USD
4,8080
EURO
5,5978
ALTIN
189,6267

İşkence Dosyası 14

Meşhurdur ki “Türk milleti tarih yapmaktan, tarih yazmaya fırsat bulamamış.” derler. Bu safsatanın ardında hangi ham zihniyet ve garip fikrî alt yapı vardır bilinmez. Sonuçta bizim boş bıraktığımız sahayı başkaları doldurmuş ve referans kitapları hep onların dünyasının yamaçlarında açan güller olmuş. Tabi yaprakları onlara, dikenleri de bizlere.

İşkence Dosyası 14
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Meşhurdur ki “Türk milleti tarih yapmaktan, tarih yazmaya fırsat bulamamış.” derler. Bu safsatanın ardında hangi ham zihniyet ve garip fikrî alt yapı vardır bilinmez. Sonuçta bizim boş bıraktığımız sahayı başkaları doldurmuş ve referans kitapları hep onların dünyasının yamaçlarında açan güller olmuş. Tabi yaprakları onlara, dikenleri de bizlere.

Bugün de o soylu milletin şanlı evlatları(?) tarih yapmakta, ne var ki yazmaya vakit bulamamak değil, bilakis bunu yazmamaktadır. Hatta yazılmasına da rıza göstermemektedir. Nasıl mı?

Nasıl yazacaklar ki? Kendi kirli hesaplarını tutturma adına seneler önce hedefe aldıkları insanlara neler ettiler ve şu anda da neler etmekteler. Evinden alınıp kafasına sıkılanlar, kafasına sıkıldığı halde ailelerine “Konuşmayacaksınız!” denenler, yol üstünde kaçırılıp haber alınamayanlar, metruk ve gizli mekânlarda ya da ormanlarda işkence edilenler, gözaltında darp ve eziyete maruz kalanlar, apar topar değiştirilip hükumet hizmetine uygun hale getirilen gardiyan ve polis kadroları marifetiyle ceza evlerinde kamerasız odalara çektirilip inletilenler, alenen dövülenler, dayaktan öldü sanılıp çöplüğe atılanlar ve sâire…

Ne zaman, Halk Fırkası’nın karanlık eyyamında bir bitli piyadenin general forsuyla gezdiği demlerde değil, uzay çağında, yirmi birinci yüzyılda, 2018’de…

İşin garibi, meselenin boyutunu Brezilya, Amerika, Almanya biliyor; Türkiye bilmiyor. Bilenler de ya memnuniyetten ya da çaresizlikten susuyor.

Yazılacak çok şey var; lakin Türkiye’de işkence bilfiil devam ettiği için yaşanmakta olanları yazmamızın; içerideki mağdurları daha fazla sıkıntıya sokacağından endişe ediyoruz ve bu nedenle, ileride yazmak üzere bu mütevazi yazı dizisini noktalıyoruz. Ve şunu ifade etmek istiyoruz ki yapılanlar kimisinin muvazenesini bozsa da pek çoğunun iradesini kamçıladı. Dört duvar arasındaki iniltiler, suçsuz olmanın verdiği vicdânî rahatlıkla sükun buldu.

Zalimleri Allah’ın adaletine ve mazlumları da yine onun merhametine havale edip bu bahsi bahar eyyamında açmak üzere kapatıyoruz.

Hazreti Hakkı lisanıyla diyelim:

“Hak şerleri hayr eyler

Zannetme ki gayreyler

Arif anı seyreyler

Mevlam görelim neyler

Neylerse güzel eyler”

 

Ha dediği hân olur

Sahrâlar bostân olur

Zindan gülistân olur

Mevlam görelim neyler

Neylerse güzel eyler

 

Varsın ezâ etsinler

Hapisler atsınlar

Günü gelir, batsınlar

Mevlam görelim neyler

Neylerse güzel eyler

 

Aşkı kalbde cân eder

Vâsıl-ı cânân eder

Yûsuf’u sultân eder

Mevlam görelim neyler

Neylerse güzel eyler

 

Bırak dostlar cevretsin

Mahbusları inletsin

Bunca zulmü ketmetsin

Mevlam görelim neyler

Neylerse güzel eyler

M. Lütfi DOĞAN

YORUMLAR






    0 YORUM