USD
4,8080
EURO
5,5978
ALTIN
189,6267

İlk Yaratılış ve Allah’ın Görülmesi Meselesi

Genellikle ilk çocukluk dönemi somut dönem olarak bilinir. Ancak insan somut ve soyut olarak bir bütündür. Şayet ‘0-6 yaş’ karakter ve kişiliğinin temel taşlarının döşendiği dönem ise soyut kabiliyetlerinin de gelişmeye açık olması beklenip, beslenmesi gerekir.

İlk Yaratılış ve Allah’ın Görülmesi Meselesi
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Genellikle ilk çocukluk dönemi somut dönem olarak bilinir. Ancak insan somut ve soyut olarak bir bütündür. Şayet ‘0-6 yaş’ karakter ve kişiliğinin temel taşlarının döşendiği dönem ise soyut kabiliyetlerinin de gelişmeye açık olması beklenip, beslenmesi gerekir. Salt somut eğitim ve öğretim, çocuktaki soyut kabiliyetleri güdükleştirebilir hatta öldürebilir. Bu yüzden dengeli bir eğitim ve öğretim model ve metodu geliştirmek önemlidir.

Allah’a iman ve görülmesi meselesi üç temele bina edilebilir.

1-Ebeveyni başta olmak üzere tesiri olan kişilerin yapacakları minik telkinler, örnek davranışlar.

“Bizi annemizi, babamızı, güneşi, ayı, denizleri, balıkları, ağaçları, kuşları, hayvanları, meyveleri, sebzeleri her şeyi ama her şeyi bir yaratan var. Tüm bunları kim yaratmış olabilir? Tabii ki ALLAH. O bizi yarattıklarını çok seviyor. Özellikle çocukları çok seviyor, koruyor. Onlara baksın büyütsün diye anne-baba aile veriyor. Çocukları korumaları için de gözümüzle göremediğimiz özel meleklerini görevlendiriyor.”

2-Sade basit çocuk dünyasına ait temalardan faydalanarak yapılacak anlatımlar. Hikaye, kıssa, temsil, drama, vb. imkanlardan istifade edilebilir.

3-Çocuklara Allah görülmez, göremezsin demek, onların duygu ve düşünce dünyasını sarsar. Yapacağınız mantıklı açıklamaları anlamak için erken bir dönem olacağı için de boşlukta kalırlar.  Soru sorma evresinden önce, çocukların zihnine (4-5-6 yaş uygundur) Allah’ın Cennet’te görüleceği bilgisi ve duygusu yerleştirilmeli. Bu telkin ve kodlamayı alan çocuk ileri yaşlarda ‘Allah’ı neden, şimdi, bizzat görmüyorum?’ sorgulamasını yaşamaz. Bizzat zatını görmüyor olması hiç görülmeyecek olması anlamına gelmez. Bu güven ve rahatlığı ruhunun derinliklerinde hisseden bir çocuk ömür boyu sağlam bir imanın da temelini atmış olur.

İlk yaratılış, Allah’a iman ve görülmesi meselesinin anlatımı şu şekilde olabilir. Yaş grubuna göre parça parça veya bütün olarak anlatıldıktan sonra yeri geldikçe de pekiştirilmesi faydalı olur.

Yüce Allah, insanlara çok sevecekleri iki tane sürpriz hediye hazırlamış.

Çok çok eskiden uzun yıllar önce bu güzel dünyamız yoktu. İnsanlar hayvanlar bitkiler hiçbir şey daha yaratılmamıştı. Yüce Allah’ımız, ilk insan Hz. Adem’i yarattı, hemen sonra da eşi Hz. Havva’yı. Onları Cennetine koydu orada yaşamaya başladılar. Cennet akla hayale gelmeyecek kadar olağanüstü güzel bir yerdi. Allah Teala, “Her şeyden yiyip içebilirsiniz, ama şu ağacın meyvesinden yemeyin” dedi. Onlar Cennette mutlu mesut yaşarken, bir gün merak edip o meyveden tatmak istediler. Rabbimiz de Hz. Adem ve Hz. Havva’yı dünyaya göndermeye karar verdi.

Sevgili Allah’ımız, dünyayı yarattı. Üzerine de çok güzel şeyler yerleştirdi. Dağlar, kırlar, denizler, göller, nehirlerle donattı. Kuşlar, balıklar, ördekler, kuzular, koyunlar, daha pek çok hayvanla doldurdu. Ağaçlar çiçekler, meyveler, sebzeler daha neler neler…

Hz. Adem ve Hz. Havva’yı dünyaya gönderirken onlara şöyle dedi: “Size ‘İki Sürpriz’ hazırladım:

Birincisi, “Dünya Sürprizi”: Önce orada yaşamanız lazım. Dünyada size bazı görevler vereceğim sözümü dinlerseniz, çok mutlu bir hayat yaşayacaksınız. Orada çok çocuklarınız olacak. Onlarla birlikte dünyayı daha da güzelleştireceksiniz. Evet, benim sözümü dinleyip aklınızı ve kalbinizi güzel kullanıp, dünyadaki diğer canlıları yöneteceksiniz. Namaz kılacak, oruç tutacaksınız bana ibadet edeceksiniz. Çok çalışacaksınız, güzel ahlaklı olacaksınız. Herkesle güzel geçineceksiniz. Size hediye ettiğim Dünya Sürprizine zarar vermeyeceksiniz.  Ben de sizi ödüllendireceğim. Sizi Cennet’ime alıp sonsuza kadar mutlu yaşatacağım.  İşte ikinci sürprizim de bu “Cennet Sürprizi” olacak. Hadi bakalım şimdi dünyaya gidin” diyerek Hz. Adem ve Hz. Havva’yı dünyaya gönderdi.

Onlar gelmeden önce yeryüzünde her şey vardı, ama hiç insan yoktu. İkisinin çok sayıda çocukları oldu. Dünya şenlendi. Bitkiler, hayvanlar, dağlar, taşlar bile çok sevindi. Yeryüzü kısa sürede insanlarla doldu. Köyler şehirler kuruldu. Hz. Adem çocuklarına hep görevlerini hatırlattı. Hz. Adem insanoğlunun hem babası hem de ilk peygamberiydi. Peygamberler Allah’ın emirlerini insanlara öğretir. Hz. Adem de insanlara hep iyi ve güzel şeyler öğretti. Allah’ın tek, bir olduğunu; hepimizi her şeyi Yüce Allah’ın yarattığını; sonunda O’na döneceğimizi anlattı. Akıllarını kalplerini nasıl doğru şekilde kullanacaklarını gösterdi.

Allah emirlerini, Cebrail meleğini göndererek Hz. Adem’e haber veriyordu. Ömrü boyunca Yüce Allah’ın emirlerini insanlara bir bir anlattı, onları doğru yola çağırdı. Daha sonra vefat etti.

Hz. Adem, ilk yaratılan insan tüm insanların babası eşi Hz. Havva’da annesi sayılır. Bu yüzden biz Adem Babamız, Havva Anamız deriz.

O günden bugüne Allah’ın insanlara yeryüzünde verdiği nimetler hep devam etti. Dünyada hep birbirimizi sevip mutlu etmemiz için anne-baba, dede-nine, teyze-hala, dayı-amca gibi akrabalar verdi. Oyunlar oynayıp eğlenmemiz için arkadaşlar verdi. Evimizi, okulumuzu, öğretmenlerimizi verdi.  Pastalar, çikolatalar, meyveler ve pek çok lezzetli yiyecekler verdi. Güzel kıyafetler, sevimli hayvanlar verdi. Say say bitmez. O kadar çok sürpriz hazırlamış ki… saymakla bitmez. Eğer aklımızı ve kalbimizi düzgün kullanabilirsek, Allah’ımızın koyduğu kurallara uyarsak, dünyada bizi bekleyen sürprizler çoğalır, hep mutlu ve başarılı oluruz.

İkincisi, “Cennet Sürprizi”: Yüce Allah’ın insanlar için hazırladığı ikinci sürpriz hediyesi de cennettir. Aklını ve kalbini en güzel şekilde kullanmayı öğrenen çocuklar, dünyadaki sürprizlerle yaşayarak büyüyecek, anne baba olacak. Onların da çocukları olacak. Çok çok uzun yıllar, mutlu yaşayacak. İyi ve güzel davranan insanlar olacak. Yaşlanacak, sonra Allah cennetine götürecek, orada sevdikleriyle yaşamaya devam edecek. Orası dünyadan çok daha güzel bir yer. İnsanlar sonsuza kadar mutlu bir şekilde cennette yaşayacak. EN BÜYÜK SÜRPRİZ, BİZİ ORADA BEKLİYOR. GÜZEL ALLAHIMIZI CENNETTE GÖREBİLECEĞİZ… Cennetteki en güzel, en mutluluk veren nimet bu olacak.

Ama cennete gitmek için acele etmemeli sabırlı olmalıyız. Kendimiz gidemeyiz. Allah ne zaman isterse bizi oraya alacaktır. Şu anda yaşadığımız dünya bizim için sürprizlerle dolu, önce onları bitirmemiz gerekir. Bu yüzden dünya sürprizimizi dolu dolu yaşamak çok önemli.

Güzel ahlaklı, düzgün davranışlı, çalışkan insanlar olalım. Kimseyle kavga etmeyelim. Her şeyimizi başkalarıyla paylaşalım. Merhametli olalım. Birbirimize yardımcı olalım. Kimseyi üzmeyelim. Allah’ımıza teşekkür edelim. Ki dünya sürprizini yaşarken de cennet sürprizini yaşarken de mutlu olalım.”

Elanur Beyza

YORUMLAR






    0 YORUM