USD
5,3657
EURO
6,1299
ALTIN
211,8681

Din Eğitim ve Öğretiminde Genel İlkeler 2

İnsan iyi bildiğini, tanıdığını sever, güvenir. Kötü bildiğine ise düşman olur, kaçar, kendini korumaya çalışır.  Bilmediği tanımadığına karşı ise şüphe ve endişe duyar. Doğru bir tanıtım çok önemlidir.

Din Eğitim ve Öğretiminde Genel İlkeler 2
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

İnsan iyi bildiğini, tanıdığını sever, güvenir. Kötü bildiğine ise düşman olur, kaçar, kendini korumaya çalışır.  Bilmediği tanımadığına karşı ise şüphe ve endişe duyar. Doğru bir tanıtım çok önemlidir.

Çocuğun, Cenab-ı Hakkı, tanımadan sevmesini bekleyemeyiz. Öncelikle ebeveyninin hayatında Allah Teala’ya karşı duyulan sevgi-saygının tezahürlerine şahit olması gerekir. Allah ile ilgili ilk bilgilerin, İslama uygun doğru bilgiler olması gerekir. İlk tanıtım hatalı olursa ilk düğmenin yanlış iliklenmesi gibi arkası da yanlışlarla devam eder. Günümüzde dine, İslama karşı mesafeli veya düşmanca yaklaşımı benimsemiş bazı insanların, bu tutumlarına sebep olarak, çocukluk veya gençlik yıllarında yaşadıkları kötü tecrübelerin etkisi büyüktür. Hurafelerden arındırılmış sahih kaynaklarla beslenmiş, seviyelerine indirgenmiş, modern yöntemlerden uygun olanlardan istifade edilerek yapılacak bir eğitim-öğretim, önemlidir.

Zihin altı müktesebatı da sağlıklı bilgilerle donatılmalıdır. Duygusal dünyası beslenmelidir. Mesela: “Allah, bizi çok seviyor. Seni de çok çok seviyor.” dediğimizde fıtratı bunu olduğu gibi kabul ediyor. “Rabbim seni ne güzel yaratmış, boncuk boncuk ışıl ışıl gözlerin var. Allah’ıma şükürler olsun, iyi ki seni bana vermiş. Çok da akıllıymış yavrum, maşaallah. Allah’ım seni korusun. Allah yardımcın olsun. Allah zihin açıklığı versin.”

Yaratılan nimetleri nazara vermeli. Şu çiçekler ne de hoş kokuyor, Rabbim ne de güzel yaratmış. Şu kediciği Allah ne de şirin yaratmış. Yağan bu yağmur rahmet olacak herşeye…

Sağlıklı bir Allah inancının anlatılması çok önemli. Varlığın özü, yaratılışın ilk gerçeği imandır. Din, iman temeli üzerine bina edilmiştir. Allah’a iman dinin temelidir. Çocukluk da insan ömrünün temelinin atıldığı dönemdir.

ANTROPOMORFİST yaklaşım, “Allah, gökyüzünde oturan sakallı dede veya baba” tasavvuru. Tamamen Hristiyan öğretilerinden doğmuş bir anlayış. “Allah Baba” olgusu… Maalesef bu anlatının tezahürleri hayatta çok yaygın…

İslam ise tenzihi temel alır. “Yüce Allah, aklımıza gelen her şeyden, bildiğimiz, gördüğümüz her şeyden daha farklı, daha güzel, eşsiz, benzeri yok, çok özel vb… Okadar özel ve güzel ki, sabredeceğiz veee sürpriz olarak Cennet’te göreceğiz… Tabii önce dünyada bize hazırladığı sürprizleri fark edip, yaşamamız, mutlu ve iyi bir insan olmamız lazım.”

Küçük yaş çocuğuna şeytandan bahsetmek doğru değildir. Gereksiz bir korku sebebidir. Ancak duymuş olan çocuğu rahatlatmak gerekir, şeytan çocuklara asla yaklaşamaz, zarar veremez. Yüce Allah görevli meleklerini göndermiş tüm çocukları koruyor, diyerek güvende olduğu telkin edilmeli. Zaten şeytan çok zayıf ve güçsüz bir varlık, diyerek maniizm fikir ve duygusunun önüne geçilmeli. Çünkü zihin altında iyilik-kötülük ikilemi kurup, iyi olan Allah, kötü olan şeytan şeklinde haşa şeytana bir nevi ilahlık misyonu yükleme tehlikesi vardır. 7 ve üstü yaşlarda ise abartmadan sade bir üslupla yaratılış hadisesi ve şeytanın konumu abartılmadan, doğru bir biçimde anlatılmalıdır. İsarailiyattan arınmış doğru anlatım önemli. Ayetlerde olduğu şekliyle…

Disiplin sorunu yaşandığında başvurulan Allah, ölüm, cehennem tehditleri asla asla yapılmamalı. Allah seni yakar, taş yapar vb… Bu, çocuğa söylenen en büyük yalan, Cenab-ı Hakka atılan en büyük iftiradır.

Günah, ceza,  cehennem gibi kavramlardan asla bahsedilmemeli. Bu ifadeleri kullanan çocuklar olursa, “Bu konular çocuklarla ilgili değil. Bütün çocuklar cennet kuşudur. Allah çocukları yakmaz. Allah Teala hepimizi çok seviyor, kötülüklerden koruyor” diyerek ayrıntıya girmeden mevzu kapatılır.

8’li 9’lu yaşlarda mesuliyet, mükafat-ceza mantığı içinde bahsedilmeli. Ergenlikle mükellef olma durumuna önceden çocuk hazırlanmış olmalı. Mesela “şimdi sen çocuk olduğun için hep abdestli sayılırsın, ama şu yaşa vardığında artık namazlarını abdestli kılman gerekir” gibi… Pozitif anlatım tercih edilmeli teşvik edici müjdeleyici, ödüllerden bahsederek yaklaşılmalı.

Hz. Enes 9, 10’lu yaşlardayken, Efendimiz (sav)’in onunla diyaloğu bize yol göstericidir: “Oğulcuğum abdestini tam ve güzelce al ki, ömrün uzun olsun. Koruyucu melekler de seni sevsin ve korusun. Enes! Gusül abdesti alırken de güzelce yıkan. Saç diplerini iyice ıslat ve tenini de güzelce temizleyerek yıka. Şayet böyle yaparsan, yıkandığın yerden ayrılırken hatalardan, da arınmış olarak çıkarsın. Oğulcuğum, elinden geldiğince abdestli ol. Çünkü kim abdestli olarak ölürse ona şehitlik sevabı verilir.”

Sorular-Cevaplar: Çocuk ne zaman soru sorar? Hangi soruya hangi cevabı ister? Sağlıklı bilgilendirme, sağlıklı sorulara zemin hazırlar, o da doğru cevaplara ulaştırır. Doğru Bilgi-Doğru Soru-Doğru-Cevab…

Sorulan tuhaf, aykırı sorular çocukların bozuk kaynaklardan beslendiklerine de işaret eder. Ancak her ne olursa olsun soru soran çocuktan endişe duymamalı, “öyle deme, düşünme, sakın aklına bile gelmesin, çok günah vs…”diyerek, önünü kapatmamalı. Olabildiğince açık sade net ve güven veren bir tarzda cevap verilmelidir.

Her çocuk başlı başına bir kitaptır. Bu özel kitaba doğru yazılar ekleyebilmek için özünün ve seviyesinin iyi okunması şarttır. Yaşanan asrın gerçeklerini de gözardı etmemek ve imkanlarından faydalanmak da önemlidir.

Dilimizi asla bedduaya alıştırmamalı, bilakis dua sözcükleriyle lisanımızı güzelleştirmeliyiz. Maalesef günümüzde argo, küfür, samimiyet ifadesi olarak algılanmaya başladı. Her cümle bir küfür veya kahırlı ifadeyle başlıyor. Bazen çaresizlik hisseden insanlar, çocuklarına beddua edebiliyor. Bu yanlışlardan geç olmadan dönmek gerek. Efendimiz (sav), muhatap olduğu çocuklara duyacakları şekilde dua eder, güzel temennilerde bulunurdu. Hadis-i Şerif’te belirtildiği gibi Cenab-ı Hakkın bir icabet kabul saati vardır, beddua bu ana denk gelebilir. Ayrıca Allah’ın adını olumsuz, yanlış söylemlere karıştırmak çocuğun zihin altını kirletir, olumsuz duygu ve düşünceler uyarır. İmanlı insanlar, ağzı dualı, hoş-tatlı sözlü olmalı, çocuğa güven, emniyet, sevgi, mutluluk ve ufuk vermeli. Bedduayla dünyalarını maddi-manevi karartmamalı.

Hususiyle Allah ve Rasul (sav)’üne iman ve muhabbetini, İslamın ilke ve kaidelerini çocuklarımızın tertemiz ruhlarına layık olduğu özen ve sevgiyle yerleştirmek duamız ve amacımız olmalıdır.

Elanur Beyza

 

 

Yükleniyor...

YORUMLAR






    0 YORUM