USD
4,8310
EURO
5,6545
ALTIN
193,3587

ZAMANE FIKRALARI-32

Dolar muhabbeti de ayağa düştü. Neymiş, eskiden bir dolara bir defa tuvalete gidiyormuşuz, şimdi bir dolara dört defa. Bari umumi tuvalet hususunda Türkiye’yi 1 lira ile tanıştıran Çorum Osmancık Tesisleri yöneticilerini de tartışmaya dahil etseydiniz de tam olaydı. Yahu dolar kaç olursa olsun, bizim aklıevvellerden biri “Biz maaşımızı TL ile alıyoruz!” deyip meseleyi çözmemiş miydi? Neyse ki uzun yıllar sonra doları sabitledik. Düzce’nin ortasında yaptığımız Rabi Anıtı, dört dört diye diye son durumu gözlerimize sokuyor.

ZAMANE FIKRALARI-32
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Dolar, lira karşısında yerlerde sürünedursun, şevketlü hakanımız Kosova vezir-i azamına da haddini bildirdi bu hafta: “Hesabını vereceksin!” dedi. Neyin hesabını? Bizim gariban Davudoğlu nasıl darbe tiyatrosunda devre dışı ise o da bu kumpasta öyle işte. Anlayacağınız, kumpas işleri başbakan seviyesine düşmeyecek kadar ciddi işler. Adam demiş ki “Benim bu dalavereden haberim yok. Bu haltı yiyenler hesap verecek!”

Demişse demiş, ne var bunda? Hem sen neci oluyon da sınır ötesi coğrafyaların insanlarına amirâne konuşuyorsun? Trump’ım desen doların yok, Putin’im desen füzen yok, Esed’im desen kimyasl silahın yok, nene güveniyorsun? Bari bu üslup ile iç kuruşluk itibarımızı da yele vermesen!..

***

İran’dan ülkeye giriş yapan Afgan kaçaklar neyin nesi anlayamadım; lakin bir yakınımın Dubai’de, havaalanında tanıştığı Afganlı ile konuşması bana ilginç geldi. Bu yapılı ve cesur genç, yakınıma ne dese beğenirsiniz: “On beş Temmuz akşamı biz Türkiye’de  sokaklardaydık, tankları biz durdurduk!” Hay bin kunduz! Eğer doğruysa bu nasıl iştir, acaba bunlar tank egzozuna atlet sokup meseleyi halledenlerden mi yoksa iş daha mı ciddi ? Ve dahi yeni parti Afganlar da dolgu malzemesi olmak ve fonksiyonel şekilde kullanılmak üzere mi yurda sokuldu?

Benimki de belki vesvese. Lakin bugüne dek İran’dan bize ne hayır gelmiş ki!… Adamlar kontrolsüz şekilde ol cenahtan gelince ister istemez sû-i zan ettim herhaldeJ.

***

Bir hışımla gelip geçti Afrin fatihi, gelip geçti geçmesine de bağrımızı da delip geçti. Neydi o heybet ve haşmet ve dahi celâlet. O üniforma nasıl da yakışmıştı. Gerçi yakışmayacak ne var? Sarayın, halayıkların, saltanatın yakıştığına üniforma mı yakışmayacaktı?

***

Çanakkale destanı cephede yazılırken devlet, şair ve yazarları cepheye götürmüştü. Çarpışmaları bizzat uzaktaki tepelerden seyreden müelliflerimizin yazdıkları coşku dolu yazı ve şiirler harp mecmuasında basılmakta, halkın iradesi canlı tutulmaya çalışılmaktaydı. Gerçi en canlı şiiri, zafer haberini çoook uzaklarda, Arap çöllerinde alan Akif’e yazmak nasip olmuştu. Sanatçıların Afrin çıkarmasını izleyince bu olayı anmadan edemedim. Neredeeen nereye. Fazla yoruma gerek yok…

Son harekatı bir de film ile taçlandırmışlar. Neyse ki bundan sonra “Ne zaman Oscar alan bir film çıkaracağız?” sorusuna mahal kalmadı. Mennan Usta yaşasaydı da bizimkilere taklit bir Oscar ödülü yapıverseydi ne olurdu?

***

Son demlerde yandaş parti teşkilatçılarının, vatan sathında böyükbaşların nüfuzunu kullanarak ne devâsâ krediler aldıkları söylentileri ayyuka çıktı. Bunlar mübalağa ve iftira dolu iddialar. Birincisi onlar, kendileri için değil, vatan millet için çalışıyorlar. Aldıkları kredilerin faiziyle cami yaptırıyorlar(!) Üstelik bu kredilerin miktarları öyle atla deve değil, mütevazi miktarlar. Adamların gözü tok, onlardaki istiğnayı bir Kars fıkrası ne de güzel anlatır: Çocuk annesine sorar:

-Ana, ana! Senin için “Çok evlenmiş.” diyorlar, doğru mu?

Anası cevap verir: Anan öle ogul! Anan goca yüzi mi gördi? Eli, Veli, Pir Veli, tokkuz da ondan ileri. Pambuk alan, at satan, bir de rehmetlik ataan!..

Kerem UMAR

YORUMLAR






    0 YORUM