USD
6,3480
EURO
7,4231
ALTIN
245,5503

FERDİ VE TOPLUMSAL HASTALIK DOYUMSUZLUK (2)

*DOĞRU ÖRNEK OLMA Evlatlarımızı, hayra ve doğruya davet ederken bizim de bunlara amade bir hayatımız olması gerekir. “Ailene ve ümmetine namaz kılmalarını emret, kendin de namaza devam et!” (Ta-ha 20/132) buyurur, Cenab-ı Hak. İman ehli  olmalarını istiyorsak, önce biz imanlı insanlara yakışır hassasiyette yaşamalı, sevgi ve saygılarını kazanmalıyız. Nazarlarında küçük düşecek hallerden sakınmalıyız. İbadet ehli olmalarını […]

FERDİ VE TOPLUMSAL HASTALIK DOYUMSUZLUK (2)
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

*DOĞRU ÖRNEK OLMA

Evlatlarımızı, hayra ve doğruya davet ederken bizim de bunlara amade bir hayatımız olması gerekir. “Ailene ve ümmetine namaz kılmalarını emret, kendin de namaza devam et!” (Ta-ha 20/132) buyurur, Cenab-ı Hak. İman ehli  olmalarını istiyorsak, önce biz imanlı insanlara yakışır hassasiyette yaşamalı, sevgi ve saygılarını kazanmalıyız. Nazarlarında küçük düşecek hallerden sakınmalıyız. İbadet ehli olmalarını istiyorsak, evlerimiz mabed havasında olmalı. Görecekleri şekilde ibadetlerimizi yapmalı, dualarımızı, tesbihlerimizi, K.K. tilavetlerimizi zaman zaman sesli yaparak duymalarını sağlamalıyız. Efen.(sav)’in yapmış olduğu dualar sesli yaptığı için bize ulaşmıştır. Birçoğunu aile efradı rivayet etmiştir. Birlikte ibadet ve yaşamın getirileridir. Kendi heva heveslerinin zebunu olan kimseler evlatlarına güzel örnek olamazlar. Yetişkin olmak sorun çözme kabiliyetine sahip olmayı gerektirir. Henüz kendisi sorun üreten bir yetişkinin, çocuğunu doğru yetiştirmesi beklenmez. Aile içinde aşırı harcama yapan, parayı yönetemeyen, bu yüzden tartışmalara sebep olan bir ebeveynin çocuğuna iktisadı, küçük şeylerle mutlu olabilmeyi, şükür ahlakını öğretmesi beklenemez.

*KANAAT ETMEK-İSRAFTAN KAÇINMAK

Nefis eğitimi almayan kişi, tüm dünyayı ele geçirse de doymaz. Bir vadi dolusu altını, malı olsa, ikinci vadiyi ister. Üçüncü, dördüncü, beşinci, altıncıyı… elde etse bu sefer de onu koruma hırsı, kaybetme korkusu dengesini bozar. Bu halden korunmanın yegane çaresi kanaattir. Allah Rasulü(sav)’in beyan ettiği gibi, “Kanaat, hiç tükenmeyen bir hazinedir.” “Zenginlik mal çokluğuyla değildir. Bilakis zenginlik göz tokluğuyladır” buyurur yine Efendimiz(sav). Kanaat tembellik değildir. Kanaat eden kimse, zannedildiğinin aksine az ile yetinip çalışmaktan kaçan kimse değildir. Kanaatkar insan, çok yemek, çok harcamak için çalışmaz. Sadece lüks ve konforu düşünmez. Asıl hedefi, yaşamak için değil yaşatmak için çalışmak, kazanmaktır. O çok çalışır, ihtiyacı kadar harcar. Gerektiğinde az ile yetinmesini bilir. Fazlasını ise Rabb’inin rızâsını kazanma yolunda harcar. Paylaşır, paylaştıkça çoğalır, insanlık yolunda bir adım daha ileriye gider.

Mümin, Allah yolunda hizmet etmek için çok çalışır çok çalışmalıdır. Bir insanın kendisi için haddinden fazla harcama yapmasına cömertlik denmez.  Cömert, nefsi için aza kanaat eden, fakat başkalarına hayır ve hizmette doymayan, usanmayan insandır. Allah’ı seven sayan müminler cennete girene dek hizmete, hayra doymazlar. Allah Rasulü şöyle buyurur: “Ey âdemoğlu! Eğer fazla malını Allah yolunda harcarsan bu senin için daha hayırlıdır, kendine saklarsan senin için zararlıdır. Kefâf (yeterli miktar) sebebiyle levm edilmezsin. (Harcamaya), bakımları üzerinde olanlardan başla. Üstteki el (veren el), alttaki elden (alan elden) daha hayırlıdır.”

Kanaatsız insanın gözü dünya malı ile doymaz demiştik. Bu kimse önce mal edinme derdiyle yanar. Sonra mal için şeref ve haysiyeti dahil, pek çok şeyini feda eder. İzzetini yitirebilir, rezil rüsvay olabilir… Kanaatkar insan, izzetli olur. İktisat ve kanaat insanı dilencilik, beklenti içinde olma zilletinden kurtarır. Hak katında ve halk içinde rezil olmaktan korur. Efendimiz(sav): “Kanaat eden aziz olur. Tamah eden zillete düşer” buyurur.

Kur’an-ı Kerim’de  “İzzet, ancak Allah’a, Rasulüne, ve müminlere mahsustur.” (Münafikun 63/8)

“Yiyin, için ancak israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (A’raf-31)

İktisad, kanaatı; israf, kanaatsizliği ve doyumsuzluğu netice verir. İsraf, doyumsuzluk şükre zıddır, nimeti küçümsemedir. İsraf ve doyumsuzluluk hırsı ortaya çıkarır. Hırs, ihlası kırar. Allah için yaşama duygu düşüncesi, riyakar, başkaları için, desinler diye  yaşama düşüncesine dönüşür. İktisat nimete karşı karlı bir ihtiramdır, saygıdır. Allah, nimetlerine mukabil beşerden şükür istiyor.

*HAMD-ŞÜKÜR

Hamd, övgü; Şükür, teşekkürdür. Cenab-ı Haktan gelen nimetlere karşı teşekkür eder şükranlarımızı sunarız.

“O gizli-açık nimetlerini bol bol size ihsan etmiştir.” (Lokman 31/20)

“Allah’ın nimetlerini saymaya kalksanız da saymakla bitiremezsiniz.” (İbrahim 14/34)

Bu sonsuz nimetler karşısında Kur’an-ı Kerim’de “Kullarımın pek azı şükrediyor” “Ne de az şükrediyorsunuz” itabı çok geçer.   Allah Teala’nın sonsuz nimetleri karşısında nankör olmayıp şükür ehli olmamız çok önemli. Hakiki fakirlik, hakiki yokluk, Cenab-ı Hakk’ın nimetlerine karşı şükür ve şuur yokluğudur. Kendisine nasip olan nimetlerin kadrini kıymetini bilemeyen o nimetleri de kaybeder. “…Eğer şükrederseniz arttırırım, ama nankörlük ederseniz haberiniz olsun ki azabım pek şiddetlidir.” (İbrahim 14/7)

Şükür, aşırı beklentiye girmeye engeldir. Aslında insan, kendisine verilen nimetlerin çokluğunu görüp, başına gelen musibetlerin azlığının farkına varabilse, çok daha huzurlu ve mutlu olacaktır. Elindekilerin kıymet ve değerini daha iyi anlayacaktır. Şüphesiz insanın üzerinde ki nimetler elde edemediği nimetlerden çok daha fazladır. Saymakla bitmez. Elinde olmayanlara takılmak, sürekli beklenti içinde yaşamak, insanı tüketir. Elindekinin kıymetini bilmeyen, itminana eremez, mutlu da olamaz. Dünya işlerinde altımıza, ahiret işlerinde üstümüze bakmak gerekir. Allah Rasulü(sav)’nün ümmetine tavsiyesidir: “Sizden biri, dünyalık imkanlar itibariyle kendisinden üstün olana bakınca, nazarını bir de kendisinden aşağıda olana çevirsin. Böyle yapmak, Allah’ın üzerinizdeki nimetini küçük görmemeniz için gereklidir.”

*HAYIRLI-FAYDALI İNSAN, MUTLU İNSAN YETİŞTİRME

Mutluluk tek başına yaşanacak bir duygu değildir. Hem kendisini ve hem başkalarını mutlu etmeye çalışan insan ancak gerçek anlamda mutlu olabilir. MUTLULUK DA MUTSUZLUK DA BULAŞICIDIR. Çocuklara, başkalarının mutluluğundan haz almayı öğretmeliyiz. Zaten çocuk ve mutluluk yanyana  kullanıldığında inanılmaz uyumlu olan iki kelimedir. Hayırlı, faydalı insan olma hedefiyle çocuk yetiştirebilmek çok önemli.

Kendisine verilenlerin farkında olarak yaşadığı hayattan lezzet almak için Efendimiz(sav)’e kulak vermemiz gerekir: “Herhangi biriniz, canı-malı emniyette, vücudu sıhatte, bir de günlük yiyeceği elinde olarak sabahı ederse bütün dünya kendine verilmiş demektir.” “İslâm hidayeti nasip edilen ve yeterli miktarda maişeti olup, buna kanaat edene ne mutlu!” Kur’an-ı Kerim’de onlarca ayette açıkça ifade edildiği gibi, hakiki mutluluk, ebedi mutluluktur. Cennetlik kullar kurtuluşa eren kullar hakiki mutluluğa kavuşurlar.

“Mutlu olanlar ise cennettedirler. Orada gökler ve yer durdukça duracaklar, ancak Rabbinin diledikleri başka. (Bu) ardı arkası kesilmeyen bir ihsan olacak“ (Hud 11/108)

“Yüzler de var ki, o gün nimetle mutludur.” (Gaşiye 88/8)

Dünyadaki mutluluklar fani ve geçicidir. Bu geçici mutluluklar peşinde tüm ömür sermayesini harcayan insanın, ebedi mutluluk için de çaba harcaması beklenir. “Allah, dilediği kimseye rızkı genişletir de, daraltır da. O inkarcılar ise dünya hayatı ile sevinmekteler. Halbuki dünya hayatı, ahiret hayatının yanında bir yol azığından ibarettir.” (Ra’d 13/26)

Dünya ve ahiret mutluluğunu yakalayabilmenin sırrı Rıza-ı İlahi’den geçer. İman edip Salih ameller işleyen, “helal dairesi keyfe kafidir, harama girmeye lüzum yoktur” diyerek haram-helal sınırlarını aşmayan, ibadetlerini yerine getiren, güzel ahlaklı, erdemli insanlar mutlu olur. “Onlar ki, iman etmişler ve salih ameller işlemişlerdir, ne mutlu onlara, varacakları yer de ne güzeldir!” (Ra’d 13/29)

“EY GÖNÜL HUZURUNA ERMİŞ RUH! SEN RABBİNDEN RAZI, O SENDEN RAZI OLARAK DÖN RABBİNE! SEN DE KATIL HAS KULLARIMIN İÇİNE, GİR CENNETİME!” (FECR 89/28)

Elanur Beyza

Yükleniyor...

YORUMLAR






    0 YORUM