Şehitlik nedir, kimlere şehit denir?

Şehitlik nedir, kimlere şehit denir?

9 Mart 2018 0 Yazar: M. Ali Mısırlı

Şehit, Allah yolunda canını feda eden Müslüman kişidir. Kur’ân-ı Kerim’de şehitliğin önemine ve Allah katındaki değerine şöyle dikkat çekilir:

“Allah yolunda öldürülenler hakkında “ölü” demeyin. Bilakis, onlar diridirler, fakat siz bunun farkında değilsiniz.” (Bakara Sûresi, 154); “Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü zannetme! Bilakis onlar hayatta olup, Rablerinin katında yaşarlar, rızıklanırlar.” (Âl-i İmrân Sûresi, 169); “…Allah yolunda öldürülenler var ya, Allah onların yaptıklarını asla zayi etmeyecek, boşa çıkarmayacaktır. Allah onları doğru yola iletir ve onların hallerini düzeltir. Onları, kendilerine tanıtmış olduğu cennetine alır.” (Muhammed Sûresi, 4-6)

Bunun yanında bazı ayetlerde Allah katında şehitlerin derecesinin peygamberler ve sıddıklardan sonra geldiği ifade edilir. (Bkz. Nisâ Sûresi, 69) Çünkü onlar dünya hayatlarını hak yolda feda etmişlerdir. Hak yolun hatırı ve üstünlüğü için herkesin tutkun olduğu dünya hayatından geçmişlerdir.

EY BU KABRİN SAHİBİ!

Ömrü boyunca şehitliği arzu eden Hz. Ömer bir gün hutbede önce peygamberliği anlatır sonra da Efendimiz’i (sallallâhu aleyhi ve sellem) yüce ve yüksek vasıflarıyla yâd eder. Peşinden tatlı bir reveransla Efendimiz’in mübarek kabr-i şeriflerine döner ve şöyle der: “Ey bu kabrin sahibi ne mutlu Sana!”

Bu sefer Hz. Ebû Bekir’den ve sadakatinden bahis açar. Mevzuu derin derin tahlil eder ve sonra Hz. Ebû Bekir’in kabrine dönerek ona da aynı eda ve aynı tonda, “Sana da ne mutlu ey şu kabrin sahibi!” diye seslenir.

Neden sonra şehitlik bahsini açar. Bu konuyu da yeterince anlatınca kendine döner ve “Nerede şehitlik, nerede sen ya Ömer!” der. Ardından ümit dolu sözlerle şöyle haykırır: “Sana imanı nasip eden ve seni hicretle şereflendiren Allah (celle celâluhu) şehitliği de lütfeder…”

HZ. ÖMER ŞEHİTLİĞİ ARZULUYOR

Büyük halife Hz. Ömer hayatı boyunca iştiyakla hep şehitliği arzu eder ve Cenâb-ı Hak da (celle celâluhu) ona, bunu en yüksek şekliyle nasip buyurur. Bir sabah namazı vakti talihsiz ve uğursuz bir acem kölenin hain hançeri sinesine saplanır ve onu şehit eder. Hz. Ömer’in duası kabul olur ve Hakk’a elinde şehadet kâsesiyle yürür.

Peygamber Efendimiz’in (s.a.s.) ifadelerinden şehidin acı çekmeden öldüğü, kanının ilk damlası yere düştüğü anda kul hakları dışında bütün günahlarının affedildiği, kabir azabı çekmeyeceği, cennetteki makamını göreceği, akrabalarından yetmiş kişiye şefaat edebileceği, cennete ilk girenlerden olacağı ve dünyaya dönüp tekrar şehit oluncaya kadar Allah’ın dinini yüceltmek isteyeceği anlaşılmaktadır. (Buhârî, Cihad, 6)

YATAĞINDA BİLE ÖLSE!

İnsanı aziz kılan, yürüdüğü mukaddes yol veya kendini feda ettiği yüksek ideallerdir. Kur’ân’ın “fî sebîlillah” olarak belirttiği “Allah’ın rızasına götüren yol”da yürümek ve bu yolda canı, Canan’a feda etmek aşkın bir fedakârlıktır. Bunun için Cenab-ı Hak kendi yolunda ömür tüketip hayatlarını bağışlayanları sıradan kullara göre çok özel iltifatlarla ağırlayacak ve onları aziz eyleyecektir.

Resûlullah Efendimiz (s.a.s.), “Kim Allah’tan ihlâsla samimi olarak şehit olmayı dilerse, yatağında bile ölse Allah onu şehitler makamına ulaştırır.” (Müslim, İmâret, 157) buyurur.

Bu vesile ile vatan için toprağa düşen bütün şehitlerimize Rabbimizden rahmet ve mağfiret, yakınlarına da sabırlar dileriz.

SÖZÜN ÖZÜ

  1. Şehit, canını Allah yolunda feda eden kişidir.
  2. Allah, şehitlere ahirette sürpriz lütuflar hazırlamıştır.
  3. Bir insan şehit olmayı arzularsa Allah onu şehitler makamına ulaştırır.

M. Ali MISIRLI