EY DİKTATÖR, SON ANKARA SAVAŞI’NI KAZANAMAYACAKSIN

EY DİKTATÖR, SON ANKARA SAVAŞI’NI KAZANAMAYACAKSIN

9 Mart 2018 0 Yazar: Salih Gülen

Akın, cehalete karşı yapılacaksa, mutlaka bilge hanlara ihtiyaç var. Bileği ve yüreği ile dimdik duran bütün Ömerlere selam olsun…

Sene 1402…

Osmanlıların kısa zamanda Anadolu’da birliği kurmaları ile Batı’da ve Doğu’da büyüyen iki ayrı Türk devleti için beklenen karşılaşma Çubuk Ovası’nda gerçekleşir.

Netice malumunuzdur.

Osmanlı tarihinde ilk ve son defa bir padişah savaşta esir düşer, esarette ruhunu teslim eder. Anadolu’da birlik, imamesi kopmuş tespih gibi darmadağın olur.

Neredeyse bütün beylikler yeniden kurulmuştur. Artık herkes küçük olsun da benim olsun derdine düşmüştür. Kum fırtınasında kalmış gibi her yan toz duman… Bir sel afetinde kalmış gibi her yan darmadağın.

Kuzeyde güneyde, doğuda, batıda değişmez manzara.

Yıldırım Bayezid’in şehzadeleri ise saltanat derdiyle girerler birbirlerine…

Bu keşmekeş içinde dikkate şayan bir tek şey vardır belki: Rumeli…

Rumeli, Anadolu’daki kaosa inat, bir dağ gibi durur Osmanlı’nın yanında.

Bizans, fırsattan istifade, Selanik’e saldırmasa, neredeyse ayrılan yer olmaz. Ne kimse yeniden yeni maceralara girme taraftarıdır, ne de fırsat bu fırsat deyip bağımsızlık derdinde.

Gönüller fethedilmiştir. Gönüller öyle fethedilmiştir ki adeta gönül borcu taşıyan o topraklar Osmanlı’nın sapasağlam arkasında duruvermiştir. Anadolu toz duman, Rumeli süt liman…

Anadolu’daki kargaşanın bir benzerinin Rumeli’de yaşandığını tahayyül edersek 20. yüzyılın başlarında değil daha 1402’lerde göçüverecektir Osmanlı.

Şimdi durduk yere Ankara Savaşı nereden çıktı demeyin dostlar.

Ankara Savaşları hiç bitmez. Hele de bugünlerde. Hani dindar (!) görünümlü iktidarla Anadolu, 1402’deki gibi keşmekeş içindeyken.

Anadolu’da huzur yitik, hukuk dediğin kalın kitapların yazmadığını bile suç görecek kadar alçalmış, adaletin adı sadece yüksek binaların dışında kalmış. Zulüm, bitmeyen pahalılık gibi her yeri sarmış.

Hani savaşta bile güvenli bir yer olur, değil mi?

Bugün 36-42° Kuzey paralelleri, 26-45° Doğu meridyenleri içinde güvenli bir tek köy bile yok.

Muhalifsen, hele de Erdoğan gibi zalim bir diktatöre biat etmemişsen, bir de bir davaya inanmışsan, sana Anadolu’da güven yok işte. Ya bir SS arar seni,  ya bir münafık peşine düşer ya da gammazlayacak bir harami bulunur.

Anadolu bugün 1402’deki gibi.

Peki Rumeli, yani Batı, yani Avrupa nasıl?

Hristiyan ülkeler… Hani bizi hep “kıskanan” (!) hasbelkader zengin olmuş, “Haçlı” ruhlu Batı… Onlar nasıl görüyor sizi?

Orada da bankaya hesap açtın, çocukları okula gönderdin, cebinden 1 dolar çıktı, sendikaya üye oldun, dergiye abone, evinde kitap bulundu, telefonuna uygulama indirdin diye “Silahlı terör örgütü üyesi” görürler mi insanları?

Gariban öğrenciler eğitim görsün diye yahut fukara ile ekmeğini paylaşmak için verdiğin üç kuruşu “terörün finansmanı” suçuna dahil ederler mi?

Haftada bir gün, dostlarınla bir araya gelerek yaptığın bir dinî sohbeti, “Anayasal düzeni yıkma” olarak anlarlar mı?

Cevabı belli…

Hatta bir de ülkelerini açarlar, iltica etmeniz için. Sığınma hakkı tanırlar, oturum verirler, geçinmenizi sağlayacak parayı insana yakışır üslupta verirler, ev tutarlar, çocuklarınızı okuturlar, sağlık giderlerinizi karşılarlar vs. vs.

Akademik titrler arkasından birileri, bugün bir şeyleri eleştirdiğini sanıyor. Kült-mült diyenler, şeffaflık öğütleri lütfedenler, yeniden yapılanma nasihatleri verenlere bir tek şey söylenir.

Hizmet Hareketi, bugün Batı’da kabul görüyorsa, bunca zamandır yaptığı düzgün işler sayesindedir.

Ve bugün kendi yurdunuz Ankara Savaşı’nı kaybetmiş Anadolu gibi keşmekeş içindeyken, Batı sapasağlam arkanızdaysa, sizin kim olduğunuzu bildiği içindir.

Sermayesi insan olan her harekette elbet, sigaya çekilecek hususlar, daha iyisinin nasıl yapılacağı konuşulacak şeyler olabilir.

Lakin kimse kusura bakmasın, zulmün arşa dayandığı zamanlardayız. Hizmet’in içinden Hizmet’e akıl verenlere baktıkça Fetret Devri’nden istifade etmek isteyen Bizans İmparatoru Manuel’i görür gibi oluyorum.

Merak etmeyin, Ankara Savaşı, Osmanlı’ya çok şey öğretti ve sonrasında nice fetihler yaşandı, bütün kayıplar geri yerine kondu. Manueller sadece avcunu yaladı.

Son Ankara Savaşı’nın galibi de mazlumlar olacak, sonunda son diktatör devrilince, yandaşları da o enkazın altında kalacak.

O zaman iki şeyi unutmayacağız: bir, Rumeli gibi dimdik duranları; iki, zalimin kılıcını yalayanları.

Anadolu bir büyük zelzelenin ardından yeniden ayağa kalkacak dostlar.

Tarih şahit olsun. Görün bakın nasıl tekerrür ediyor.

Salih GÜLEN