USD
5,3614
EURO
6,1259
ALTIN
211,7432

Halime öğretmenin hikayesi

Ailesiyle tanışıklığım 1990’a varıyor. Halim Selim, kendi halinde bir aile. Babası diyanet görevlisi. Yıllarca iman ve Kuran hizmetini mütevazı camisinde yaptıktan sonra emekli oldu. Kader, erken yaşlarında onu çocuklarından ayırdı. “Çocuklarından ayırdı” diyorum, çünkü gerçek hayatın yaşandığı yer olan ahiret diyarına göçtü. Orada ne evlad u iyal, ne de dünyadakilerden firak var. Orası kavuşma mekanı. Rahmet-i Rahman’a visalin tahakkuk ettiği saadet dünyası.

Halime öğretmenin hikayesi
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Geride kalanların firakı elbette ki çok acı çektiriyor. En küçük kızları Halime İngilizce öğretmenliğini bitirdi. Diğer çocuklar ise, babalarından aldıkları tevcih ve iştiyakla ilahiyatçı olmayı yeğlediler.

Halime İngilizce öğretmenliğini bitirir bitirmez bir eğitim kurumunda çalışmaya başlar. Devir ahir devirdir. Belalar üstüste gelmiş, babalarının yokluğu, kardeşlerin birbirinden müfarakatına bir de tevkifler eklenmiştir. Bela sarmalında bulmuştur kendini, binlerce yaranı gibi. Terör örgütü üyeliğiyle suçlanır. Önceleri kurumla ilişkisi koparılır. Babalarından miras kalan mütevazı evlerinde boş durmaz, KHK ile işten atılanlara, eşleri hapsedildiği için mahrumiyet ve mağduriyet yaşayan ailelere yardıma adar kendini. Bu süreçte yurttaşındaki kardeşini ziyaret eder. Kardeşi, Türkiye’deki durumdan endişe duyduğunu, kendileriyle birlikte kalıp geri dönmemesini salık verir. Yardıma muhtaç binlerce insan ve yapılması gereken çok iş olduğunu söyleyerek kardeşinin talebini reddeder.

Buluşabildikleri bayanlarla aynı duygu etrafında kenetlenip karınca kararınca yardıma koşarlar. İçli köfte yapıp satar, el emeği göz nuru çalışmalarını pazarlayıp bir gelir elde etmeye, bununla da mağdurların acısını kısmen de olsa dindirmeye çalışırlar. Koca devletin, hapislere tıktığı fertlerin yakınlarını ölüme mahkum etmesine karşın onlar kolları sıvar, binlercesi gibi zulme direnmenin en masumane şahidi olurlar.

Halime genç yaşında hayalleri olan bir insandır. En büyük hayali ise sulh ve sükunun bir gün tekrar yeşermesi ve gül devrine olan özlemdir. Ancak, yıllardır süregelen Akdeniz anemisi hastalığı da yakasını bırakmamaktadır.

20 Şubat’ta Mersin’de ev hanımlarına yapılan operasyonda o da gözaltına alınır, işkenceye maruz kalır. Yorgundur, hastadır, ancak hastalığına rağmen ne tedavi edilir ne de serbest bırakılır. Gözaltında kaldığı sürece kendisine ilaçları verilmez. Bu arada raporları da kaybedilmiştir. Nasıl bir terör örgütü üyeliği ise, yaşatılan tüm zulme rağmen engin bir huzur içindedir. Hapishane şartlarında 21 kişilik bir koğuşta yaşam mücadelesi verir. Artık iyice zayıf düşmüştür. Yeterli gıda alamıyor ve ihtiyaçlarını yerine getiremiyor artık.

Sistemik Lupus Eritematozus hastası olan Halime, 2 defa komaya girer, dili boğazına kaçar. Yanındakilerin müdahalesiyle tekrar nefes alması sağlanır. Yoğun bakımda olması gerekirken cezaevinde yargılanmayı bekler. Kendisiyle beraber gözaltına alınanların isimlerinin de olduğu ifadeye imza atması istenir. İmza atanlar tahliye edilirler. Herşeye rağmen Halime, düzmece ifadeyi kabul etmez ve tutuklu yargılanmak üzere Tarsus cezaevine gönderilir.

Hastahanede tedavisine izin verilmesi ve tutuksuz yargılanması istenir, artık çok geç kalınmıştır. Kardeşi tarafından Twitter aracılığıyla kamuoyuna duyurulan acil durumla ilgili yetkili kişiler herhangi bir girişimde bulunmazlar.

Daha önce benzer bir şekilde katledilen Gökhan Açıkkollu gibi Halime’nin de hasta ve yorgun bedeni 27 Nisan günü teslim-i ruh eyler. Bir yönüyle şehadet şerbetini yudumlayarak diğer taraftaki sevdiklerine ve rahmet-i Rahman’a ulaşır. Başka bir ifadeyle de, tek parti OHAL yasalarıyla, AKP bürokratlarınca öldürülür. .Kardeşi Zübeyryurtdışından Twitter üzerinden acısını paylaştı: Babam 2.5 sene önce vefat etti, şimdi de gözümüzün nuru biricik kız kardeşimiz devlet tarafından hiçbir suçu olmadığı halde cezaevine konuldu ve bilinçli bir şekilde ölmesine göz yumuldu. Elimiz kolumuz bağlı yurtdışındayız cenazesine gidemiyoruz, annemin hala haberi yok. İçimiz yanıyor.

En büyük mahkemede  Hakimler Hakimi Allah’ın huzurunda görülmek üzere dünyada  bir hesap daha muvakkaten kapatılır. Hepsini yakından tanıdığım diğer bütün aile fertleri gibi, terörle  rüyalarında dahi tanışmamış olan bu masumeye reva görülen muamelenin karşılıksız kalması elbette ki beklenemez. Bu kaçıncı ölüm, bu katillere kim dur diyecek, bilmiyorum ama, merhumeye rahmet – aileye sabrı Cemil dilemenin yanında hukuki mücadelenin de daha kararlı ve uluslararası çapta verilmesi kaçınılmaz hal almıştır.

Bahadır Arslan

Yükleniyor...

YORUMLAR






    0 YORUM