız torunu öksüz Ümame’yi omzuna alıp Medine sokaklarında dolaşarak önce örnek oldu. Bunu yaptığında O (sav), İslam Ümmetinin Peygamberi ve Devlet Lideriydi. Toplumun en değerli kişisi dini ve siyasi lideri, en değersiz kişisini (cahiliye anlayışına göre) omzuna alıp gezdirdi. Tek başına bu hareket bile o kadar çok hikmet ihtiva eder ki anlamaktan aciziz.

Çocuklarla ilgili, dünya hayatına ait tabuları yıkarken, uhrevi hayata dair çekinceleri de cevaplayan bir hayat yaşadı.

Mübarek torununu, hutbesini yarıda kesip yanına gidip kucağına aldı ve o şekilde dönüp kaldığı yerden devam etti. Gözümün nuru dediği namazına, Kur’an’ın ifadesiyle gözaydınlığı, gözbebeklerini kattı… Sahabi, O (sav)’nun kıyamında Ümamesini kucağına aldığını, rukuya eğilince bıraktığını, kalkınca tekrar kucağına aldığını gördü. Minik torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in secde anında koşup sırtına bindiklerine ve Şefkat Peygamberi dedenin secdesini onlar için uzattığına şahit oldu. Şefkatle yoğrulmuş hoşgörüsüne tanıklık etti.

İnsanlar, Yahudi komşusunun hasta çocuğunu ziyaret etmesiyle, nasıl Cennet bahçelerinde dolaşılabileceğinin sırrına erdi. Kuşu ölen, minik yavruya başsağlığına giden Nebi’yi gördüler. Çocuk yüreğindeki hüzne dokunan, O Yüreğin sevdasına canlarını feda ettiler…

En hayırlı insanı “En hayırlı kişi ailesine en çok iyilik yapan kimse” “Ümmetimin en hayırlıları ehline, ailesine en iyi davrananlardır” olarak ifade ederdi. “Küçüklerine merhamet etmeyen bizden değildir” buyuran Allah Rasulü (sav), çocuk ve torunlarını kucağına alır, dizlerine oturtur, başlarını okşar, öper koklardı. “Allah’ım sen bunlara rahmet et” diye dua ederdi.  İki Reyhanım diye iltifat ettiği torunlarını iki dizine oturturdu. Onları mübarek omzunda, sırtında taşır, “ne güzel biniciler, ne güzel süvariler” diye taltif ederdi.

Yetimlerin, öksüzlerin, kimsesizlerin kimsesiydi. Efendimiz (sav) pek çok yetim ve kimsesize de sahip çıkmıştı. O kutlu hanede öz-üvey ayrımı yapılmaksızın tüm çocuklara eşit sevgi ilgi ve şefkat gösterilmişti.

Hz. Enes (ra): “Çocuklara karşı nâsın (insanların) en müşfiki Efendimizdi” der. O (sav), Rahmet Peygamberiydi.

O’nun yüreği, sadece kendi çocuk ve torunlarına hane halkına karşı değil, tüm çocuklara karşı sevgi ve şefkatle doluydu… Bütün çocukları muhatap alır, selam verir, konuşur sohbet eder, oynar, şakalaşır, yarışırdı. Kimi zaman bazılarını, bineğine alır, ön arka terkisine oturtup gezdirirdi.

Çocukları asla azarlamaz, hoşgörülü ve yumuşak davranırdı. O kutlu hanede çocukluğu geçen Hz. Enes (ra) şöyle der: “Rasülullah (sav)’in yanında on yıl bulundum. Bana bir şey buyurup da gevşek davrandığım veya ihmal ettiğimde bir iş hususunda beni bir kere olsun ayıplamadı. Hz. Peygamber (sav)’in ev halkından biri beni ayıplayacak olsa, onlara: ‘Bırakın O’nu. O şekilde takdir edilseydi, olurdu’ derdi.” Yine bir gün bir vazife verip gönderdiğinde arkadaşlarıyla oyuna takılıp kaldı. Neden sonra yanına gelen Efendimiz (sav)’i görünce çok mahcup oldu, ancak Efendimiz (sav), O’nu azarlamadı hoş karşıladı.

Rahmet Peygamberi (sav), çocukların ağlatılmasına da asla razı olmazdı. “Çocuklarınızı ağlatmayın” buyuran, Rasülullah (sav), cemaatle namaz kıldırdığında, bebek ve çocuklar ağlamasın diye, namazı kısa tutar ve bunu ümmetine de tavsiye ederdi.

Efendimiz (sav) sevgi ve şefkatin söz ve davranışla açıkça belli edilmesini isterdi. “Sizden biri sevdiğini sevdiği kimsenin yüzüne söylesin.” Kendisi de, sevgi ve şefkatini türlü yollarla gösterir, asla gizlemezdi. Kucağına alır, başlarını, yüzlerini okşar, öperdi. Örneğimiz Efendimiz, çocuklara sevgi dolu olumlu ifadelerle isimleriyle hitap ederdi. Onlara hayır duada bulunurdu. Dua boyutlu ifadelerle sevgisini ifade ederdi.  Sevgisini en sevgili olana bağlardı. Bu aynı zamanda iyi, doğru, faziletli bir insan olmaları için bir telkindi. Güzel hasletleri özendirmeydi. Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’i sağlı sollu dizlerine oturtur, sever okşar, dua ederdi “Allah’ım Sen bunlara rahmet et.”  “Allah’ım ben bunları çok seviyorum Sen de sev.” Muhatap olduğu bütün çocuklara, güzel dualar ve temennilerde bulunduğuyla ilgili pek çok rivayet vardır. Bu aslında Efendimizin çok hassas olduğu bir davranışken, bizler maalesef bu sünneti uygulamıyoruz. Hayatımıza hayat kılmıyoruz. Oysa güzel ifadeler, hoş sözler, iyi niyetler, en müessir terbiye aracıdır.

Güzel, hoş söz ve davranışlar, aradaki bağları güçlendirir. “Ey Sa’d, hanımının ağzına koyacağın lokma sadakadır. Çocuğunun ağzına koyacağın lokma sadakadır.” Sadaka, sadakat, sıdk aynı kökten gelir.

Efendimiz (sav)’e hediye bir gerdanlık gelmişti. “Aile halkı içinden bana en sevgili olana vereceğim” dedi. Ümame’yi çağırıp kolyeyi boynuna taktı.

Hz. Fatma’yı iltifatlarla karşılar ve uğurlardı. Yanına geldiğinde ayağa kalkıp karşılar ellerinden tutup getirir yanına oturturdu. Sık sık halini hatırını sorar, bir derdi sıkıntısı olduğunu hissetse konuşur, yardımcı olur, onu rahatlatırdı.

Sevginin, şefkatin en doğal tezahürü öpücüktür. Küçük-büyük, kız-erkek her evlat öperek, sevilmeyi hak eder. Yetişkin yaşlardayken Efendimiz (sav)’in Hz. Fatma’yı başından, Hz. Ebu Bekir’in de kızı Hz. Ayşe’yi yanağından öptüğü rivayet edilir.

Ebu Hureyre anlatıyor: Rasülullah (sav) torunu Hz. Hasan’ı öpmüştü. Yanında bulunan Akra’ İbnu Hâbis bunu yadırgayarak “Benim 10 tane çocuğum var. Fakat onlardan hiçbirisini öpmedim” dedi.  Allah Rasulü (sav), O’na “Merhamet etmeyene merhamet edilmez” buyurdu.

Efendimiz (sav), çocukları sevmemeyi kalp katılığının, merhametsizliğin bir alameti, Allah’ın rahmetinden mahrum kalmanın bir sebebi olarak ifade etmiştir.

Rasülullah (sav): “Çocuklarınızı çok öpün, zira her öpücük için size Cennet’te bir derece verilir ki, iki derece arasında beşyüz yıllık mesafe vardır. Melekler öpücüklerinizi sayarlar ve defterinize sevap olarak yazarlar.”

Efendimiz (sav)’in, Allah’ın izni-inayetiyle insanlık aleminde yapmış olduğu devrimin eşi ve benzeri görülmemiştir. O (sav), kendi çocuğunu diri diri toprağa gömen cahiliye insanından, yanlışlıkla basıp telef ettiği karıncanın hukukunu soran sahabe topluluğu çıkaran bir Rahmet Peygamberi (sav)’dir.

Bugünün mü’minleri olarak bizler, tabiin devrinden seslenen İbnu Mübarek’i duymaya, anlamaya ne kadar da muhtacız. İbnu Mübarek, kardeşleriyle birlikte olduğu bir gazvede: “İçinde bulunduğumuz cihaddan daha efdal bir amel biliyor musunuz?’ diye sorar. ‘Hayır’ cevabını alınca. ‘Ben biliyorum. İffetli bir adam düşünün, ailesi çoluk çocuğu var, geceleyin kalkar, uyumakta olan çocuklarını kontrol eder, üstü açılanları örter. İşte bu kişinin ameli bizimkinden üstündür…”

Elanur Beyza

YORUMLAR






    0 YORUM