USD
4,8310
EURO
5,6545
ALTIN
193,3587

Hizmet Hareketinin Eğitim Anlayışı 8

Eğitim anlayışına dair, bu güne kadar köşemizde 7 yazı kaleme aldık. Bu hafta da 8. eğitim yazısı olarak, bir sonuç ve değerlendirme çalışması yapmayı düşündük…
Her şeyden önce bu çalışmalar, yeni ve orijinal fikirler ortaya koyma gayretinden ziyade, zaten esas olarak mevcut olan değerlere ve uygulama şekillerine doğru bir zaviyeden bakabilme ve izah edebilme çalışmasıdır.

Hizmet Hareketinin Eğitim Anlayışı 8
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

DEĞERLENDİRME :

Eğitim anlayışına dair, bu güne kadar köşemizde 7 yazı kaleme aldık. Bu hafta da 8. eğitim yazısı olarak, bir sonuç ve değerlendirme çalışması yapmayı düşündük…
Her şeyden önce bu çalışmalar, yeni ve orijinal fikirler ortaya koyma gayretinden ziyade, zaten esas olarak mevcut olan değerlere ve uygulama şekillerine doğru bir zaviyeden bakabilme ve izah edebilme çalışmasıdır.
7 yazıda kaleme aldığımız tespitleri şu şekilde özetleyebiliriz:
Sabit, kalıplaşmış tek tip bir eğitim modeli yoktur.
160 ülkede eğitim faaliyetleri, her ülkenin kendi sistemiyle, modeliyle bütünleşmiş bir şekilde sürdürülmektedir.
Hizmet eğitim anlayışının her eğitim sistemine uygulanabilen ÜST EĞİTİM NORMLARI vardır.
Bu normların kaynağı; evrensel değerler, Kur’an, Sünnet, Üstad ve Hocaefendi’nin fikirleridir diyebiliriz.
Üst normları şu şekilde özetleyebiliriz:

A – Bireyin Kolektif Şuur ve ortak Akıl İçerisinde Çiçek Açması:

Ferdin şahsi gelişiminde; kolektif şuur ufkunda, ortak aklı işletirken “ferdin (bireyin) çiçek açma” temel prensibini özellikle esas almak gereklidir.
“Ferdî istidat ve kabiliyetler, kolektif şuur içerisinde körelmeye maruz kalır, tezi ve yaklaşımı doğru değildir. Aksine insanı merkeze alarak oluşturulacak kolektif şuur, farklı istidat ve kabiliyetlerin inkişaf etmesi için uygun bir zemin hazırlanmanın ad ve ünvanı olacaktır.”

B- Hizmet eğitim anlayışının esaslarından biri de “dinî ilimlerle pozitif fen bilimlerinin mecz edilmesi ve kalp kafa izdivacının hayata geçirilmesi” prensibidir.

Genellikle dinî ilimlerle uğraşan din mensupları bilimden uzak dururken, bilim alanında kendini geliştiren bilim adamları da dine karşı soğuk durmayı tercih etmektedirler. Bu dünyaların birbirini kabul etmeyen zıt bakış açıları tarihi süreçte karşımıza çıktığı gibi günümüzde de “zıt kutuplarda devam etme bahtsızlıklarını” maalesef devam ettirmektedirler… İslam dünyasında; Kur’an ve Sünnet çizgisinde doğru bir ufukta yol alındığında, dini ilimlerle fen bilimleri birlikte ele alınmıştır. Ulûm-u diniye ile fenni müsbetenin mecz edildiği bu dönemlerde; toplumlarda çok büyük yükseliş ve gelişmeler ortaya çıkmıştır. Ancak maalesef zamanla fennî müsbete mensupları ile ulûm-u diniye temsilcileri yollarını ayırmışlardır. Bu süreçle beraber; din adamları kainata ‘fen ilimleri gözlüğü olmadan” eksik bakmışlar, bilim adamları ise “inançsızlık girdabı içerisinde” kör topal bir bilim anlayışıyla yürümeye çalışmışlardır.
Bu durum Batı’da da farklı değildir. Dini inançlar ve bakış açısı; dünya hayatından ve pozitif bilimlerden uzak bir hayat tarzı olarak ele alınır. Orta Çağ Avrupası’nda pozitif bilimler tamamen reddedilmiştir. Günümüz batı dünyasında ise pozitif bilimler ayrı bir alanı oluşturmuş, dinî inançlar ve fikirler ise hiçbir zaman akıl ve bilim süzgecinden geçirilmeme çıkmaz sokağına hapsedilmiştir.
Hizmet eğitim anlayışı, neslin yetişmesi sürecinde; pozitif bilimlerle uğraşan gençlerin dini değerleri çok iyi anlaması ve yaşamasını hedeflemektedir. Aynı zamanda dinî alanda ihtisas yapmak isteyen gençlerin de pozitif bilimleri çok iyi araştırıp teknolojiye ve bilime açık din adamları olarak yetişmeleri esas alınmaktadır.

C-Üçüncü eğitim normunda “ÖĞRETMENİN REHBERLİĞİNDE, ÖĞRENCİNİN AİLESİYLE BİRLİKTE ELE ALINDIĞI” bir esas yaklaşım söz konusudur…

Öğretmenlik peygamber mesleğidir. Efendimiz (SAV) “Ben ancak bir öğretmen olarak gönderildim.” diye buyurarak öğretmenlerin “her yönüyle mükemmel ve iyi bireyler” yetiştirmeye kendilerini adamış “ideal rehberler” olduklarına işaret etmiştir… Hizmet eğitim anlayışında öğretmenin yetiştirilmesi, aile ve öğrenci rehberliğiyle birlikte ele alınması olmazsa olmaz bir hakikattir.

D-BİLGİNİN HAZMEDİLMESİ (İÇSELLEŞTİRİLMESİ) , TEDRİCİLİK VE MÜSBET EZBER esaslarını (normlarını) anlatmaya çalışacağız.

İnsanı, herhangi bir eşya, bilgi ya da hadisenin özüne ve hakikatine mana-yı harfi gözlüğüyle bakabilme seviyesine ulaştırma gayreti, hizmet eğitiminin olmazsa olmaz esasıdır.
Bediüzzaman Hazretleri; nazar, niyet, mana-yı ismi ve mana-yı harfi kavramlarının tahlillerini yaparken hedefteki “ideal insana ulaşma gayeyi hayalinin, taklitten tahkike yol alma eğitim esaslarını” önümüze koymaktadır.
Eşya ve bilginin kabaca tanınması arzu edilmez; aksine mevzunun bütün cihetleriyle keşfedilmesi, muhtevasının derinlemesine anlaşılıp hazmedilmesi çok mühimdir… Böylece bilgi, şahsın benliğiyle özdeşleşecektir. Ezberlenen bilgi sırtta taşınan bir yük gibiyken hazmedilmiş (içselleştirilmiş) bilgi ise insanın benliğiyle bütünleşecek ve bir süre sonra kaybolup gitmeyecektir…
Modern eğitimde de bilginin içselleştirilmesi prensip olarak kabul edilmiştir… Temel yaklaşım benzerlik gösterse de hizmet eğitim anlayışında ezberlenmeyip öğrenilen bilginin hakikatine ulaşma gayreti hiç bitmeyen bir öğrenme aşkıyla devam eder ve insanı ebediyetin sırlı dünyasına taşır…

E-Kazandırılması hedeflenen “Altın Nesil Keyfiyeti ve Yeryüzü Mirasçısı Vasıflarını” kısaca ifade etmeye çalışacağız…

Eğitimin esas gayesi, gençleri “evrensel değerler” şeklinde de ifade edebileceğimiz şu vasıfları benimsemiş olarak yetiştirmektir: Muhabbet, uhuvvet, muavenet, meşveret, isar ruhu, fedakarlık ve çile, murakabe, dialog anlayışı… Bu temel esasların da öncelikli olarak “örnekleri kendinden bir hareket” düsturuyla “kendi hayatımıza hayat kılınması” gerekmektedir. Bu kavramlar Bediüzzaman Hazretleri ve Hocaefendinin eserlerinde derin manalarla ifade edilmiş ve eğitimcilerin hayata bakışına orijinal ve engin ufuklar kazandırmıştır.
Hizmet eğitimcileri; bu vasıfları, kendi dünyalarında samimi olarak yaşar ve benliklerine mal ettikleri bu güzelikleri öğrencilerine aktarırlar… Eğitimde, öğrenciye tesir etmenin olmazsa olmazı “yaşadığını anlatma” ilkesidir…
Hocaefendi; “ideal insan olma yolculuğuna” devam eden rehber, muallim ve talebeye “Yeryüzü Mirasçısı” olma ideal ufkunu hedef olarak göstermiştir… Yeryüzü mirasçısının temel vasıflarını birlikte hatırlayalım :
” Mirasçının birinci vasfı, kâmil îmandır.
Mirasçının ikinci vasfı, yeniden dirilişin en önemli iksiri sayılan aşktır. Gönlünü Allah’a îman ve O’nun marifetiyle onarmış, donatmış bir insan, derecesine göre bütün insanlara, hatta bütün varlığa karşı derin bir muhabbet ve engin bir aşk…
Mirasçının üçüncü vasfı; akıl, mantık ve şuur üçlüsüyle ilme yönelmek olacaktır.
Mirasçının dördüncü vasfı; onun, kâinât, insan ve hayat mülâhazalarını bir kere daha gözden geçirip yanlış ve doğrularını kritik etmesidir.
Mirasçının beşinci vasfı; onun hür düşünebilmesi ve düşünce hürriyetine saygılı olması şeklinde hulâsa edilebilir.
Artık dehânın yerini de şahs-ı mânevî, meşveret ve kolektif şuur almıştır ki, bu da yeryüzü mirasçılarının altıncı adımının hulâsasıdır.
Mirasçının yedinci vasfı, riyâzî düşüncedir.
Sanat düşüncemizi sekizinci vasıf olarak hatırlatmak îcab eder…”

F-ÖĞRETMEN YETİŞTİRME KRİTERLERİ NORMU:

Öğretmenin her bakımdan, özellikle de insani değerler açısından yetiştirilmesi hayati bir önem taşımaktadır… Branşı ne olursa olsun “rehber” vasfı olmayan fertlerin bu meslekte bulunması; toplum, okul, aile ve öğrenci zaviyesinden telafisi mümkün olmayan yaralara yol açacaktır…
Bu hususu Hocaefendi şu şekilde ifade etmektedir:
“İnsanın önce kendini keşfetmesi lazım. “Nefsini bilen Rabbini bilir.” beyanından hareketle, insan nerede hangi seviyede olduğunu bilmeli ki bu çok önemlidir. Kimseyi aldatmanın bir manası yoktur. Yorumlara tevillere girmek kimseye bir şey kazandırmaz. Her insan davranışları ile kendi tabiatının rengini aksettirir. Öyleyse önce onun keşfedilmesi gerekir. Bunu bilmeli sonra da bu tabiatı terbiye etme cihetine gitmeliyiz”
Bir öğretmen, alanında yani; fen, sosyal bilimler veya dini ilimlerden hangisinde faaliyet sürdürüyorsa o dalda kendini mükemmel şekilde yetiştirmelidir. Ayrıca sınıf yönetimi ve öğrencilerle pedagojik ilişkilerde de kusursuz bir performans ortaya koymalıdır…
Yukarıda izah etmeye çalıştığımız hususlar ideal bir eğitimcinin üzerinde taşıması gereken temel kriterlerdir. Ancak bunların yanı sıra; “değerler eğitimi” de dediğimiz insani, evrensel ve manevi değerlerle bezenmiş “rehber öğretmen” hususiyetlerini taşıyan “hakiki muallimler” hizmet hareketinin eğitim anlayışını, mükemmel bir seviyeye taşımaktadır.
Hizmet Eğitim anlayışını kısmi de olsa “farkındalık ilkesi” içerisinde sizlerle paylaşmaya çalıştık…
Yukarıdaki normlar çok daha muhtevalı ele alınabilir, her biri kitap hacminde potansiyel ihtiva etmektedir…
Üst eğitim normlarına farklı bakış açılarıyla ilaveler yapılabilir…
Eğitim faaliyetlerinin uygulama alanlarına, pratik çalışmalara, muhtelif öğretim detaylarına girilmemiştir. Bu kısım ayrıca başlı başına ele alınmalıdır…
Yorumlar, bakış açıları, farklı değerlendirmeler bize ait iddiasız bir projeksiyonu ifade eder. Umumi ve bağlayıcı bir çalışma değildir.


Ümit ULUDAĞ

YORUMLAR






    0 YORUM