Zamane Fıkraları 25

Zamane Fıkraları 25

26 Şubat 2018 0 Yazar: Kerem Umar

Geçen gün annem geldi memleketten. Çantasında haberlerle. Kimler kimler haber yollamamış ki:

Babam yine haber yollamış, “Gelsin Türkiye’ye, yatsın biraz , sonra çıkar!” dedim niye? Cevap yok. Neymiş, yatıp aklanacakmışım. Bir zamanlar karakolda kendisini haksız yere hortumla döven vahşi polisi çarşıda arabasıyla yakalayınca herifi ezmekle ezmemek arasında git-gel yaşayan kendisi değilmiş gibi, haksızlığa maruz kalacağımı bildiği halde beni yurda davet ediyor. Güler misin ağlar mısın? Ne komik hallere düştük.

Komşumuz Saliha Teyze de Köroğlu’nun kocakarısına dönmüş, iyi mi? Kadın çeşmeden su doldururken Köroğlu da bir tas su içmek için sıra beklemiş. Kadıncağız dolan kovaları caggıla takıp kaldırırken “Köroğlu’nun ocağı yıkıla!” demesin mi? Köroğlu’nda şafak atmış. Teyze bu adam sana ne etti?” deyince “Valla oğul ne bileyim? Tanımam, etmem. Milletten duya duya bende böyle der oldum.” buyurmuş. Hay ağzı şeker şerbet yiyesice… Bizim komşu da anneme öyle demiş: “Komşu önceleri biz de inanmıyorduk. Lakin baksana, herkes aynı şeyi söylüyor. İster istemez biz de inanır olduk…” Ne diyelim, “İnananlara müjdeler olsun!”J

Teyzem zaten olayı çözmüş. Yahu abla, bizim oğlan ne bilsin, her şeyi üsttekiler ayarlamış. Onun bir şeyden haberi yok.” Ah teyze ah, otuz senede bir şeyden haberim olmadıysa ne denli derin bir yapının kurbanı olmuşum. Kurban olim, bana dua et de kurtulup doğru yolu bulayım.

***

Dün gurbet elde bir dertliyle halleştim. Şirketine çökmüşler, apartmanına konmuşlar. Hepsi bir yana da ona en çok koyan, eski dostlarının(?) ve akrabalarının vefasızlığı olmuş. Araya araya bazı solcu ve alevi dostları aramış. Bunca yemeğini yiyen, misafir olan, beraber namaz kıldıkları ise bırakın arayıp sormayı, “Oh olsun!” diyenini mi ararsınız, haksız yere ihbar edenini mi… Adam gözleri büyüye büyüye dedi ki: “Gardaşım sünninin yanında aleviye, sağcının yanında solcuya kurban olayım. Beni bir tek onlar arayıp sordu.

Zaten bu amcayı asıl üzen de çökülen mallarıyla alakalı olarak yandaşlar için açılan ihalede metrukatına akrabalarının çökmesiydi. Ülkeyi ne hale getirdiler.

***

“Herkes gider Mersin’e, biz gideriz tersine. “ derlerdi bir zamanlar. Şimdi birde Mersin’de tersine gidenler türedi. Neymiş efendim, hapse atılanların darda kalan ailelerine yardım etmek için bazı bayanlar içli köfte yapıp satmışlar. E tabi efendim “Olur böyle hatalar!” demeyin. Bazı kanı bozuk polisler de yakalar tabi. Gerçi ne yapsınlar. Dırlıyorlarsa tasmalarını ellerinde tutanlardan kaynaklanıyor. Yahu şu memlekette ben şerefimle yaşamayı tercih ederim deyip mesleğini terk eden üç beş şerefli memur çıksa ne olurdu…

Geçen gün, elçiliklerimizin fişleme, fırsat olsa dişleme faaliyetleri neticesinde pasaportundan olan bir vatandaş, Birleşmiş Milletler’in kapısına dayanmış. Kuyrukta beklerken siyahi bir kardeş ona demiş ki: “Hayrola? Türkler’in burada ne işi var? Sizde de mi problem var?” Tabi bizimki diyememiş, “Vatan havası solumada Gürcü’den bize sıra gelmiyor!” diye.:))

Kerem UMAR